31 Ocak 2014 Cuma

Ansel Elgort'ı Harika Bir Augustus Waters Yapan 7 Şey

     Aynı Yıldızın Altında'nın geçenlerde çıkan fragmanıyla birlikte (buradan izleyebilirsiniz) herkes ölüp ölüp dirilmeye, fragmana övgüler yağdırmaya başladı. Fakat bununla birlikte Augustus Waters için seçilen Ansel Elgort'a sövenler diye bir grup da şekillenmeye başladı. Belki şu an içlerinden bunu okuyanlar vardır. Ansel'in itham edildiği suça "yeterince yakışıklı olmamak" deniyor.

     Savunma mekanizmamı harekete geçiren bu konuda bir şeyler yazmak istedim. Ve bu yazıda da Ansel Elgort'ı ideal bir Augustus Waters yapan yedi şeyi listeliyorum.













"Ayaklı Bela - Jamie McGuire" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı:Ayaklı Bela
Özgün Adı: Walking Disaster
Seri: Beautiful #2
Yazarı: Jamie McGuire
Çevirmeni: Boran Evren
Yayınevi: Yabancı
Türkiye Yayın Tarihi: 1 Ağustos 2013
Sayfa Sayısı: 463
Piyasa Fiyatı: 20.00 TL
Goodreads: 4.26





ARKA KAPAK:

 
Aşıksan başın belada!

Abby Abernathy; geçmişini unutmak için kalkıp uzak bir şehre okumaya gelen, temkinli, kendi hâlinde bir kız. Travis Maddox; hayatını dövüşerek kazanan ve aşka inanmadığı için tek gecelik ilişkilerle avunan bir erkek. Aşk ve bela birbirine hiç bu kadar yakışmadı...

Travis annesinden hayatla ilgili iki şey öğrendi: Aşkı bul. Ve onun için ölümüne mücadele et.

Bu hikâyeyi biliyorum demeden önce bir kez daha düşünün. Her aşk hikâyesinde iki taraf vardır: Esas oğlan ve esas kız. Tatlı Bela'da esas kızı dinledik; peki ya, esas oğlan?


Bir erkeğin aşkı için verdiği mücadeleyi kendi ağzından tüm içtenliğiyle dinlemeye hazır olun...

27 Ocak 2014 Pazartesi

"Yakut Kırmızı - Kerstin Gier" Kitap Yorumu


 KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Yakut Kırmızı
Özgün Adı: Rubinrot
Seri: Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer #1
Yazarı: Kerstin Gier
Çevirmeni: Firuzan Gürbüz
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: Şubat 2012
Sayfa Sayısı: 352
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 4.14
 



ARKA KAPAK:
 
İçinde aşkın tüm renklerini bulacağınız, macera dolu, unutulmaz bir seri...

Geçmişin gölgesinde kalmış bir aşk. Fantastik bir dünyada hayat bulan, muhteşem bir zaman yolculuğu. Gizem, heyecan, romantizmin olağanüstü karışımı

Bazen sırlarla dolu bir ailede yaşamak gerçekten de zordur.
En azından on altı yaşındaki Gwendolyn bundan kesinlikle emindir. Ta ki günün birinde kendini 18. yüzyıl Londra'sında bulana dek.İşte o zaman ailesinin en büyük sırrını öğrenir: Zaman yolculuğu! Ancak bu yolculuklarda genç kızın hislerine yer yoktur. Çünkü aşk, durumu daha da karmaşık hale getirmekten başka bir işe yaramaz!

20 Ocak 2014 Pazartesi

Kapak Değişikliği

     Az önce Little Book Owl'un, "şu" videosunda beni de en az onun kadar rahatsız eden bir şeyden bahsettiğini gördüm ve bu yazıyı yazmak içimden geldi. Bahsettiğimiz şey... kapak değişiklikleri!

     Hani bir serinin tüm kapakları birbiriyle uyumlu olur, mükemmel eşleşirler ve onları yan yana koyup bakmak -hele hele üçlemeyse, böylece bakarken çok yorulmazsınız- çok zevkli olur ya. İşte bazen de harika eşleşebilecek bir serinin bir kitabı, sadece tek bir kitabı alakasız bir kapağa sahiptir ve tüm o uyum, ahenk, denge bozulur... Ah...

     Little Book Owl'un sinir olduğu şey de bu ve benim de öyle. Kitaplığının nasıl göründüğüne çok takan ve boyut, renk, yayınevi, yazar vs. bakımından aynı olan kitapları yan yana getirmeye çalışan biriyim. Serilerin tüm kitaplarının birbirine uyuşmasına da çok dikkat ediyorum. Birbiriyle zaten fazla uyuşmayan kapaklara sahip bir seri neyse de... Resmen birbiri için yaratılmış gibi duran kapaklara sahip kitapların olduğu bir seriye onlar dışında her şey için yaratılmış gibi duran bir kapağa sahip başka bir kitap ekleyemezsiniz. YAPAMAZSINIZ BUNU.

     Bunun en önemli örneği bence Bana Dokunma serisi. "Şuraya" tıklayarak ulaşabileceğiniz resimlere uzun uzun bakın şimdi. Ayrıca inceleyebilmeniz için ayrı bir sayfada bakmanızı istedim. Birinci şekildeki resim, ülkemizde de aynı kapakla çıkmış olan Bana Dokunma. Hemen yanındaki ise Bana Dokunma'nın çok sevgili yayınevi tarafından değiştirilen kapağı. Kesinlikle daha güzel olmuş, bir öncekini trilyona katlamış falan ama neden daha ilk başından bu kapakla yayınlamamışlar?

     Dördüncü resimde serinin ikinci, ve altıncı resimde de üçüncü kitaplarını görüyorsunuz. Üç ve beş numaralar ise diğerlerinin arasındaki ara kitaplar ve ülkemizde çevrilmemişler. Şimdi dört numaraya tekrar bakın. Unravel Me, ülkemizde Beni Bırakma adıyla çevrildi. Dex uyumu bozmamak için elinden geleni yapmış ve yurtdışı kapağıyla değil, kendilerince ilkine daha uygun olarak tasarladıkları bir kapakla çıkarmışlar. Ülkemizde çıkan kapaklara da "buraya" tıklayıp ulaşabilirsiniz. Keşke sonradan değiştirilen kapaklarla çıksalarmış ama ne yazık ki bunlara kaldık işte.

     En başta iğrenç olduğu için kapağı sonradan değiştirmeleri neyse. Ama bir de harika kapakları olan serilerin sonraki kapaklarını mahvedenler var. Evrenin Ötesi serisi gibi. Henüz okumadığım ama okumayı çok istediğim bir seri.

     Serinin ilk iki kitabının ülkemizdeki kapak tasarımlarına "buradan" ulaşabilirsiniz. Gördüğünüz gibi acayip havalı, içerikle uyumlu ve birbirleriyle de uyumlular. Kapakların orijinalleri de hemen hemen aynı. Üçüncü kitap henüz çevrilmedi ama yabancılarda çıktı... tamamen alakasız bir kapakla. Ve sonra tüm serinin kapakları yenilendi. "Buraya" tıklayınca da serinin üç kitabının birden yenilenmiş kapaklarını görüyoruz. Dan dan dan. Ve en sondaki o üçüncü kapak var ya, serinin üçüncüsü ona çok benzer kapaklarla, ufacık değişikliklerle çıktı her yerde. Bence Türkiye'de de üçüncü kapak böyle bir şey olur. Eşleşmeyecek yani.

     Bir de Artemis yayınevinin kapak skandalları var. Vampir Akademisi ve Ölümcül Oyuncaklar serilerinin orijinal kapaklarını değiştirip o hale sokmaları, sonradan VA'nın kapaklarını yenileme çabaları ve Ölümcül Oyuncaklar'da ikinci kitabının ikisi berbat biri güzel tam üç edisyonunun olması... Küller Şehri'nin ikisi berbat biri güzel edisyonlarına da "şuradan" bakın, bir ara bloga koymuştum bunu zaten.

     Son olarak bunu kardeşim bir yerlerde okuyup bana söylemişti. Lux serisinin tüm kapakları yenileniyormuş da beşinci kitap da ona göre çıkacakmış da bilmemne. Bekleyin, tüm seri bir bitsin, kapaklar az çok uyuşsun da ondan sonra yapın değişikliğinizi. Söyleyeceklerim bu kadar.

     Çook uzun süredir bloga girmemişim ve bununla ilgili açıklamayı sonra yapacağım. Şimdilik okuduğunuz için teşekkürler. Görüşürüz! ^.^

4 Ocak 2014 Cumartesi

"Melek - L. A. Weatherly" Kitap Yorumu

 
 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Melek
Özgün Adı: Angel
Seri: Angel #1
Yazarı: L. A. Weatherly
Çevirmeni: Talin Ataman
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: 2011
Sayfa Sayısı: 384
Piyasa Fiyatı: 19.00 TL
Goodreads: 3.95
 

3 Ocak 2014 Cuma

Obur Kitaplık'ın En İyileri (2013)

     Bilgisayarım son günlerde kafayı yemese 1 Ocak'ta yayınlayacağım ama 3 Ocak'a kalmış postuma hoş geldiniz, baylar bayanlar. 2013'te paylaştığım en iyi 10 postu sizler için seçtim ve listeledim. Gerçi zaten blog'um 2013'ten önce yoktu ama olsun. İşte sıraya koymakla uğraşamadığım için karmakarışık olan listem:
 
İlk ve tek film incelemem. "Kısa ve bir seferlik bir inceleme yapacağım" deyip destan yazmışımdır bu yazımda. Ama okumaya üşenmezseniz oldukça güzeldir. En sevdiğim yazım.
 
Az önceki filmin kitap olanının ikincisinin yorumu (Ne kadar tuhaf bir tamlama oldu). Bu yorum benim için çok özel çünkü bunu yazarken kafam güzeldi. Hala okudukça "Ne yapmışım ben?" deyip gülerim.
 
Yayınlamamın üstünden çok da zaman geçmeyen bir yorum. Sonunda kendi kendimle söyleşi gibi bir şey yapmışlığım var. Güzel bu da.
 
Dex en sevdiğim yayınevi falan olmasına rağmen Dex Şöleni'ne denk getirdiğim tek kitap tuhaf bir şekilde. Rock yıldızı olan erkek takıntım olup da o zamanlar hiç rock yıldızlı kitap okumadığım için Cole'un grupta olmasına takmıştım, bu yorumda da sürekli ondan bahsediyorum. Gerçek bir fangirl havasındaydım yani.
 
Çevrilmesini istediğim kitapları listelemiştim. Hala da istiyorum. O koskoca listeden bir tek Legend'ın yayın hakları alındı daha. DUYUN SESİMİ YAYINEVLERİ!!!
 
Çekilişten kazandığım ilk kitap, gerçi bundan sonra da başka kazanamadım zaten. Çok güzel ama çok kısa bir kitaptı kendisi. İkincisini ve üçüncüsü HALA bulamadım. Hiçbir yerde yok. Neyse, bu kitaba yaptığım yorum çok hoşuma gidiyor. Özellikle ilk kısmı nedeniyle :D.
 
Bu yazı da yazdığım yorumdan tatmin olmayınca sonuna saçmalıklar eklediğim türden bir şey. Seriyle ve kendimle ilgili tuhaf ama gerçek itiraflar yapmıştım ve rezil olmuştum. Bunu listeye kardeşimin ısrarı üzerine ekledim. Nedense bu yorumumu çok seviyor ama ben pek o kadar değil.
 
Kitap Tiryakileri'yle ilk tur kitabımız: Şans Bilekliği. Şu ana kadar turunu yaptığımız kitaplar arasında favorimdir. Yorumum da güzeldi bence.
 
Bu yorumum kuşkusuz "Siz bir ipliksiniz" diye okuyuculara seslendiğim kısımla favorilerimden.
 
Beni Seç gibi sonradan mahvedilen bir serinin ilk kitabına yaptığım yorum. En azından bu seri sonradan toparlanacak gibi dursa da serinin en sevdiğim kitabı hep Zehir Ustası kalacak.

NOT: Fark etmemiş olabilirsiniz diye söylüyorum, söz konusu yazıyı görmek için mavili başlıklara tıklamanız yeterli. Fark etmişsinizdir umarım.

2 Ocak 2014 Perşembe

KİTAP TİRYAKİLERİ 4. BLOG TURU: Manastır - Chris Culver || Kitap Yorumu

 
 
KİTAP KÜNYESİ:
 
 
Kitap Adı: Manastır
Özgün Adı: The Abbey
Seri: Ash Rashid #1
Yazarı: Chris Culver
Çevirmeni: Meryem Karadağ
Yayınevi: Olimpos
Türkiye Yayın Tarihi:  2013
Sayfa Sayısı: 422
Piyasa Fiyatı: 18.00 TL
Goodreads: 3.24
 

ARKA KAPAK:
 
 
 
750.000 Kopyadan Fazla Satan ve Satış Rekorları Kıran Bir Kitap Fenomeni...

Davayı Hızla Çözmesseniz Başklarının da Hayatını Tehlikeye Atarsınız...

Ash Rashid, artık cinayet soruşturması yürütme düşüncesine dayanamayan eski bir cinayet masası dedektifidir. Önümüzdeki yıl işinden tamamen ayrılacaktır. Planı budur, en azından yeğeninin cesedi şehrin en varlıklı insanlarından birinin evinde bulunana kadar. Adli tabip, ölüm nedeninin aşırı doz olduğunu söyler ama bu pek de mantıklı bir açıklama değildir. Ash, yeğeninin katilini bulmak için emirlere karşı gelerek bir soruşturma başlatır ancak, araştırmaya devam ettikçe en yakınlarını giderek daha çok tehlike altına soktuğu, karmakarışık bir davanın içinde bulur kendini. Eğer davayı çabucak çözmezse toprağa vereceği tek aile üyesi yeğeni olmayacaktır.
 
BENİM YORUMUM:
 
     Kitap Tiryakileri'nin 4. blog turundan merhaba! Neden bu saatte kitap yorumu yayınladığımı merak ediyor olabilirsiniz. Aslında gecenin bir yarısı kitap yorumu yapmak gibi bir huyum vardır ama tur kitaplarını mümkün olduğunca gün içinde yorumlamaya çalışıyorum. Bugün bilgisayar kafayı yemeseydi çok daha erken yayınlayabilirdim bu yazıyı.
 
***
     Kitabımız bir polisiye-gerilim kitabı. Şu polisiye tarzı kitapları pek sevdiğimi söyleyemem açıkçası. Çok da az okurum. Gerçekten okumak istediğim dedektifli falan bir tek Sherlock Holmes serisi var. O seriyi cidden okumalıyım. Onun dışında polisiyeden pek haz etmem.
 
     Şimdi. Baş karakterimiz Ash Rashid orta yaşlı, bir yandan işe giderken bir yandan hukuk okuyan, Müslüman bir dedektiftir. Yeğeni Rachel'in ölümüyle altüst olur. Asli tıp ölüm sebebine aşırı doz demektedir fakat bu Ash'e mantıklı gelmez ve tüm emirlere karşı gelerek bir soruşturma başlatır.
 
     Daha sonra Rachel'in erkek arkadaşı kendine bir kazık saplayarak (?!) intihar eder ve geride bıraktığı intihar notunda da Rachel'ı öldürdüğünü itiraf eder. Fakat hala her şey yerine oturmuş değildir. Sonra Rachel ve erkek arkadaşı Robbie'nin okulundan iki çocuk daha ölü bulunur. DARADARAM.
 
     Sonra araya kendilerini vampir sanan uyuşturucu satıcıları gibi tuhaf şeyler giriyor. Kazıkla intihar ve kan içme gibi sebeplerden kitap bir vampir kitabı gibi dursa da aslında değil. Sadece kan içmeyi seven insanlar. Biliyorum, çok tuhaf. Kitabın böyle bir türlü tam anlayamadığım, oldukça alışılmadık bir konusu var. Dediğim gibi, polisiye sevmiyorum. Bana kendimi aptal hissettiriyorlar. Ben en ufak bir olayı çözünce çığlık atıp ne kadar zeki olduğumu düşünmek istiyorum. O yüzden bu kitap çok kafamı karıştırdı.
 
     Ama polisiye türlerinde kafa karışıklığı olmak zorunda sanırım. Bu türü iyi tanımadığım için ne yazık ki tam yorum da yapamıyorum. Ama yakınlarda bol esprilisinden uzun bir kitap yorumu yaparım. Bunu beceremedim.
 
     Öyle işte. Kitap fena değil. Ama okuyacaksanız ve yabancı diliniz varsa İngilizce okuyun derim. Bu bölümü yazmayı neredeyse unutuyordum. Burası, çevirmene saydırdığım bölüm.
 
     ÇEVİRİ BERBAT. Öncelikle sürekli onu sözcüğü kullanılmış. "Yaptım onu. Ettim onu. Söyledim onu. Onu onu onu." Bir de cümleler çok devrik. Üst üste çok fazla devrik cümle kullanmanın okuma isteğini ne kadar azalttığını hep söylerim. Yapmayın şunu. Bir de muhtemelen orijinalinde "Now I'm letting you go" gibi bir şeyken, "Şimdi seni serbest bırakıyorum" diye çevrilmiş bir kısım vardı. Orijinal metine o kadar sadık kalmaya gerek yok. "Artık gidebilirsin" diye çevirsen ölmezsin. "Seni serbest bırakıyorum" nedir? Ciddiyim, açıklayın bana bunu. Kim günlük konuşmada "Seni serbest bırakıyorum" der? Kötü, kötü.
 
 
PUANLAMA:
 
3 Taç: Güzeldi ama okumasan da olur. Kitapsız kalırsan oku.

 
 
Okuduğunuza pişman etmeyen ama bunu okuyacağınıza daha kaliteli bir şey okuyabileceğinizi düşündürüp şöyle bir iç geçirten bir kitaptı. Okursanız pişman olacağınızı sanmıyorum ama okumazsanız cidden hiçbir şey kaybetmezsiniz. Benimki kadar uzun bir Okunacaklar listeniz varsa uzak durun ama okuyacak kitap bulamıyorsanız -ve polisiye seviyorsanız- bir bakın derim.