29 Eylül 2015 Salı

"Şimşek Hırsızı - Rick Riordan" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Şimşek Hırsızı
Özgün Adı: The Lightning Thief
Seri: Percy Jackson ve Olimposlular #1
Yazarı: Rick Riordan
Çevirmeni: Kadir Yiğit Us
Yayınevi: Doğan Egmont
Türkiye Yayın Tarihi: 2009
Sayfa Sayısı: 364
Piyasa Fiyatı: 21.00 TL
Goodreads: 4.20

 
ARKA KAPAK:
 
Bir gün birisi çıkıp size Antik Yunan tanrılarının hâlâ hayatta olduklarını söylese ne yapardınız? Ya annenizin ya da babanızın bu tanrılardan biri olduğunu öğrenseniz? Olağanüstü güçlere sahip olduğunuzun farkına varsanız? Ama bir yandan da peşinize mitolojik efsanelerdeki canavarlar düşse? Ne yapardınız? Percy'nin yaptığını…

İşte karşınızda Percy Jackson. 12 yaşında, hiperaktif, okuma yazmada sorunları olan ve başı beladan bir türlü kurtulmayan bir çocuk! Peşine taktıkları, ne olduklarını bir türlü anlayamadığı birtakım doğaüstü yaratıklar da cabası! Bütün bunların sebebi aslında babasının bir Yunan tanrısı olması, fakat sorunları çözmek tamamen Percy'ye kalmış durumda.

Serinin bu ilk kitabında Percy kendini ispatlamak için Zeus'un çalınan şimşeğini bulup hırsız olmadığını herkese göstermek zorunda kalıyor. Yıllardır görmediği babasıyla yüzleşmesi ve tanrılardan bile çok daha güçlü bir hazineyi ortaya çıkarması ise apayrı bir hikaye...
 
BENİM YORUMUM:


     Sanırım hepiniz Şimşek Hırsızı'nı ya okudunuz, ya filmi izlediniz, ya duydunuz ve bir şekilde neyle ilgili olduğunu biliyorsunuz ama bu beni konuyu anlatmaktan alıkoymuyor.
 
     Percy Jackson on iki yaşında hiperaktif, dislektik ve başı beladan kurtulmayan bir çocuk.  Bir gün babasının bir Yunan tanrısı olduğu ortaya çıkıyor ve yarı tanrı çocuklarla dolu Melez Kampı'na götürülüyor. Zeus'un şimşeğini çalmakla suçlanıyor ve kendini ispatlamak için yanında Annabeth ve Kıvırcık, peşinde onlarca yaratıkla bir yolculuğa çıkıyor.
 
     SPOILER İÇEREN KISIM.
 
     Percy'nin babasının Poseidon olduğu çok belli oluyordu bence. En azından biraz Yunan mitolojisi bilenler için. Percy'ye Luke'un ihanet edeceği de çok belliydi, kaç tane arkadaşı var ki zaten. O kehanet kısımlarının olmamasını tercih ederdim. Belki diğer kitaplarda da bahsedilecek bir şey olduğu içindir. Bilmiyorum.
 
     Şimşeği alanın Hades değil Ares olduğunu da anlamıştım çünkü Ares bir anda ortaya çıktı ve sonradan bir yere bağlanacak olmasa yazar onunla zaman kaybetmezdi. Ama Kronos'u tahmin etmemiştim. Yazar Uranüs'e değinecek kadar geriye gider mi merak ediyorum. Hoş olabilir aslında. Percy için değil tabii...
 
     Son olarak annesinin ölmediğini de tahmin etmiştim çünkü daha ilk kitabın başında ölemez. Rick Riordan hakkında duyduklarımdan yola çıkarak karakterleri öldürmeden önce onlara bağlanmamızı bekleyecek türden bir acımasızlığı olduğunu tahmin ediyorum.
 
     SPOILER'IN SONU.
 
     Yani şaşırdığım bir yer olmadı. Genelde yolculuk etmelerinden, bir yaratıkla karşılaşmalarından, yaratığı öldürmelerinden, daha tehlikeli bir yaratıkla karşılaşmalarından ibaretti. Muhtemelen yaratık türlerine alışmamız içindi çünkü Yunan mitolojisinde çok fazla tür var. Tanrılar için de aynı şey. Poseidon, Zeus, Hades, Ares, Dionysus ve Medusa'yı tanıtma işi bitti sayılır. Apollon'u merak ediyorum, Melez Sözleşmeleri'nde en sevdiğim tanrıydı. Ve Athena'yı. Bir de Artemis.
 
     Rick Riordan duyduğum kadarıyla en acımasız yazarlardan biriymiş ve bu beni geriyor çünkü henüz hiç trajik ölüm yok. Asla hazırlıklı olamayacağım. Şu an Kılıçların Fırtınası'nı okurken hissettiğim gibi. Ama en azından Yunan mitolojisinde ölümler çok kesin olmuyor. Sevdiğim biri Tartarus'a gitmediği sürece çok üzülmeyebilirim. Belki. Belki.
 
     Annabeth'i sevdim. Percy'ye "Senin baban Poseidon benim annem Athena arkadaş olamayız" yaptığı kısımlar hariç. Kıvırcık'ı bazen tatlı buldum, bazen yumruklamak istedim.
 
     Percy inanılmaz sevimliydi. Okurken on iki yaşında olduğunu unutuyorsunuz çünkü çok zeki. Büyüdükçe çok güçlü ve havalı birine dönüşmesini bekliyorum. Medusa'nın kafasını Olimpos'a yolladığında olduğu gibi. Ve tuvalet sahnesinde. Sonradan bir çeşit kılıç ustasına dönüşmesini de bekliyorum. Okyanusları yerinden oynat bebeğim.
 
     Filmi çok eskiden izlemiştim, o zamanlar kitabı olduğunu bile bilmiyordum. İzlediğimde çok kötü gelmemişti ama kitabı okuduktan sonra neden bu kadar nefret edildiğini anladım. Bir daha izlemeyi denedim ama yapamadım çünkü o kadar uyumsuzluğun üstüne dublajlıydı ve kalbim bunu kaldıramadı. Çok farklı oldukları için kitaptan aldığım zevki azaltmadı, sadece Medusa'yı önceden anlamama neden oldu. Muhtemelen onu kendi başıma çözemezdim.
 
     Bazen tahmin edilebilirliğinden sıkıldığım oldu ama genel olarak sevimli, eğlenceli ve serinin devamını merak etmeniz için yeterliydi.
 
     Percy'nin Minotor boynuzuyla ne yapmayı planladığını merak ediyorum.
 
      
ALINTILAR:
 
Kafamın içinde bir ses duydum, ses bir kulağımdan diğerine kayar gibi gidiyor, beynimin içine çörekleniyordu: Ben Delfi'nin ruhuyum, Işıldayan Apollon'un kehanetlerinin sözcüsüyüm, kudretli Piton'un katiliyim. Yaklaş, arayıştaki kişi ve sor.
Şöyle demek istiyordum: hayır, teşekkür ederim, ben sadece tuvalete bakmıştım.
(sf. 134)
 
 
"Zeus seni yok edecek!" diye yeminler etti. "Hades ruhunu alacak!"
"Braccas meas vescimini!" diye haykırdım.
Latince nereden çıkmıştı şimdi bilemiyordum. Ama sanırım "Donumu ye!" anlamındaydı.
(sf. 160)
 
 
"Saklanın!" diye fısıldadı Annabeth.
Onun için saklanması kolaydı. Hemen sihirli kasketini taktı ve görünmez oldu. Kıvırcık'la ben çuvalların arkasına saklanıp şalgama benzediğimizi ummaya başladık.
(sf. 245)
 
 
"Peki siz nasıl öldünüz?"
Kıvırcık'a dirsek attım.
"Ah," dedi Kıvırcık. "Şey... Boğulduk... Küvette."
"Üçünüz de mi?"
Evet manasında kafamızı salladık.
"Büyük bir küvet olmalı," dedi Charon etkilenmiş bir ses tonuyla.
(sf. 275-276)
 
 
Hades bir kaşını havaya kaldırdı. Tahtta böyle öne doğru çıkmış otururken siyah cüppesinin kumaşında acı içerisinde kıvranan yüzler beliriyordu; sanki cüppesi Ceza Tarlaları'ndan kaçmaya çalışan ölülerin ruhlarından yapılmıştı. Hiperaktif yanım, elbiselerinin diğer parçalarının da öyle bir şeylerden mi yapılmış olabileceğini merak etti. Hades'in iç çamaşırına desen olmak için insanlar ne tür kötülükler yapmıştı?
(sf. 299)
 
 
...havai fişeklerin atıldığı bir tören alayının başını çekerek yokluğumuzda bizim için kulübelerimiz tarafından yapılan kefenleri yaktık.
Annabeth'in kefeni çok güzeldi. Kefen, üzerine baykuş resimleri işlenmiş gri renkli iprekli bir kumaştan yapılmıştı. Annabeth'e bunu kullanmaya fırsatı olmadığı için yazık olduğunu söyledim. Bana bir yumruk atıp sesimi kesmemi söyledi.
(sf. 342)
 
PUANLAMA:
 
4 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben.
 
 
Sanırım bunu size önermeme gerek yok çünkü siz bana uzun süredir öneriyordunuz. Belki serinin geri kalanını maraton yapmalıyım. Her zamanki gibi herkesten gerideyim.