31 Mayıs 2014 Cumartesi

"Yolun Sonundaki Okyanus - Neil Gaiman" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Yolun Sonundaki Okyanus
Özgün Adı: The Ocean at the End of the Lane
Yazarı: Neil Gaiman
Çevirmeni: Zeynep Heyzen Ateş
Yayınevi: İthaki
Türkiye Yayın Tarihi: 1 Kasım 2013
Sayfa Sayısı: 177
Piyasa Fiyatı: 14.00 TL
Goodreads: 4.01


 
ARKA KAPAK:

Bir kelebeğin kanatları kadar narin ve hüzünlü.

Karanlıktaki bir bıçak kadar tehditkâr ve korku verici.
 
Neil Gaiman, sarsıcı eseri Yolun Sonundaki Okyanus'ta, insanı insan yapan tüm duyguları ortaya çıkarmakla kalmayıp, okurlarını onları çevreleyen karanlıklardan korunmaları için geçmişin sığınağına davet ediyor.

Hikâye, kahramanımızın çocukluğuna dönmesi ve evinin yanındaki gölün aslında bir okyanus olduğunu iddia eden Lettie Hempstock'a dair anılarının canlanmasıyla başlıyor. Bu andan sonra; küçük bir çocuğun fazlasıyla ürkütücü, garip ve tehlikelerle dolu geçmişine doğru bir kapı açılıyor.

Artık, yolun sonunda neyle karşılaşacağını kahramanımız da bilmiyor…


BENİM YORUMUM:

 
     Bana Yolun Sonundaki Okyanus'u okutmak için mümkün olduğunu düşünmediğim kadar çok konuşan, sonra da nefes aldığı kısa ve nadir aralarda araya girip itiraz etme çabalarımı görmezden gelerek kitabı elime tutuşturan ve kaçan Buse'ye şükürler olsun. Kitap çok güzeldi.
 
     Baş karakterimizin, bir cenaze sonrasında nereden geldiği belirsiz bir içgüdüyle, çocukluğunda yaşadığı eve dönmesi ve geçmişi hatırlamasıyla başlıyor hikaye. Çocukluğuna dair anıları pek canlı değil, çok şey hatırlamıyor fakat önce eskiden kendi yaşadığı evi, sonra çocukluk arkadaşı Lettie Hempstock'ın evini gördükten ve en sonunda yolun sonundaki göle/okyanusa baktıktan sonra anıları hayat buluyor, karakterimiz çocukluğuna dönüp her şeyi ayrıntılarıyla hatırlamaya başlıyor.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

"Zümrüt Yeşil - Kerstin Gier" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Zümrüt Yeşil
Özgün Adı: Smaragdgrün
Seri: Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer #3
Yazarı: Kerstin Gier
Çevirmeni: Firuzan Gürbüz
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: 2013
Sayfa Sayısı: 464
Piyasa Fiyatı: 28.00 TL
Goodreads: 4.26



ARKA KAPAK:


İçinde aşkın tüm renklerini bulduğunuz unutulmaz serinin son kitabı...

Bir kadın kalbi kırıldığında ne yapar?
En iyi arkadaşını arar, çikolata yer, belki haftalarca aşk acısı çeker.
Ancak zaman yolcusu Gwendolyn Shepherd, elinde olmayan nedenlerden dolayı enerjisini başka şeylere harcamak zorundadır. Örneğin hayatta kalmak...

Çünkü geçmişte yaşayan Saint Germain Kontu'nun yaptıkları, geleceği tehlikeli bir şekilde etkilemeye başlamıştır.
Gwendolyn ve Gideon aşk acısına rağmen ipucu bulmak için 17. yüzyıldaki büyüleyici bir baloda menuet dansı yapmakla kalmayacak, kendilerini unutulmaz bir maceranın da içinde bulacaklardır...

"Gizem, gerilim, bilimkurgu, romantizm ve maceranın doyurucu bir karışımı. Okuyucular tüm seriyi bir solukta bitirecek..."
-Augsburger Allgemeine-


BENİM YORUMUM:


     Yakut Kırmızı yorumum için buraya, Safir Mavi yorumum için buraya tık tık edebilirsiniz. Zümrüt Yeşil yorumum içinse okumaya devam edin çünkü başlıktan da açıkça anlaşıldığı üzere bu yorum onunla ilgili.

     Çoğu kişinin bir çırpıda okuduğu seriyle ben Ocak'tan beri boğuşuyorum. Ve ne yazık ki seriyi o kadar da beğendiğimi söyleyemem. Çok eğlenceli ve sürükleyici, orası kesin. Yaratıcı da. Ama abartıldığı kadar değil cidden. Henüz başlamadıysanız, kitapları okurken dolduruşa gelip çok şey bekleme hatasına düşmeyin sakın. Büyük bir aksiyon veya savaş falan beklemeyin. Yok öyle bir şey. Dövüş sahneleri bile acınası durumda. Bu seriyi alınabilir ve okunabilir kılan şeylerin arasında aksiyon yok.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

"İlk Aşk - John Green" Kitap Tanıtımı



V. Katherine erkeklerin iğrenç olduğunu düşünüyordu...
X. Katherine sadece arkadaş olmak istedi
XVIII. Katherine onu bir e-postayla terk etti
K-19 kalbini kırdı

Konu ilişkiler oldu mu, Colin Singleton’ın tipi Katherine isimli kızlar… Ve konu Katherine isimli kızlar oldu mu, Colin her seferinde terk ediliyor. Tam sayı vermek gerekirse, on dokuz kere.

 Bir yol macerasına atılan, evden kilometrelerce uzaktaki bu anagram âşığı, hali harap, üstün zekâlı gencin cebinde on bin dolar, peşinde kana susamış bir yaban domuzu ve hemen yanında televizyon bağımlısı, şişman dostu vardır… Ama bir tane bile Katherine yoktur.

 Yarattığı formülle tüm romantik ilişkilerin geleceğini hesaplamayı uman Colin, Katherine Öngörülebilirliği Teoremi’ni ispatlamak için debelenmekte, tüm Terk Edilenler’in öcünü almanın ve sonunda kızı kapmanın peşindedir.

 Aşk, dostluk ve ölü bir Avusturya-Macaristan arşidükü, insanın kendisini yeniden keşfetmesini konu alan bu çok katmanlı romana şaşırtıcı bir son ve sıcacık bir yön katıyor.

***

     John'un ülkemizde çıkan Alaska'nın Peşinde, Aynı Yıldızın Altında ve Kâğıttan Kentler kitaplarından sonra, çıkmasını beklediğim iki kitabı daha vardı: An Abundance of Katherines ve Will Grayson, Will Grayson.
 
     Pegasus'un biraz geç gördüğüm açıklamasına göre de An Abundance of Katherines, İlk Aşk olarak çevrilmiş, dağıtım tarihi de 27 Mayıs, yanii... YARIN!!! Ama okunmamış yığınla kitabım bitmeden yeni kitap almaya kalkarsam annemle yüzleşmem gerekir ve onunla yüzleşmek istemiyorum yani İlk Aşk'a kavuşmam zaman alacak.
 








 
NOT: Pegasus'un Facebook'taki açıklamasının altında "Bari bu kitap mutlu sonla bitsin" diye pek çok yorum vardı. Savunmalarımı bunları söyleyenlerin üstüne püskürtmek istiyorum. Sonunda aşık çiftin evlenip sonsuza kadar mutlu yaşamaması kitabın üzücü bittiği anlamına gelmez. Dikkatli bakarsanız John'un kitapları genelde kötü bitmiş gibidir ama aslında mutlu bitmiştir. "Son" kavramınız yanlış. "Son", genelde sonda olur ve John'un hiçbir kitabında karakterler "son"da ölmedi veya asıl üzücü olaylar "son"da yaşanmadı yani sonu üzücü falan değildi. Teşekkürler.

22 Mayıs 2014 Perşembe

"Safir Mavi - Kerstin Gier" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Safir Mavi
Özgün Adı: Saphirblau
Seri: Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer #2
Yazarı: Kerstin Gier
Çevirmeni: Firuzan Gürbüz
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: 2013
Sayfa Sayısı: 368
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 4.24


 
ARKA KAPAK:
 
 
Zamanda yolculuk aşka engel olabilir mi?

Acemi bir âşığı geçmişe yollamak iyi bir fikir olmayabilir!
En azından on altı yaşındaki çömez zaman yolcusu Gwendolyn böyle düşünüyordur.
Bu macerada Gideon ve Gwen dünyayı kurtarmak ya da menuet dansını öğrenmek gibi pek çok sorunun üstesinden gelmek durumunda kalacaktır. (Üstelik ikisi de hiç kolay değildir!)
Bütün bunlar yetmezmiş gibi Gideon büsbütün tuhaf davranmaya başlayınca, Gwendolyn artık hormonlarını kontrol altına alma zamanının geldiğini anlayacaktır!

Çünkü işin içinde aşk varken zaman yolculuğu yapmak pek mümkün görünmemektedir...
 
 
BENİM YORUMUM:
 
 
     Yorum spoiler içermeyecek çünkü spoiler vermeye değer bir olay yoktu. Ama seriye yabancıysanız muhtemelen dediklerimin tek kelimesini anlamazsınız bu yüzden önce ilk kitapla ilgili yorumuma buradan bakıp konu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.
 
***
 
     Hemen herkesin bir çırpıda bitirdiği ama benim ilk kitapla ikinci kitabın arasına kocaman bir ara koyduğum seri, Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer, sonunda bitmiş bulunuyor. Ve devam kitabını okuduğunuz bir kitabın yorumunu yapmak gerçekten çok zor. Yanlışlıkla Zümrüt Yeşil'den spoiler verecekmişim gibi hissediyorum. Bu yüzden çözüm yolu olarak, hiçbir kitaptan spoiler vermemeye çalışacağım.

17 Mayıs 2014 Cumartesi

"Kağıttan Kentler - John Green" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Kağıttan Kentler
Özgün Adı: Paper Towns
Yazarı: John Green
Çevirmeni: Banu Talu
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: 2013
Sayfa Sayısı: 320
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 4.10
 
ARKA KAPAK:
 
Kendini ararken kaybolmanın ve yeni bir başlangıçla hayat ile aşkı keşfetmenin hikâyesi...

Quentin Jacobsen tüm hayatını, maceraperestliğin kitabını yazmış Margo Roth Spiegelman'ı uzaktan severek geçirmiştir. Bu yüzden Margo tıpkı bir ninja gibi giyinmiş halde penceresine tırmanıp zekice planladığı intikam savaşına onu davet edince Quentin, Margo'nun peşine düşer.

Genç kızla sabaha kadar ortalığı karıştırdıktan sonra okula giden Quentin, her zaman bilinmezlerle dolu olan Margo'nun artık tam bir gizeme dönüştüğünü keşfedecektir. Fakat kısa süre sonra ipuçları olduğunu ve bunların kendisi için bırakıldığını fark eder. Birbirinden bağımsızmış gibi görünen ipuçlarının peşinde inatla ilerlemesine rağmen Quentin, Margo'ya ne kadar yaklaşırsa, tanıdığını sandığı kızdan o kadar uzaklaştığını görecektir...
 
 
BENİM YORUMUM:
 
 
     Margo gizemli şeyleri seviyordu. Gizemli şeyleri belki de o kadar seviyordu ki onlardan biri haline geldi.
 
***
 
     Türkiye'de ne zaman bir felaket olsa (ki çok sık oluyor) kitaplara sığınırım. Bu yüzden şu sıralar çok fazla okuyorum. Gerçek ölü sayısını asla yansıtmayan medya, daha maden ocağı kurmayı beceremeyip nükleer santral kurmayı planlayan hükümet, okulumdaki "Susmak çok şey anlatır ve siz sustuğunuzda karşı taraf kahrolur o yüzden sesinizi çıkarmayın çocuklar" diyen din öğretmeni (sanki burada sevgilimize trip atıyoruz) ve beynimin küfür üreten bölümünü geri çeviremeyeceğim şekilde tetikleyen diğer tüm mide bulandırıcı hadiseler arasında kitaplar gerçekten sığınak işlevi görüyor.
 
     İşte Kağıttan Kentler'i tüm bunlar yaşanmadan bir gün önce bitirmiş ve bana John Green'i neden sevdiğimi bir kez daha gösteren bir kitap olduğuna karar vermiştim. John'un bir olay yaratıp, bu olayı hem üzücü hem de eğlenceli biçimde anlatırken bir yandan bu olayla ilgili harika dersler vermesini seviyorum. Ayrıca bu dersleri hem açık açık söyleyip hem de üstü kapalı tutmayı bir şekilde beceriyor.
 
     Kitap üç kısım şeklinde yazılmış: İpler, Çimen ve Kabuk. Kitabın arka kapağı İpler'i özetliyor. "Quentin Jacobsen tüm hayatını, maceraperestliğin kitabını yazmış Margo Roth Spiegelman'ı uzaktan severek geçirmiştir. Bu yüzden Margo tıpkı bir ninja gibi giyinmiş halde penceresine tırmanıp zekice planladığı intikam savaşına onu davet edince Quentin, Margo'nun peşine düşer."
 

9 Mayıs 2014 Cuma

"Beyaz Gül & Genç Kız - Ember Chainey" Kitap Yorumu


ARKA KAPAK:
 
Beyaz bir gülün bile karanlık bir tarafı olabileceğini kim bilebilirdi ki?...
 
Rozi Fanus'a bir şeyler oluyordu. On yedi yaşına basmasına haftalar kala ruhundaki karanlık taraf uyanmaya başladı. Ömrü boyunca beyaz güller içinde yetişmiş ve gül bahçesinden başka bir şey görmemiş olan kız, şimdi içinde büyüyen karanlık ile karşı karşıya kalmıştı. Artık her şey tehdit altındaydı. Lanet gerçek olmak üzereydi. Bir hayat pahasına tüm hayatlar kurtulacaktı. Ancak ya o hayat dünyaya tutunacak ve intikamını alacak kadar güçlüyse?


BENİM YORUMUM:


     Beyaz Gül & Genç Kız (nam-ı diğer Beyaz Gülün Laneti), Goodreads'teki arkadaşlarımdan biri olan E. Chainey'nin amatör olarak yazdığı bir kısa hikaye. Yazar olmak istediğimden blog'da birkaç kez söz etmişimdir, ama beni gerçek hayatta tanısanız bilirdiniz ki, bu konudan gün içinde 5-20 kez söz etme yeteneğine sahibim. En büyük hayalim bu -aklımdaki en büyük hayaller listesinden küçüklüğümden beri çıkarmaya kıyamadığım "Bulut yemek" maddesini bir süre önce geride bıraktı.

     Her neyse. Yazar olmak istediğim için, benim gibi amatörce bir şeyler karalayan kişilerin yazdığı hikaye ve romanları merak ederim. Kısa hikaye yazmak, benim hiç beceremediğim şeydir. Okumayı da çok sevmem. Ben roman seven biriyim. Ama ne zamandır aklımdaydı, bir şans verip okuyayım dedim.

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Etkinlik: Kitaplarda Sevmediğim 5 Şey

Son zamanlarda pek yapmadım sanırım ama kitap blogger'larının düzenlediği çeşitli etkinliklere katılmayı severim. Yapmaya karar verdiğim bu etkinlikte, her ne kadar etkinliği düzenleyen altı blogger'dan da kopya çekmeme rağmen bir şeyleri unutuyormuşum hissinden kurtulamasam da, kitaplarda sevmediğim beş şeyi yazmam gerek. Etkinliği düzenleyenler: Kitap İklimi, Vampirellanın Güncesi, Kutsal Yorumcu, Fanboyun Günlüğü, Okumak İçin Doğdum, TKKB-Bookowski.

 
1. Kötü çeviri
Bazıları çevirmenliği hobi olsun diye yapıyor gibi. Ya da ne bileyim, ölmeden önce bir de çevirmenlik yapayım demiş gibi. Bazen de çevirmen kitabı kötü çevirmemiştir ama orijinalindeki edebiyat dilini tam yakalayamamıştır. O güzelim kitabın şiirsel anlatımı, çevirmenin olayın içine kendi yorumunu da katması sonucu çok basit bir şeye dönüşmüştür (Örnek: Beni Bırakma - Tahereh Mafi). Tabii hiç yorum katmadan veya azıcık dilimize uydurmadan, olduğu gibi çevirenler de var ve bu da bir kitabın dilini mahvedebilir. En iyisi önünüze geleni çevirmen yapmayın.











4 Mayıs 2014 Pazar

"Karanlık Ateş - Karen Marie Moning" Kitap Yorumu

NOT: Resmin tuhaf derecede basit olduğunu düşünüyorsanız ben yaptığım içindir.
 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Karanlık Ateş
Özgün Adı: Darkfever
Seri: Ateş #1
Yazarı: Karen Marie Moning
Çevirmeni: Aylin Kalav
Yayınevi: Epsilon
Türkiye Yayın Tarihi: 2009
Sayfa Sayısı: 344
Piyasa Fiyatı: 19.00 TL
Goodreads: 4.16
 
 
 
 
ARKA KAPAK:
 
 
Karanlıktan korkar mısınız?

Güzel, akıllı ve normal biri olmak, görünürdekinin gerçeğini ortaya çıkarmaya yeter mi bilinmez ama MacKayla bu özelliklere sahip bir kadın olarak “gerçekler” için çaba sarf edecektir.

Tek amacı, diğer tüm normal insanlar gibi mutlu ve sade bir hayatı varken kardeşinin öldürülmesi ile mantıklı bir açıklama getiremediği tuhaflıklara son vermektir.

Anne ve babasına olan sadakatini çiğneyerek kardeşinin katilinin peşine düşen Mac, İrlanda’ya gider. Çıktığı yolculuk, onu hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, iyi ile kötünün aynı derecede tehlike yarattığı karanlık bir dünyaya sürükler. Kısa süre içerisinde ise daha da büyük bir meydan okumayla karşı karşıya kalır: Sahip olduğundan haberdar bile olmadığı gücünü – insanlık âleminin ötesindeki, tehlikeli Fae âlemini görebilme yeteneği – kullanmayı öğrenir ve istenilenden çok daha uzun bir süre hayatta kalmayı başarır.

Her hareketi, geçmişi olmayan ve Mac’in hayal ettiği gelecekle alay eden bir erkek olan karanlık ve gizemli Jericho tarafından gölge gibi izlenmektedir...
 
 
BENİM YORUMUM:
 
 
     "Yaşam felsefem oldukça basit... Kimsenin beni öldürmeye çalışmadığı gün, benim kitabıma göre iyi bir gündür."
 
     Sanırım ilk kez bir kitabı bitirir bitirmez yorumluyorum ama Karanlık Ateş bittiğinden beri içimde oluşan boşluğu doldurmanın başka yolunu düşünemiyorum (İkincisine de başlayabilirim tabii ama o zaman üçüncüsünü de okurum ve dördüncüsünü almadan önce bitirmem gereken halihazırda yığınla kitabım olduğu için akıl sağlığımı koruyamayabilirim, o yüzden kendimi tutuyorum.)