28 Ekim 2015 Çarşamba

"Kralların Çarpışması - George R. R. Martin" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Kralların Çarpışması
Özgün Adı: A Clash of Kings
Seri: Buz ve Ateşin Şarkısı #2
Yazarı: George R. R. Martin
Çevirmeni: Sibel Alaş
Yayınevi: Epsilon
Türkiye Yayın Tarihi: 2012
Sayfa Sayısı: 504 + 488
Piyasa Fiyatı: 20.00 TL + 20.00 TL
Goodreads: 4.39
 
 
 
 
ARKA KAPAK:
 
 Krallar çarpışırken tüm diyar titrer...
George R. R. Martin, Taht Oyunları'nın sabırsızlıkla beklenen devam kitabı Kralların Çarpışması'nda okuyucuları eşsiz hayal gücüyle buluşturuyor. Büyü, intikam ve savaşla dolu, eşi benzeri görülmemiş bir dünyanın kapıları açılırken büyük bir serüven başlıyor.

Alev ve kan rengine bürünmüş bir kuyruklu yıldız, gökyüzünü baştan başa kaplamıştır. Ejderha Kayası'nın kadim kalesinden, Kışyarı'nın haşin topraklarına kadar korkunç bir keşmekeş hâkimdir. Altı güç, Demir Taht'ı ve parçalanmış Yedi Krallık'ı ele geçirmek için kıyametvari bir savaşa hazırlanmaktadır. Gecenin karanlığında ölüler yürümekte, kardeş kardeşi katletmektedir. Bir akıl şövalyesi, tehlike saçan bir büyücü kadını zehirlemek peşindedir. Bir prenses, öksüz oğlan kılığında dolaşmakta; Ay Dağları'nın vahşi adamları, yağma için inmektedir. Kardeş katli, zillet, simya ve kıyımla ilerleyen bu macerada zafer, kılıcı ve kanı en soğuk olanların dahi olabilir...
 
BENİM YORUMUM:
 

     Selam selam selam. Bir başka gecikmiş yoruma hoş geldiniz.
 
     Bu yorumu bekletiyordum çünkü önce ikinci sezonu bitirmek istiyordum. İlk kitabı okurken bir yandan dizinin ilk sezonunu izlemiştim ama Kralların Çarpışması'nı internet erişimim olmadığı bir dönemde okudum ve sonrasında bir türlü diziyi izleyesim gelmedi. Belki üçüncü kitapta biraz daha ilerleyince  izlemeye devam ederim. Şu an birinci cildin 423. sayfasındayım onda da. Kılıçların Fırtınası'ndan sonra Kralların Çarpışması incecik görünmeye başladı.
 
     Aslında belki de diziyi izlemeyi beklemeliydim çünkü olayları pek hatırlamıyorum. Kitabın kalınlığının ve karakterlerin çokluğunun da etkisi var bunda. Yanlışlıkla üçüncü kitaptan spoiler vermemeye çalışırken yorum biraz kısa kalabilir. Ya da kalmaz, daha başlamadım.
 
     Kralların Çarpışması, Taht Oyunları'ndan daha güzel ve daha akıcıydı bana göre. Bunun nedeni hem artık karakterlerin büyük kısmının adını aklımda tutabilmem (nihayet, nihayet) hem de dediğim gibi internet olmadığı için dikkatim dağılmadan kitabı okuyabilmem. Günde on bölüm okuduğum olurdu. Güzel günlerdi. Zavallı Kılıçların Fırtınası o kadar şanslı olmayacak.
 
     Bana göre kitaplar fazla uzatılmış. Kalınlıklarından değil de yavaşlıklarından elimde sürünüyorlar. Şölenlerdeki, ziyafetlerdeki yemeklerden veya saçma sapan hanedanların sancaklarından bahsetmek için koskoca bir sayfa ayırdığı oluyor ve midemin bulandığını hissediyorum.
 
     George'un kendi hayal gücüne esir olmuş, saplantılı, sorunlu bir dahi olduğunu düşünüyorum. Bir gün gerekir diye bütün gereksiz karakterleri ve kaç oğulları olduğunu planlayıp kitabın arkasına sayfalar boyunca yazıyor, yarattığı dünyayı daha gerçekçi kılmak için haritalarla boğuşuyor ve eklediği bunca gereksiz ve büyüleyici ayrıntıyla uğraşırken elindeki dünyayla yapabileceği şeylerin büyük kısmını gözden kaçırıyor. Olaylar. Çok. Yavaş. Gerçekleşiyor.
 
     Ama en azından gerçekleşiyorlar.
 
     Arya'nın bölümleri açık arayla en sevdiklerimdi. Çok fazla değillerdi gerçi. Ama çok iyilerdi. Jaqen H'ghar muhteşem bir karakterdi. Hakkında biraz daha fazla şey öğrensek daha iyi olabilirdi. Ama her neyse. Arya mükemmel olmaya devam ediyor. Jaqen'in verdiği hakları bu kadar aptalca harcamış olsa da. Ama her neyse. Oradan oraya sürüklenip duruyor. George onu nereye götürmeyi planlıyor bilmiyorum ama Kışyarı olmadığı kesin.
 
     Daenerys'in kitap boyunca bu kadar sefil halde olmasını beklemiyordum. Aslında böyle daha iyi. Evlilik yoluyla değil kendi çabalarıyla kraliçe olacak. Ejderhaları büyüyene kadar biraz daha sürünebilir.
    
     Sansa'yı sevmeye başladım. Sanırım ilk kez onun sadece on iki yaşında bir kız olduğunu hatırladım. Şövalye hikayeleriyle ve şarkılarla büyüyen birinden nasıl davranmasını bekleyebilirdim ki? Sonradan harika bir karaktere dönüşme potansiyeli var ve umarım George onun gibi bir karakteri harcamaz. Tazı hakkındaki düşüncelerim değişip duruyor. Umarım sonraki kitaplarda bir kez daha görünür. En azından nerede ne yaptığına dair doğru dürüst bir açıklamayı hak ediyor.
 
     Sanırım en çok sinirlendiğim şey Tyrion'ın gördüğü muameleydi. Lannisterlar Tyrion'ı dinleseler şu ana kadar bütün savaşları kazanmış olurlardı. Ama Shae'den nefret ediyorum.
 
     SPOILER!!!
 
     Bran'ın varg oluşunu sevdim. Ama daha mantıklı bir açıklama bekliyorum. Bu diğer Stark çocuklarını da mı varg yapar? Arya ve Sansa'ya ne olacak? Peki Rickon?
 
     Bran ve Rickon yerine başka çocukları öldürdüklerini de, Bran ve diğerlerinin mahzen mezarda saklandığını da önceden anlamıştım. Evet, bununla hala gurur duyuyorum. Muhtemelen her hatırladığımda gurur duymaya devam edeceğim.
 
     Spoiler biter.
 
     Son olarak yeni karakter Davos var. Bence olayları Stannis'in gözünden yazmaktansa yeni bir karakter ekleyip onun gözünden anlatmak iyi fikirdi. En azından iki kitapta daha yer almayı hak eden bir karakter.
 
     Diziden iki bölüm izledim. Birinci bölüm fena değildi ama ikinciyi beğenmedim. Evet bütün sezonu iki bölüme göre yargılıyorum. Davos tam olduğu gibi yansıtılmamıştı sanki. Melisandre'yi oynayan kadını da sevemedim.
 
     Aslında çok fazla yeni karakter var ve Kralların Çarpışması'nda Taht Oyunları'ndaki kadar bile ölüm yok. Ve herkes George'dan nefret ediyor. Bu da beni korkutuyor. Kim ölecekse ölse de rahatlasam.
 
     Elbette ölümünü spoiler aldığım kişiler var ama sakın yorumlarda hiçbirinden bahsetmeyin çünkü istemeden de olsa açık açık spoiler verdiğinizde yorumlarınızı silmek zorunda kalıyorum. Ah bir saniye artık yazılarıma kimse yorum yapmıyordu AHAHAHAHA benden nefret etmekte haklısınız alıntılara geçelim.
 
 
ALINTILAR:
 
"Nehirova'yı kaybettik ve bunlar yetmiyormuş gibi, Sansa'nın aptal ağabeyi kendini kral etmiş."
Cüce alay dolu bir ifadeyle gülümsedi. "Bugünlerde pek çok aptal kendini kral ilan ediyor."
(Joffrey ve Tyrion, Kısım 1, sf. 52)
 
 
"Fırtınalar gelir gider, dalgalar vurur, büyük balık küçük balığı yutar ve ben kürek çekmeye devam ederim."
(Varys, Kısım 1, sf. 127)

 

"Onları kurtarmama yardım etmelisin."
Gendry güldü. "Bunu nasıl becereceğiz peki?"
"Sör Amory onları zindana gönderdi. Azap Kulesi'nin altındakine. Büyük, tek bir zindan. Çekicinle kilidi kırabilirisin..."
"Nöbetçiler beni izleyip kilidi kaç darbede kırabileceğim üstüne bahse girerken mi mesela?"
(Arya ve Gendry, Kısım 2, sf. 184)


"Bunlar cesur adamlar," dedi Tyrion hayranlıkla. "Gidip onları öldürelim."
(Kısım 2, sf. 350)


"...sizin üç ejderhanız var. Birini bana verin, bütün iyiliklerim için. İkisi hala sizin olur ve otuz gemi."
"Kaç gemiye sahipsin Xaro?"
"Seksen üç. Zevk mavnam hariç."
"Peki On Üçler'deki arkadaşların?"
"Hepimizin gemilerini toplarsak, belki bin."
"Baharatçılar ve Turmalin Kardeşliği?"
... "Baharatçılar; bin iki yüz ya da bin üç yüz. Kardeşlik sekiz yüzden fazla değil."
"Peki; Asshaililer, Braavoslular, Yaz Adalılar, İbbenliler ve büyük tuzlu denizde yelken açan bütün insanlar, onların kaç gemisi var? Hepsi?"
"Çok, çok fazla," dedi Xaro rahatsız bir şekilde. "Bunun ne önemi var?"
"Dünyadaki üç canlı ejderhadan birine fiyat biçmeye çalışıyorum." Dany tatlılıkla gülümsedi. "Dünyadaki bütün gemilerin üçte biri adil olur sanırım."
(Kısım 2, sf. 366)
 
 
PUANLAMA:
 
5 Taç: Bayıldım. Kesinlikle harikaydı.
 
Dediğim gibi bana göre ilkinden daha iyiydi. Ama Taht Oyunları yorumunda bahsettiğim, ikinci kitapta gerçekleşmesini beklediğim "büyük savaş" hayal kırıklığıydı. Evet, büyük bir savaştı. Ama çok da heyecanlı sayılmazdı. Daha az tasvir, daha çok olay. Tek istediğim bu.