9 Haziran 2014 Pazartesi

"Dublin Caddesi - Samantha Young" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Dublin Caddesi
Özgün Adı: On Dublin Street
Seri: Dublin Caddesi #1
Yazarı: Samantha Young
Çevirmeni: Deniz Ece
Yayınevi: DEXPlus
Türkiye Yayın Tarihi: 19 Eylül 2013
Sayfa Sayısı: 364
Piyasa Fiyatı: 19.00 TL
Goodreads: 4.31
 

 
ARKA KAPAK:


Joss geçmişte yaşadığı acıları bir kutuya kilitleyip her şeyi unutmak için Amerika'dan iskoçya'ya yerleşmişti ve şimdi yeni bir ev arıyordu.
Bulduğu ev Dublin Caddesi'ndeki havalı binalardan birindeydi.

Yolda bir adamla karşılaştı.

Takım elbiseli, bronz tenli, çıldırtıcı İskoç aksanlı, maço tavırlı, seksi bakışlı Braden'la.

Joss, Braden'ın her zaman kolunda taşıdığı Barbie kılıklı kızlardan biri değildi, olmaya da hiç niyeti yoktu.

Ama insan arzularına nereye kadar gem vurabilir?
Kalbiniz başka, beyniniz başka şey söylüyorsa, hangisinin sözünü dinlesiniz?

Trajedi. Seks. Tutku. Kahkaha. Kıskançlık.
 
New York Times Bestseller
The Wall Street Journal Bestseller
Amazon Bestseller
USA Today Bestseller


Ve 30 ülkede milyonlarca okuyucuya ulaşmış, son yılların en çok konuşulan aşk hikayesi
 
 
BENİM YORUMUM:
 
 
     Virginia'da geçen giriş bölümünde baş karakterimiz Jocelyn Butler, kısaca Joss, annesinin, babasının ve kardeşinin ölüm haberini alır. Birinci bölümse sekiz yıl sonra, İskoçya'da başlar. Ama bu birinci bölümden önce de Jocelyn zaten İskoçya'da dört yıldır yaşıyordur, bu dört yıl öğrencilik içindir. Kitabın başladığı noktadaysa Jocelyn artık mezun olmuş ve annesinin doğduğu yer olan İskoçya'da başladığı "yeni bir hayat"ı sürdürmektedir.
 
     Ev arkadaşı mezun olduktan sonra İskoçya'dan ayrıldığı için, Joss yeni bir ev ve ev arkadaşı arar. Dublin Caddesi'nde çok güzel bir ev bulur, üstelik ev arkadaşı olacak Ellie de çok tatlı bir kızdır, böylelikle buraya taşınır.
 
     Erkek karakter Braden, Ellie'nin abisi. Sonrasında neler olacağını tahmin edebilirsiniz sanırım. Braden Joss'u ister, Joss da Braden'ı ister ama hislerini gizlemeye çalışır, sonunda Braden ona çıkar arkadaşlığı teklif eder, Joss önce biraz tereddüt eder ama sonra kabul eder, bir süre sonra sevgili olmaya karar verirler, bir şeyler yaşanır ve ayrılırlar, kavga ederler, barışırlar, sonsuza dek mutlu yaşarlar.

     Bu tarz kitapları her yerde bulabilirsiniz aslında, olay örgüsü bakımından fark yaratacak çok şey yoktu. Kitabı sevmeme neden olan şeyler karakterler, diyaloglar ve anlatımdı. Bu konuda bir kitap yazacaksanız, kitabı diğer örneklerinden ayıracak bir şeyler yapmanız gerek ve yazarın bunu elinden geldiğince yaptığını düşünüyorum.
 
     Karakterleri sevdim. Joss, panik atak. Ruhsal sorunları olan karakterleri severim. Ayrıca yazar olmak istiyor. Bu konuya fazla ağırlık verilmedi gerçi. Joss, "Şu konuda bir kitap yazıyordum", "O gün kitabımdan iki bölüm daha yazdım", "Yazar tıkanması yaşıyordum" gibi şeyler söyleyeceğine yazarlıkla ilgili anlamlı cümleler kursa, yazma tarzından biraz daha bahsetse iyi olurdu bence. Ayrıca bazı yerlerde Joss, beni gerçekten sinir etti. Ama çok fazla değil. Sevdim yani.
 
     Braden'ı da sevdim galiba ama öyle çok abartılacak bir şey göremedim. Bu tarz kitaplarda hep aynı tip erkek karakterleri görmüyoruz muyuz zaten? Hepsi korumacı, kıskanç, sahiplenici, çekici, esprili ve bunun gibi bir şeyler daha işte. Sevmediğimi söylemiyorum. Sadece diğer erkek karakterler arasında özellikle "Ben buradayım!" demiyor. Fark yaratan birkaç özelliği var tabii. Mesela tek gecelik ilişki tarzı bir adam olmaması. Sevgililerine çok değer verdiği yok ama en azından kendince asla aldatmamak gibi kuralları var. Bu da önemli.
 
     Bir de Ellie var. Ellie de Braden'ın en yakın arkadaşı Adam'a aşık, Adam da ona aşık ama Braden'ın bu ilişkiyi onaylamayacağını düşündüğü için hislerini inkar ediyor. Ellie'yi sevdim ama Adam beni çok sinirlendirdi. Braden'ın onaylamayacağıyla ilgili kendi kafanda bir önyargı oluşturmadan önce adamın kendisine sorsana. Sormayacaksan ve Ellie'ye hislerini açıklamayacaksan da neden kızın yanında gördüğün her erkeği uzaklaştırıyorsun? Sevmediğim karakterlerden biriydi Adam.
 
     İçinde cinsellik olan kitaplar değil de, resmen cinsellikle ilgili olan kitaplar beni rahatsız ediyor. Bazı kitaplar böyle. Sürekli sevişiyorlar, hiç durmadan. Ee, başka bir şey olmayacak mı? Hep aynı mı gidecek kitap? Böyle şeylerde çok sıkılıyorum. Ve bu kitapların çoğunda duyguların gerçekçiliği falan da kalmıyor. Dublin Caddesi böyle değildi. Seks sahnelerinde sıkıntıdan patlayacak gibi hissetmedim. Bu bir artıdır.
 
     Beni şaşırtan şey kitabın sonu oldu. Şaşırtıcı bir sonu var demiyorum, aslında fazlasıyla klasik ve tahmin edilebilirdi. Ama seri olduğu için, sonraki kitaplarda da Joss'la Braden'ın hikayesinin anlatılacağını sanıyordum. Benim okuduğum sonsa tam anlamıyla bir sondu. İkinci kitap, Joss'un barmen arkadaşı Jo'yla ilgiliymiş çünkü. Ama birinci kitaptaki karakterler bu kitapta da var yine. Anladığım kadarıyla seri aynı karakterler üzerinden devam ediyor.
 
     Seriye devam edeceğim ben. Bu sondan sonra devam etmeseniz de kafanızda soru işareti kalacağını sanmıyorum ama devam edilebilir de.
 
     Ben kitabın belli kısımlarında sıkıldım. Sonlara yakın ortalarda olan, kaçınılmaz, kısa süreli ayrılık kısmında mesela. Bu kısımda hep sıkılırım. Bir de benim gibi paranormal bağımlısıysanız bir yerden sonra ara verip başka bir şeyler okumak isteyebilirsiniz. Ama türü sevenler için akıcı, komik, eğlenceli bir kitap.
 
     NOT: Kitabın kapağını çok beğendim. Elinize alınca, özellikle renkler açısından çok hoş duruyor. Bunu söylediğimde sapık mısın nesin bakışlarına maruz kalabilirim de ama bu, kitabın çok hoş bir kapağı olduğu gerçeğini değiştirmez.

 
ALINTILAR:
 
 
"Dur."
Dondum kaldım, kafamı çevirip omzumun üzerinden bir bakış attım. "Ne?"
"Bir adın var mı?"
Artık bu adamdan ve aramızdaki acayip çekimden kurtulduğuma sevinerek gülümsedim. "Evet, iki tane hatta."
(Braden ve Joss, sf. 16-17)
 
 
Yeni filizlenen arkadaşlıklarda bu aşamayı gerçekten hiç sevmem: iki tarafın kişiliklerinin belirginleşmesinin verdiği buhran, karşıdakinin hangi lafa, harekete nasıl tepki vereceğini tartma çabası.
(sf. 27)
 
 
"Ağzın iyi laf yapıyor. Hakkını vermek gerek."
"Ellerim de iyi işler. Onun da hakkını verecek misin?"
(Joss ve Braden, sf. 163)
 
 
"Aslına bakarsan Ellie, biz pek birlikte sayılmayız. Bu daha çok fiziksel bir şey."
Ellie şaşırmış gibiydi. "Çıkar arkadaşlığı gibi mi yani?"
Ben fuck buddy terimini tercih ediyorum açıkçası.
(Joss ve Ellie, sf. 191)
 
 
"Ellie küfretti," dedi Declan.
...
"Sadece göt dedim."
Declan burnundan güldü.
"Ellie!"
Ellie gözlerini devirdi. "Anne, abartma lütfen."
...
"Neden göt dedin ki? diye sordu Hannah sakin sakin karşı kanepeden.
...
"Hannah!" Elodie hızla dönüp dik dik kızına baktı. "Genç hanımlar böyle sözcükler kullanmazlar."
Hannah omuz silkti. "Alt tarafı göt, anne."
"Ben Adam'a göt dedim," diye açıkladı Ellie, Hannah'ya. "Çünkü kendisi göt kafalı."
Elodie patlayacak gibiydi. "Göt demeyi keser misiniz lütfen!"
"Aynen." Abartılı bir şekilde iç geçirdim. "Kıç diyebiliriz örneğin."
(sf. 205-206)
 
 
Ellie başını iki yana salladı. "Hayalperest safoş."
... "Sen bana az evvel safoş mu dedin?"
"Evet. Hayalperest olanından hem de."
"Pardon, safoş ne demek, sorabilir miyim?"
"Bir durumun gerçekliğini anlayamayan insan; aptal kişi; salak; beyinsiz. Hayalperest safoş: Joss Butler ve onun ağabeyim Braden Carmicheal ile yaşadığı ilişkinin gerçek kimliğini aptalca ve salakça bir şekilde yanlış yorumlaması."
(Ellie ve Joss, sf. 242)
 
 
"Bulaşıkları yıkarken sinsi pezevenk arkamdan gelip belime sarıldı. Ve beni öptü. Tam şuradan." Sinirle boynumu işaret ettim. "Onu hapse falan attıramaz mıyım?"
Dr. Pritchard burnundan güldü. "Seni sevdiği için mi?"
Geriye kaykılıp tiksintiyle başımı iki yana salladım. "Dr. Pritchard," dedim yavaşça, "siz kimin tarafındasınız?"
"Braden'ın."
(Joss ve Dr. Pritchard, sf. 316)

 
PUANLAMA:
  

4 Taç: Bence gayet güzeldi. Beğendim ben.

 
Güzeldi. Seriye devam ederim. Romantik kitapları seviyorsanız okuyun derdim ama romantik kitapları seviyorsanız bu kitabı ya okumuş, ya da okunacaklarınıza eklemişsinizdir zaten. Aldığı puanın çoğu da yazarın dili sayesindedir bu arada. Kitabın diğer örnekleri arasında fark yaratmasına sebep olacak bir şey arıyorsanız budur. Bir de karakterlerin gerçekçiliği. Özellikle tavsiye ettiğim yok ama önceden de ilginizi çekiyorduysa gidin alın.