21 Eylül 2013 Cumartesi

"Tatlı Bela - Jamie McGuire" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ:


 Kitap Adı: Tatlı Bela
Özgün Adı: Beautiful Disaster
Seri: Beautiful #1
Yazarı: Jamie McGuire
Çevirmeni: Boran Evren
Yayınevi: Yabancı
Türkiye Yayın Tarihi: Nisan 2013
Sayfa Sayısı: 424
Piyasa Fiyatı: 9.90 TL
Goodreads: 4,24




ARKA KAPAK:
 

Abby Abernathy karanlık geçmişiyle arasına mesafe koymuş olan, alkol kullanmayan, küfür bile etmeyen kendi halinde bir kız, fakat hayatını dövüşerek kazanan ve vücudu dövmelerle kaplı yakışıklı Travis Maddox onun hayatını değiştireceğe benziyor.

İyi kız ve kötü çocuk… Bu birliktelik bir aşkın mı habercisi yoksa bir felaketin mi?

Tatlı Bela sadece bir “bestseller” değil, uluslararası bir fenomen. Yayımlandığı günden beri tüm dünyada büyük yankı uyandıran bu kitabı okumayan kalmayacak.


BENİM YORUMUM:
 
 

     Tüm dünya okuyup bitirdiği halde benim geriden takip ettiğim bir başka kitabın yorumuna hoşgeldiniz! Tatlı Bela, uzun süredir listemde olup da hep ertelenen bir kitaptı. Sonunda Ayaklı Bela da çıkınca "Ben n'apıyorum?" deyip alıp okudum, yoksa hala alınmamış bile olabilirdi.


15 Eylül 2013 Pazar

Cumartesi İlk 10: 2013 Yazında Okuduğum En İyi Kitaplar



     Pazar gününe ertelediğim bir başka Cumartesi İlk 10 etkinliğine hoş geldiniz. Özlemişim. Bu hafta, bu yaz okuduğumuz en iyi on kitabı listeliyoruz. Yazın bitiyor olduğu ve okulların açılmasına bir gün kaldığı gerçeği de böylece yüzümüze vurulmuş oluyor. "Yaz bitiyor", resmen küfür gibi. Alıştıra alıştıra söyleseydiniz keşke. Ölüyordum.
Bu arada belirtmiş olayım, sıralama karışık.

 

2. Opal (Lux #3) - Jennifer L. Armentrout

3. Apollyon (Melez Sözleşmeleri #4) - Jennifer L. Armentrout

4. Uyumsuz - Veronica Roth

5. Aynı Yıldızın Altında - John Green

6. Tutkulu Notalar - Olivia Cunning

7. Ateş Ustası (Usta #3) - Maria V. Snyder

8. Eşleşme - Ally Condie

9. Tatlı Bela - Jamie McGuire

10. 1984 - George Orwell
























 
     Bu listeye bakıp da kitap almak isteyen olursa diye bir serinin ilk kitabı olmayanları parantez içine yazdım, diğerleri ya tek kitaptır ya da bir serinin birincisi. Yorumunu yaptıklarım renkli yazılmış, üstlerine tıklayarak yoruma ulaşabilirsiniz.

11 Eylül 2013 Çarşamba

Mimlenmişim *-*

Hani bazen bloggerlar kendi aralarında birbirlerini mimleyerek hakkında bir şeyler öğrenirler falan onlara mim diyoruz. Az önce Hayallerimde Saklı Gerçekler tarafından mimlendiğimi gördüm ve çok sevindim çünkü bloggerlar arasındaki etkinlikleri, mimleri falan çok severim :D. O yüzden uzun uzun cevaplar vermeyi planlıyorum ama eğlenceli olacak :D.
 
1) Hayatınızda hiç mucize olarak nitelendirebileceğiniz bir olay yaşadınız mı?
 
Son zamanlarda blog yazılarımda bayağı bir rezil ettiğim en yakın arkadaşım Buse'yle tanışmam kesinlikle mucizeydi. Eskiden çok yalnızdım ve sürekli bunalım halindeydim. Kardeşimi saymazsak bir tane bile arkadaşım yoktu ve kimse benimle konuşmazdı. Sonra Buse bizim sınıfa geldiğinde o kadar havalıydı ki hemen bir sürü arkadaş edinmişti. Sonra yalnız olduğumu görünce diğer tüm arkadaşlarını bırakıp benimle takılmaya başladı. Basit bir şey gibi görünse de benim için çok önemli. Onu çok seviyorum *-*.

 
2) Almayı düşünüp de alamadığınız ne var?

Kitap. Bir sürü kitap. Ve biraz daha kitap. Ve biraz daha. Sonsuz kitaplar. Bir de onlar için kocaman, duvardan duvara bir kitaplık. Bir de almak istediğim sayısız müzik albümü var tabii. Geçenlerde D&R'da Pink Floyd'un 2 diskten oluşan The Wall albümünü gördüm, sonra da 145 TL yazısını gördüm ve sakince yerine geri koydum. Onu istiyorum. Ayrıca bir sürü plak da istiyorum. Bir de karavanla dünya turu, lütfen.

 
3) Kıyafet konusunda takıntılarınız var mı?

Çok renkli şeyleri ve ekose desenli (benim deyimimle masa örtüsü deseni) şeyleri sevmem. Koyu renkler tercihimdir. Ama benim kıyafetten çok saç ve dövme takıntım var. Saçlarımın uçlarını boyatmak ve dövme yaptırmak istiyorum. Gölge avcısı mühürleri gibi bir sürü siyah dövme. Bir dakika, soru neydi?!
 

4) Nefret ettiğiniz huylar veya insanlar?

Önyargılı ve her şeyi eleştiren insanlar. Birinin içinden değil, dışından hoşlandığı için aşık olan insanlar. Sevgilisinden ayrılınca daha kötü bir şey olamazmış gibi böğürmeye ve bilek kesmeye başlayan insanlar. "Şişmanlar tayt giymesin, şişmanlar yemek yemesin, hatta bence bırakın ölsün şişmanlar" tarzında takılan insanlar. Kitap okuyanları küçümseyen insanlar. Justin Bieber veya One Direction dinleyenlere ergen, kezban; rock ve metal dinleyenlere satanist diyen insanlar. Cinsiyet ayrımcılığı yapan insanlar. Homofobik insanlar. Birisini diniyle yargılayan insanlar.  vs vs
(Bu sonsuza kadar devam eder. Ben nefret dolu biri değilim, dünyanın geri kalanı nefret edilecek huylar taşıyor.)


5) Sizi en net tanımlayan kelime?

Tuhaf. Beni gerçek hayatta tanısanız koşarak kaçardınız.

 
6) Hayata yeniden gelme şansınız olsaydı nerede doğardınız?

Türkiye'de bir yerlerde. Sanırım.


7) Tek başına bir insan keyiflenmek için ne yapabilir?
 
Kitap okuyabilir ve müzik dinleyebilir. Gerçi ben keyiflenmek için müzik dinlemem, aksine depresif şarkılar dinleyip iyice moralimin içine ederim (Manyak mıyım neyim?). Ama kitap okumak her şeyi çözer. Kitap okumayı sevmeyen biriyseniz hayatta kalmanız çok zor bence.

 
8) Nikah masasında evleneceğiniz kişi size hayır dese ne yaparsınız?
 
Dış görünüşü hiç önemsemesem de karakter özellikleriyle ilgili sonsuz standartlarım olduğunu gördünüz. Bence dünyada benim için yeterince mükemmel bir erkek yok. Varsa bile zaten o bana bakmaz. Yani ben kimseyle evlenemem, sevgilim olacağını bile sanmıyorum (Ciddiyim, o kadar detaycıyım ki hiç sevgilim olmadı, gerçi çıkma teklifi almış da değilim ama konumuz bu değil). Öyle yani, evlenmek istemiyorum ben. Tüm gün evde gerizekalının tekine yemek pişirmek ve temizlik yapmak istemiyorum. Hayatımı yaşamak ve yeni yerler görmek, tehlikeli şeyler denemek istiyorum. Evlenirsem bunları yapamam.


9) İnsan kaderini mi yazar kaderini mi yaşar?

Bir insanın karakter özellikleri çevresindeki insanlara, büyüdüğü ortama ve büyürken başından geçenlere göre değişir. Bence saydığım bu üç faktör yaşadığı kaderdir -ya da en azından başkalarının seçimlerinin sonucudur, kendisi değiştiremeyeceği şeylerdir. Ama bu üçüne göre değişen karakter özellikleri ve bu özelliklere göre sergilediği davranışlar kendi seçimidir.


10) Aklınıza gelen ilk İngilizce kelime?

BOOK! Evet, takıntılıyım. O kadar İngilizce biliyorum ama tek düşündüğüm bu :P.

 
11) İnternette sahip olduğunuz ilk nickname?
 
En ufak bir fikrim yok o.O. Hayır, onu cidden ezberleyen var mı? Ben interneti ilk keşfettiğimde binlerce saçma siteye ve foruma üye olmuştum ve hepsindeki nickname'lerim de birbirinden saçmaydı. Bilmek istemezsiniz.
 
***
 
Çok uzun sürmüş o.O. Neyse, benim çok sevdiğim ve her yazılarını manyak gibi yalayıp yuttuğum bloglar var ama onları mimlersem de beni takmazlarsa diye korkuyorum. O yüzden hem sevdiğim hem de beni takacaklarını düşündüklerimi mimliyorum: Mensis Kitaplık, Büyülü Kitaplık ve Colorful Book ^_^

"Ateş Ustası (Maria V. Snyder)" Kitap Yorumu




KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Ateş Ustası
Özgün Adı: Fire Study
Seri: Study #3
Yazarı: Maria V. Snyder
Çevirmeni: Deniz Başkaya
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Mayıs 2013
Sayfa Sayısı: 444
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 3,96




ARKA KAPAK:


Çıraklık Bitti, Asıl Sınav Şimdi...


Yelena’nın ruhları yakalayıp serbest bırakabilenbir ruh-bulan olduğu haberi hızla yayılınca insanlar huzursuz olmuştu. Zaten bir süredir sıra dışı yetenekleri ve geçmişiyle göze batıyordu...

Bir gün Yelena’ya, ürkütücü bir mesaj gelir: Yelena'nın daha önce yendiği, gözünü kan bürümüş bir büyücünün önderliğinde anavatanına karşı bir komplo düzenlenecektir. Onuru, Yelena’yı ustalıklarını sınamaya zorlarken, sevdiği adamla bir araya gelme ümidi onu ayakta tutar. Çıktığı yolculukta şüpheli dostlar, gizli düşmanlar,âşıklar ve suikastçılarla karşılaşır. Yelena’nın kendisini ispatlamak ve ülkesini kurtarmak için tek bir şansı vardır. Zehir Ustası ve Büyü Ustası’nın ödüllü yazarından, büyülü imparatorlukların zekice kurgulanmış destanında, yeni bir sayfa.



BENİM YORUMUM:


Yorumum spoiler içermez fakat önceki kitapları okumadıysanız kafanızı karıştırmak istemiyorum. Fikir edinmek için, ilk iki kitabı incelediğim yazılarıma aşağıdaki linklerden bakabilirsiniz.

8 Eylül 2013 Pazar

"Büyü Ustası (Maria V. Snyder)" Kitap Yorumu



KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Büyü Ustası
Özgün Adı: Magic Study
Seri: Study #2
Yazarı: Maria V. Snyder
Çevirmeni: Deniz Başkaya
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Mart 2013
Sayfa Sayısı: 424
Piyasa Fiyatı: 22,00 TL
Goodreads: 4.08





ARKA KAPAK:


Sadakat yeminle sağlanmaz.

Bir sadakat dersi, entrika üzerine bir uzmanlık eğitimi.Yelena şu ana dek hayatta kalmayı başardı. Çocukken kaçırıldığı, gençliğinin başında hapse atılıp çeşnici olmak şartıyla serbest bırakıldığı düşünüldüğünde yeterince acı çektiğini düşünebilirsiniz.
Fakat hayır.

Ixia'da yasaklı büyü güçleri ona bir idam fermanı getirdi. Tek şansı Sitia'ya, doğduğu yere dönmek. Ancak Sitia ona çok yabancı bir yer. Burada güçlerini kontrol edemiyor. Başıboş bir büyücü korku salıyor ve kurban olarak Yelena'yı seçiyor.

Büyü becerileri Yelena'yı kurtaracak mı? Yoksa sonunu mu getirecek?

Yelena'nın hikâyesi Zehir Ustası'nın ardından Büyü Ustası ile devam ediyor.


BENİM YORUMUM:



     Serinin ilk kitabı Zehir Ustası için yaptığım yorumumu okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

     Sonunda Büyü Ustası'nın geciktirilmiş de olsa eleştirisini yazmak için zaman bulabildim. Şu an Ateş Ustası'nı okuyorum ve sanırım hayatımda ilk kez bir kitabı bu kadar yavaş okudum. Ateş Ustası tam da kitap okuyamama sorunum olan döneme denk geldiği için haftalarca bitirememiştim ama şu anda bir yandan Apollyon'u bir yandan Ateş Ustası'nı elimden geldiğince hızlı sömürüyorum, sorun yok. Ateş Ustası'nı bu gece bitiririm ama yorumunu kim bilir ne zaman yazarım artık, neyse *-*.

(Gerisi Zehir Ustası'ndan ve Büyü Ustası'ndan ' ortaya yakın hafif ' derecede spoiler içerir.)

6 Eylül 2013 Cuma

"Kemikler Şehri" Film İncelemesi

     Normalde blog'umda film eleştirileri yapmam, aslında herhangi bir yerde hiç film eleştirisi yapmadım. Ama bilirsiniz ki acımasız bir şekilde eleştirmeye bayılırım. Dalga geçe geçe, bir kitaptaki abartılmış olayı kendimce iyice abartıp ne kadar komik durduğunu göstererek yorum yaparım hatta. Bazen sinirli gibi dursam da aslında bu şekilde eleştirirken feci eğleniyorum :D.

     Ölümcül Oyuncaklar serisine aşık olduğum için, sürekli yapacağım bir şey olarak değil de özel olarak Kemikler Şehri filminin de incelemesini yapmak istedim -bildiğiniz gibi kitap yorumu yaparken oldukça ayrıntıya girerim ama bu, filmin özelliklerini vermeden sadece içeriğine değineceğim kısa ve bir seferlik bir şey olacak. Aslında serinin diğer filmlerini de böyle yaparlarsa diğer filmlerin de eleştirilerini yazabilirim çünkü dalga geçilecek o kadar çok şey vermişler ki inanamayacağız kadar eğleniyorum :D.






     Öncelikle filmin afişinin ve fragmanlarının ne kadar havalı olduğunu belirtmek istiyorum. Fragmanlara ayrı ayrı bayıldım. Hepsi çok güzel kesilmişti. Fakat her fragmanda görüp de ezberlediğimiz klasik sahnelerden bazıları (mesela Clary'nin "Why can I see you when noone else can?" diye başladığı ve Jace'in o iğrenç yaratığı öldürmesiyle biten sahne) film sırasında alıştığımız şekilde olmadığı için havasını yitirmişti biraz.

Gerisi hem filmden hem serinin tüm kitaplarından spoiler içerir.