26 Haziran 2014 Perşembe

"Labirent: Ölümcül Kaçış - James Dashner" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Labirent: Ölümcül Kaçış
Özgün Adı: The Maze Runner
Seri: Maze Runner #1
Yazarı: James Dashner
Çevirmeni: Gizem Yeşildal
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: 8 Ocak 2014
Sayfa Sayısı: 408
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 4.00


 
ARKA KAPAK:

 
Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesini, evini veya oraya nasıl geldiğini anımsamamaktadır. Zihni bomboştur. Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur. Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır. Kimse Kayran'da kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomas'ın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir.

"Açlık Oyunları gibi distopik hikâyeleri sevenler Thomas'la birlikte Kayran'da maceraya sürüklenecekler."
-School Library Journal-

"Dashner gizemli, kışkırtıcı, yaratıcı ve sürükleyici bir romanla karşımızda."
-Barnes&Noble-


BENİM YORUMUM:


     Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir... Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur.

     Bu kitabın en iyi yönü, şüphesiz yaratılan dünya. Çok yaratıcı bir konusu var. Gerçekten.

     Kayran'ı ve Labirent'i anlatırken yazarın yöntemini kullanacağım. Büyük bir kare düşünün, sonra bu kareyi dokuz eş kareye bölecek şekilde çizgiler çizildiğini hayal edin. Ortadaki kare Kayran, kenarlardaki karelerse Labirent.

     Kayran'a her ay, aynı günde bir kişi gönderiliyor. Hiç kimse oraya nasıl geldiğini ve burayı kimin inşa ettiğini bilmiyor. İsimleri dışında her şey hafızalarından silinmiş. Onları buraya gönderenler her kimse, düzenli olarak erzak vb. göndererek hayatta kalmalarına da yardım ediyor. Bu yüzden Kayranlılar işbirliği yapıp burada yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

     Fakat Kayranlılar sonsuza kadar burada kalmak istemiyor. Her gün, duvarlar açılınca, koşucular Labirent'e girip çıkış yolu bulmaya çalışıyorlar. Labirent'in duvarları her sabah açılıp her gece kapanıyor. Koşucular kapılar kapanmadan geri dönmek zorunda çünkü geceleri Labirent'te Izdırap Verenler dedikleri, korkunç, makine-hayvan karışımı yaratıklar ortaya çıkıyor. Geceyi Labirent'te geçirip hayatta kalan olmamış.

     Thomas'ın gelmesiyle Kayran'daki düzen altüst olmaya başlıyor. Thomas'tan bir gün sonra Kayran'a yeni biri gönderiliyor, bir kız: Teresa. Kayran'daki ilk ve tek kız. Ve üst üste iki gün yeni birinin gelmesi de ilk kez olan bir şey.
 
     Ve sonra işler daha da karmaşık bir hal alıyor.

     Anlattıklarım kitabın küçük bir kısmı. Gerçekten çok ayrıntılı bir dünya yaratılmış. Pek öyle hissettirmese de distopya türünde. İkinci kitabın arka kapak yazısından yola çıkarak onun daha distopik hissettireceğini tahmin ediyorum.
 
Bu kısım spoiler içerir. Kitabı okumadıysanız gözlerinizi kısın ve panik yapmadan aşağı inin.
 
     Kitapta tam olarak anlamadığım birkaç şey var. Öncelikle, Kayran neydi öyle? Güneş falan yok olabiliyor. Yani sahte bir yer olması gerek. Sonunda, aşağı inince bir anda asıl dünyaya geçiverdiler. Aşağı inmiş olmalarına rağmen yeraltına değil, bildiğimiz gökyüzü falan her şeyi olan dünyaya geldiler. Bu nasıl oldu? İkinci kitapta tüm bu teknolojiyle ilgili ayrıntılı bilgi istiyorum.
 
     İkincisi, neden her şey Thomas'ın etrafında dönüyor? Diğerlerinden bir şekilde farklı mı ya da zeka olarak üstünlüğü mü var? Zeka olarak üstünlüğü varsa neden bu deneylerle vakit kaybediyorlar? O çocuklarda özel olan tam olarak ne?
 
     Bir de, neden "özel çocuklarımız" hep erkek de sadece Teresa kız? Yoksa bir yerlerde daha fazla kız var da söylemiyorlar mı? Kitap bittiğinden beri beni en rahatsız eden sorular bunlardı, umarım yazar unutulmaz bir final yapma düşüncesiyle her şeyi son kitaba bırakıp, bu soruları üçüncü kitapta açıklamamıştır. İkinci kitapta sorularıma kesin yanıtlar istiyorum çünkü.
 
Spoiler bitmiştir. Kitabı okumayanlar gözlerini kısmayı bırakabilirler.
 
     Evet, spoiler içeren kısmı atlayarak buralara geçenlerdenseniz, kitapta tam olarak açıklanmayan ve üçüncü değil, ikinci kitapta kesin olarak öğrenmek istediğim konulardan bahsettim. Bunlar dışında güzeldi. Belki üçüncü şahıstan anlatıldığındandır, kitapta tam olarak ısınamadığım bir şeyler vardı.
 
     Kitabı okumamın biraz fazla uzun sürdüğünün farkındayım. Bunun sebebi şu açıp okumak için sabırsızlanmadığınız, ama bir kez okumaya başlayınca kendinizi kaptırıp devam ettiğiniz kitaplardan olmasıydı. Ya da bu sadece benim için geçerli olabilir, bilmiyorum.
 
     Ben niye böyle hissettim, açıklayayım. Resmen her bölüm havada bitiyordu, bu da merak edip devam etmemi sağladı. Ama ben aynı anda üç kitap falan okuduğumdan kitapları önüme koyup o an hangisini okumak istediğimi düşünürken, Labirent'i görünce hep "Şimdi bir kere başlarsam bırakamam, diğerleri unutulur" diye korkup suçluluk duygusuyla bakışlarımı kaçırdım. Aynı anda birkaç kitap okurken seçmediklerime karşı hep suçluluk duygusu hissederim. Resmen bakışlarını bana dikip onları seçmediğim için kendimden utanmam gerektiğini haykırıyorlar. Şu an aynı durumu Steelheart'la ve Rüya Ateşi'yle ve Acıtan Güzellik'le yaşıyorum. Sorunlarım var.
 
     Ama evet, kitabı beğendim. Sadece mükemmel olmadığını düşünüyorum. Yine de inanılmaz yaratıcı bir konusu, başarılı bir dünya tasviri, ve buraya-uygun-sıfatı-bulamadım karakterleri var. Buraya-uygun-sıfatı-bulamadım karakterler = tekdüze veya basmakalıp olmayan, haklarında kesin bir yargıya kolay kolay varılamayan, gerçekçi karakterler. Hafıza kaybı yüzünden kendisini ve yapabildiklerini tam olarak çözememiş olsa da, Thomas gerçekten çok zeki biri. Teresa'yla ilgili yorum yapmadan önce ikinci kitabı okumak istiyorum ama iyi biri gibi.
 
Vazgeçtim, spoiler bitmemiş. Yine gözlerinizi kısın lütfen.
 
     O son neydi öyle? Yaratıcılara karşı gelen başka bir grup var ve onları kurtarıyor falan sandım. Ama sonra sonunda, İsyan'dan olan kadının o yazdıkları... Denekler 2. Aşama'ya geçmeden önce bir gece uyuyacaklar. Her şey yolundaymış gibi davranıyordu, yani rol mü yaptılar? Aslında onları İsyan'dan kurtaran bir grup yok mu? Her şey hala kontrollerinde mi? O kısacık Son Bölüm kısmının, kitap bitmeden önce son darbeyi vurup düşüncelerimi altüst etmesine inanamıyorum.
 
     Ve İsyan bana oldukça kötü göründü. O zaman Teresa'nın yazdığı İSYAN iyidir yazısı neydi öyle? Ağğhh, biri bana ikinci kitabı fırlatsın.
 
Bu sefer gerçekten bitti.
 
     Filmi de çıkacak ama bunu zaten biliyorsunuzdur sanırım. Henüz görmediyseniz, fragman için buraya tıklayabilirsiniz. Kitapta olmayan birkaç sahne gördüm, Thomas'ın suyun içinde bağırdığı sahne mesela. Nereden geldi o ya? Kitapların film uyarlamalarına karşı hep çok acımasız olmuşumdur ama bu fena değil gibi. Dylan O'Brien ve Kaya Scodelario çok sevdiğim oyunculardandır. Ama kayıtlara geçsin diye söylüyorum, Kaya'yı sevmem Skins'teki karakteri Effy'yi sevdiğim anlamına gelmiyor. Çoğu kişinin aksine Effy'den nefret ederim.
 
     Son olarak, kitapların adlarının daima tam olarak orijinalini karşılayacak şekilde çevrilmesi gerektiğini düşünenlerden değilim. Ama Labirent için böyle düşünüyorum. The Maze Runner olduğu gibi çevrilmeliydi. Labirent Koşucusu. İlk kitap "Labirent: Ölümcül Kaçış" olunca, ikinci kitabı da "Labirent: Alev Deneyleri" diye çevirmişler. Ama ikinci kitapta labirent falan yok. Serinin tamamının labirentlerle ilgiliymiş gibi görünmesine sebep olmuşlar. Neden, neden, neden böyle bir şey yaptınız?


ALINTILAR:

"Sence ailem var mı? Gerçek bir aile yani."
Thomas üzüntüsünü bastırmak için kahkaha attı. "Tabii ki, çıkıntı. Kadın erkek ilişkilerini açıklamama gerek yok herhalde."
(Chuck ve Thomas, sf. 201)



"Eğer onlar bu şekilde çıkabiliyorsa," diye Minho'nun açıklamasını devam ettirdi Thomas, "biz de çıkabiliriz." Bir anda heyecanlanmıştı.
Minho güldü. "Yine ölmek istiyorsun. Izdırap Verenler'le takılmak ister misin? Birlikte sandviç falan yersiniz."

(Thomas ve Minho, sf. 236)

 
Minho iç geçirdi. "Pekala. Aptal kızın çıkmasına izin ver."
"Ben aptal değilim!" diye bağırdı Teresa içeriden. "Ve söylediğiniz her şeyi duyuyorum, sersemler!"
Newt'in gözleri büyüdü. "Çok tatlı bir kız seçmişsin, Tommy."
(sf. 283)

 
Üç gündür senden nefret ettim. Kendini bir görmeliydin. Tenin, damarların...
Nefret mi ettin? Onun için bu kadar endişelenmesi hoşuna gitmişti.
Teresa duraksadı. Bu benim, eğer ölseydin seni öldürürdüm deme şeklim.
Thomas göğsüne sıcaklık yayıldığını hissetti. Teşekkürler... sanırım.
(sf. 319)

 
Minho, "Birinin cesaret verici konuşma yapması gerekmiyor mu?" diye sorunca Thomas düşüncelerinden uyandı.
"Sen yap," diye karşılık verdi Newt.
Minho başıyla onayladı ve kalabalığa döndü. "Dikkatli olun," dedi ciddi bir tonda. "Ölmeyin."
...
"Harika. Çok etkilendik," dedi Newt...
(sf. 354)


PUANLAMA:
 
 
4 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben.

 
Beğendiğim bir kitap sorulduğunda aklıma Labirent gelmez, ama Labirent sorulduğunda aklıma beğendiğim bir kitap gelir. Güzeldi bence. Distopya sevdiğiniz için okumaya karar verirseniz ilk kitap biraz sorun yaratabilir, kıyamet sonrası distopik dünyayı son sayfalarda görüyorsunuz çünkü. Fantastik falan da değil. Bilim kurgu seven herkesin beğeneceğinden de emin değilim. Tam olarak hangi kitleye önerebileceğimi bilmiyorum. O yüzden kısaca benimle zevklerinizin uyuştuğunu düşünüyorsanız bir şans verin diyeceğim. Ve oralarda bir yerlerde gerçekten zevklerimizin uyuştuğu birileri varsa, söylemek istiyorum ki harika bir zevkiniz var. -Kendini övmeden kendini öven, aşırı egoist blogger