30 Mayıs 2013 Perşembe

"Küller Şehri - Cassandra Clare" Kitap yorumu


KİTAP KÜNYESİ:



Kitap Adı: Küller Şehri
Özgün Adı: City of  Ashes
Seri: Ölümcül Oyuncaklar #2
Yazarı: Cassandra Clare
Çevirmeni: Selim Yeniçeri
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: Mart 2010
Sayfa Sayısı: 525
Piyasa Fiyatı: 22.00 TL
Goodreads: 4, 28
 

ARKA KAPAK:


 
Vampirler, kurtadamlar, periler, gerçek aşk ve aklınızı başınızdan alacak kadar heyecan! "Ölümcül Oyuncaklar" can yakmaya devam ediyor!
 
Komada bir anne ve dünyayı yok etmeye kararlı bir baba... Clary  Fray, kurtadamlar, şeytanlar ve gizemli Gölgeavcıları'yla dolu, ürkütücü New York yer altı dünyasına doğru sürükleniyor. Geçmişiyle ilgili öğrendikleri yalnızca başlangıç. Şimdiyse dünyanın kaderi Clary'nin ellerinde. Yeni keşfettiği güçlerini ustaca kullanmayı ve asla kendisinin olmayacak bir erkeğe karşı hislerini dizginlemeyi başarabilecek mi?
 


BENİM YORUMUM:


 
Aşık. Oldum.
 
     Jace'e. Cassandra'ya. Küller Şehri'ne.
 
     Küller Şehri'nin birden fazla Türkçe edisyonu var. İçlerinden ikisi iğrenç, biri mükemmel.

     En sağdaki mükemmel olan. Ben bu kitabı kargoyla almıştım ve şansıma mükemmel olan geldi. Nihahahaha. Bu arada öteki kapaklar ne kadar alakasız, fark ettiniz mi? Artemis ne yapmış öyle? Cidden iğrenç yani. Birinci resimde Clary'nin saçları deyip susarım. İkinci resimdekinde de photoshop fail. Kusma turbası getirin.
 

     Bu arada serinin adının neden Ölümcül Oyuncaklar olduğunu bu kitapta yeni anlıyorum.

     Şimdi... Size kitabın konusunu anlatmakla uğraşmayacağıma göre kitapla ilgili hiçbir bilginiz yoksa ilk kitabın yorumunu buradan okuyarak konuyu anlayabilirsiniz.

     BURADAN SONRASI SPIOLER İÇERİR.

     Bildiğimiz üzere, Clary'nin annesi komada ve babası da Valentine denen iğrenç yaratık. Valentine'dan nefret ettiğim kısma sonra geleceğiz, her şey sırayla.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

The Bane Chronicles #2 : The Runaway Queen

 
 
     Bilmeyenler için The Bane Chronicles (Bane Günlükleri), Ölümcül Oyuncaklar'ın çok sevdiğimiz İblis Efendisi olan Magnus Bane için ayrı bir seri. Cassandra ve iki yazar arkadaşı, her ay yeni bir bölümünü yayınladıkları ve toplam on bölümden oluşacak e-book halindeki serinin ilk iki bölümünü yayınladılar.
 
 
 
 
     Kendimi bildim bileli e-book okumayı sevmem. Fakat bu seriyi dinleyebiliyorsunuz da.
 
     Magnus Bane ile ilgili bilinmeyenlere ışık tutan bu serinin ilk bölümü yayınlandığında haber vermiş ve her yeni bölüm yayınlandığında size bildireceğimi de söylemiştim. İsteyenler şu anda sesli olarak ikinci bölüm "The Runaway Queen"i dinleyebilirler. İngilizce olduğunu unutmayın lütfen.
 
1.Bölüm: tık tık
The Bane Chronicles'i dinlemek için: tık tık
 



Cumartesi İlk 10: En Sevdiğim Yazarlar


     Sihirli Kitap'ın her hafta yayınladığı ve ilk haftasından beri düzenli olarak yaptığım bir başka Cumartesi İlk 10 ile karşınızdayım. En sevdiğim yazarların ilk onunu listeliyoruz. Bu benim hiçbir zaman pek kafa yormadığım bir şeydi. Bakalım kimlermiş?


1. J. K. Rowling:
Harry Potter'ın biricik yazarı. Daha ne olsun? Kadın aşk. Mucuk.
 
2. Suzanne Collins:
Açlık Oyunları diyorum, distopya diyorum? Ufuu.

3. Jennifer L. Armentrout:
Jen. Lux ve Covenant gibi iki muhteşem serinin yazarı. Mükemmel bir anlatımı var ve ne kadar saçmalarsa saçmalasın olayı gerçek gibi göstermeyi biliyor.

4. Cassandra Clare:
Ölümcül Oyuncaklar ve henüz okuyamadığım Cehennem Makineleri. Müthiş bir hayal gücü de artısı. Isırabilir miyiz?

5. Ilsa J. Bick:
Küller Üçlemesi'nin usta yazarı. Çoğu konuda oldukça bilgili ve bunu kitabına da yansıtmış. Uçsuz bucaksız hayal gücünü ve iyi bir anlatımının olmasını da unutmayalım.

6. Holly Black:
Biri Lanet İşleyiciler mi dedi? Okunacaklar listemde birkaç kitabını görebilirsiniz.

7. Linda Howard:
Geçenlerde okuduğum Cehennem kitabının yazarı. Ayrıca Alev Alev, Bay Mükemmel, Gözyaşlarımı Sildiğim Gün gibi daha birçok kitabın da yazarı.



8. Veronica Roth:
Bir türlü okuyamadığım ama okumayı deli gibi istediğim Uyumsuz. Genç ama yetenekli bir yazar ve çoh tatlı ^.^

9. Lauren Oliver:
DELIRIUM. Okumamış olabilirim ama daha okumadan kafayı taktığım kitaplardan biri. Ben daha okumadan bir kitaba aşık olabilir, yazarını çok sevebilir, hatta erkek karakterle kafamda evlenebilirim. Korkun benden.


10. John Green:
The Fault In Our Stars ve Alaska'nın Peşinde... Bu adamı yirim :3

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Bir Şeyler...

Selam arkadaşlar. Yine bir "Kitap Yorumu Yayınlayana Kadar Okuyucuları Oyalama Makalesi" ile karşınızdayım.

Size biraz şu sıralardaki kitap okuma şeylerimden bahsedeceğim. Evet, doğru duydunuz, kitap okuma şeylerim.

Hım... Önce yazın okuyacağımı söylediğim halde Cehennem adlı hediye gelen kitabı okudum, sonra Küller Şehri'ni erteledim de erteledim, sonra Uyumsuz'u listemde iyice gerilere attım, size bahsettiğim "özel sürpriz"imi bir türlü açıklamadım...

Sonuç olarak hala Küller Şehri'ni okuyorum. Şu sıralar ciddi bir kitap okuma sorunum var. Hemen dikkatim dağılıveriyor. Lanet okullar kapandığında daha fazla post yayınlayacağım.

Neyse, Yerkara ve Tanrı kitaplarını okuduğum halde uzun süredir yorumlarını yazmayı erteliyordum. Belki bir ara onların yorumlarını yazarım. Şimdilik görüşürüz.


23 Mayıs 2013 Perşembe

"Cehennem - Linda Howard" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Cehennem
Özgün Adı: Raintree: Inferno
Seri: Raintree #1
Yazarı: Linda Howard
Çevirmeni: Zeynep Arda
Yayınevi: HARLEQUIN
Türkiye Yayın Tarihi: Mayıs 2013
Sayfa Sayısı: 223
Piyasa Fiyatı: 9.90 TL
Goodreads: 3,59


ARKA KAPAK:


   Raintree Klanı tarafından bozguna uğratılmalarından iki yüz yıl sonra Ansara büyücüleri, bu en amansız düşmanlarının karşısına bir kez daha çıkmaya hazırlanıyorlardı. Dante Raintree bir kral olarak klanını korumak zorundaydı ama karşısına çıkan Lorna Clay sadece yüreğini değil, neredeyse klanına duyduğu sadakati bile sarsacaktı. Lorna'ya güvenemediği gibi ondan uzakta duramıyordu.
Raintreeler, doğaüstü güçlere sahip olmalarının yanında, modern hayatın içinde yaşıyorlardı.Bu savaş, klanın sadakat ve ilişkilerini test edecekti.

Düşmandan gelen ilk darbede her zaman hükmettiği ateş bu kez onu yeniyordu. Dante, klanıyla birlikte, galip çıkamayabilecekleri bir kavgayla yüzleşmek zorundaydı.
"Tek bir Linda Howard kitabı ile yetinemeyeceksiniz..."
New York Times
"Bu usta yazar tam anlamı ile nefes kesiyor..."
Romantic Times BOOKreviews


BENİM YORUMUM:

 
     Önceki yazımda bahsettiğim çekilişte kazandığım, bir günde yalayıp yuttuğum, bayıldığım Cehennem'in yorumuna hoş geldiniz.

     Ansara adı verilen büyücüler Raintree klanı tarafından bozguna uğratılmalarından iki yüz yıl sonra, güçlerini toplayarak düşmanlarının karşısına tekrar çıkıyorlar. Üstelik onların iki yüz yıl önce kendilerine gösterdikleri "Ansara olan herkesi öldürmeme" nezaketini onlara göstermeyecekler.

     Her iki klanın da Ateş Ustaları var. Yani... Ateşi kontrol ediyorlar.

     Dante Raintree, Raintree klanının Draniri, yani kralı. Aynı zamanda Inferno adında bir otel kumarhanenin de sahibi.

     Dante, kumarhanesinde hiç durmadan kazandığı için hile yaptığından şüphelendiği Lorna Clay'i ofisine çağırıyor. Lorna, romanın kadın kahramanı.

     Lorna, kızıl saçlı güzel bir kız. Çetinceviz, zeki, hazırcevap. Dante'yi bu özellikleriyle hem fiziksel, hem de duygusal olarak kendine çekiyor.

     Lorna hile yapmadığını -en azından bilinçli olarak- anlatmaya çalışırken bir anda kumarhanede yangın çıkıyor. Dante insanları korumak için ateşe meydan okuyor ve Lorna'yı da peşinde sürüklüyor. Fakat ateş o kadar inatçı ki mecburen Lorna'nın gücünden de yararlanarak ateşi durdurmayı başarıyor.

     Bu karmaşada Lorna, psişik güçlerinin farkına varıyor. Ama öyle zihin gücüyle eşyaları hareket ettirme veya geleceği görme gibi değil. Daha çok rakamlarla ilgili bir yetenek ve kötü bir şey olmadan önce uyarılma.

     Geri kalanını öğrenmek için kitabı okumanız gerek.
 
     Evet. Alıntılara geçelim.

ALINTILAR:


22 Mayıs 2013 Çarşamba

Okutan Günler Blog Turu'ndan Cehennem Kitabı!!!

Okutan Günler Blog Turu, geçtiğimiz günlerde Linda Howard'ın Raintree: Inferno kitabını incelemişlerdi. Oldukça beğendikleri bu kitabı da üç şanslı kişiye hediye etmek üzere bir çekiliş düzenlediler.
 

Çekilişe toplam 486 giriş yapıldı.

3 kişi seçildi.

...

Aralarında ben de vardım.
 
Tanrı beni kutsasın.


E-posta adresime aldırmayın.

Gelir gelmez kitaba saldırdım ve ilk altmış sayfası bitti. Şimdilik çok sürükleyici.

Okutan Günler Blog Turu'na teşekkür ederim. Kitabı en kısa zamanda yalayıp yutacağıma emin olabilirsiniz.

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Cumartesi İlk 10: Yazın Okumayı Planladığın Kitaplar

 
 
     Bir gelenek olarak sürdürdüğüm ve başladığından beri zevkle katıldığım bir etkinlik olur kendisi. Fakat bu hafta ne yazık ki Sihirli Kitap'ın etkinliğine biraz geç kaldım. Söylemiştim ya hani, şu sıralar size bir sürpriz hazırladığımı. Kitap okumak için bile vaktim yok :( Ama en kısa zamanda (mümkünse gelecek hafta, sınavlarım bitince) eskisi gibi her gün post yayınlamaya başlayacağım. Ay dur, konuyu dağıttım yine :D Neyse, bakalım yazın en çok okumak istediklerim nelermiş?
 
     1. Uyumsuz (Veronica Roth):
 Şu anda "Kitaplığımda Bana Yavru Köpek Bakışı Atıp, Okunmayı Bekleyen Kitaplar Listesi"nde üçüncü sırada. Ama ben bu hızla gidersem yazın anca başlarım.
 
     2. Elit (Kiera Cass):
 DEX bizi çok bekletmedi ve The Elite'in Haziran ayında çıkmak üzere yayına hazırlandığını duyurdu geçenlerde! Peki ben ne yapıcam, hadi tahmin edin ne yapıcam? Çıkar çıkmaz alıp okucam tabii.
 
     3. Final (Becca Fitzpatrick):
 Bazı serilere tüm kitapları çıktıktan sonra başlıyorum ki olayları unutmayayım. Çünkü birer yıl arayla çıkan kitaplarda çok karşılaşıyorum bu olayla maalesef :( Bu seride de aynı durum söz konusu. Ama bir türlü şu son kitabı okuyamadım, malım ben. Yaza kaldı artık -,-
(Final'i de okuyunca dört kitabın toplu yorumu gelecek, tek tek yazmakla uğraşmak istemiyorum o.O)
 
     4. Eşleşme (Ally Condie):
 Çıktığından beri almak istiyorum bu kitabı. Ama önümde çok ama çok (gerçekten çok) uzun bir okunacaklar listesi varken bu pek mümkün olmadı. Yazın okurum artık -,-
 
     5. Camlar Şehri (Cassandra Clare):
 Küller Şehri'ni yaz gelmeden bitirebilirim (şu son zamanlarda gelen üşengeçliğimden kurtulursam) ama Camlar Şehri'ne geçebileceğimi hiç sanmıyorum. İkisinin arasına Uyumsuz'u koydum zaten *-*
 
     6. Mekanik Melek (Cassandra Clare):
 Aramızda o kadar çok kitap var ki aşkımla... Ama hakkında çok olumlu eleştriler duydum, o yüzden çekilin yolumdan biçler, Mekanik Melek'ime gidiyorum. ♥
 
     7. Cehennem (Linda Howard):
 Okutan Günler Blog Turu incelemişti bu kitabı geçenlerde. Benim aklıma taktılar, öyle ki canımı acıtmaya başladı. Sonra bilin bakalım ne oldu? 486, tekrar ediyorum 486 girişin yapıldığı çekilişlerinde Cehennem'i kazanan üç şanslı kişiden biri oldum :))) Henüz elime ulaşmasa da çok mutlu oldum ama neyse, sonuç olarak bu da yaza kaldı.
 
     8. Zehir Ustası/Büyü Ustası (Maria V. Snyder):
 Bu yaz serinin iki kitabını da okuma kararı aldım :D Kardeşim ilk kitabın birazını okumuş da böyle işkence falan var dedi hoşuma gitti. En son ciddi anlamda işkenceyi Gölgeler'de, Peter karakterinde görmüştüm. Adama yiyecek olarak sadece İNSAN ETİ verdiler ve ye ya da öl dediler çok hoşuma gitti ♥_♥ Bunu da merak ediyorum.
 
     9. Ölümcül Merhamet (Robin LaFevers):
 İlk başta beni çeken adı ve kapağı oldu. Sonra da arka kapak yazısı. Sonra da birkaç blogger'ın yaptığı yorumlar. Feci merak ediyorum, ama tahmin edin ne var? Bundan önce okumak istediğim dünya kadar kitap var! İzlenecek film/diziler, okunacak kitaplar, yazılacak yorumlar... Keşke yaz sonsuza kadar sürse :(
 
     10. Destroy Me (Tahereh Mafi):
 Bana Dokunma'yı hepiniz hatırlarsınız, di mi? DEX etiketiyle çıkan ve neredeyse bir yıldır ikincisini beklediğimiz (birincisini unutmaya başlıyorum) çok güzel bir kitap. Çoğu kişinin aksine Team Adam değil Team Warner'ım ve Warner'ın gözünden anlatılan bu ara kitabın çevrilmesini çok istemiştim. Çevirmiyorlar anladığım kadarıyla. O yüzden bu yaz İngilizce olarak okumayı deneyeceğim :D
 
 

19 Mayıs 2013 Pazar

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nız Kutlu Olsun!

Bir gün değil her gün Atatürk, diyenlerdenim. Ayrıca koyu Kemalist'im. Ama bugün özel bir gün. O yüzden paylaşmak istedim...


Bugün, Galatasaray Lisesinden şehit düşen 12 kahramanın …
Bugün, Sivas Lisesinden şehit düşen 18 kahramanın …
Bugün, İstanbul Lisesinden şehit düşen 50 kahramanın …
Bugün, Balıkesir Lisesinden şehit düşen 69 kahramanın …
ve adını sayamadığımız binlerce genç kahramanın günü.
Bugün, 19 Mayıs.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'n kutlu olsun Türkiye!

15 Mayıs 2013 Çarşamba

"Kaçığın Kızı - Megan Shepherd" Kitap Yorumu

 
KİTAP KÜNYESİ:
 
Kitap Adı: Kaçığın Kızı
Özgün Adı: The Madman's Daughter
Seri: The Madman's Daughter #1
Yazarı: Megan Shepherd
Çevirmeni: Belgin Selen Haktanır
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Nisan 2013
Sayfa Sayısı: 392
Piyasa Fiyatı: 19.00 TL
Goodreads: 3,76


 
ARKA KAPAK:
 
Aşağılandı,
Babasının günahı yüzünden.
 Aşık oldu,
Eski hayatından çıkıp gelen bir erkeğe.
 Yemin etti,
Ailesinin geçmişi hakkındaki gerçeği bulmaya. 


 Juliet Moreau Londra’da temizlikçi olarak çalışıyor ve hayatını yerle bir eden skandalı düşünmemeye çalışıyordu. Yıllar önce babası, yaptığı korkunç deneyler yüzünden suçlanınca, ortadan kaybolmuştu.

Bir gün babasının ölmediğini, çalışmalarına devam ettiğini öğrendi. Böylece, babasının genç asistanı Montgomery ve gizemli kazazede Edward’la birlikte babasını bulacağı adaya doğru yolculuğa çıktı.

Juliet, adada korkunç gerçeklerle yüz yüze gelecek; kendi kanında da taşıdığı, babasının dehasının ve deliliğinin sınırlarını keşfedecek…

Dr. Moreau’nun Adası’ndan esinlenen Kaçığın Kızı karanlık ve nefes kesen bir gotik korku romanı.
 

BENİM YORUMUM:


     Eveeet. Şimdi, Kaçığın Kızı aşırı kötü olmasa da hiç iyi değildi. Ortalamanın biraz altındaydı. Ve ben de böyle şeylere yorum yapmakta zorlanıyorum. Bakalım ortaya ne çıkacak?

     Yorum yer yer spoiler içerecek.
 
     Kitabı elinize alıyorsunuz. Karşınıza Londra'da King Üniversitesi'nde temizlikçi olarak çalışan, yetim bir kız çıkıyor. Adı Juliet. Daha yeni okuduğum halde hemen unutuverdim ama sanırım on beşlerinde falandı kız.
 
      Sonra bu kız çalıştığı tıp üniversitesindeki bir doktorun elindeki tendonları kesince işinden atılıyor. Doktor şikayetçi olup da onu hapse attırmadan önce kaçması gerektiğini anlayan Juliet, şans eseri geçen gün gördüğü Montgomery'yle adaya gitmeye karar veriyor. Çünkü ailesi hayatta değil, tek işinden atıldı. Ne yapacağını bilmiyor.

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Cumartesi İlk 10: Adaya Düşsen Yanında Olmasını İsteyeceğin Kitaplar

 
     Sihirli Kitap 'ın yeni Cumartesi İlk 10 etkinliği ile karşınızdayım. Bu dördüncü seferim, sanırım ilk kez herhangi bir şeyi hiç aksatmadan yapıyorum, heyoo! Klasik "konuya girmeden önceki saçma açıklama" bölümüme katlandığınız için teşekkürler. Okumaya başlayabilirsiniz.
 
1. Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı (J.K. Rowling):
Harry Potter serisine aşığım. Ama bunu seçmemin asıl nedeni aralarından en kalını olması. Adaya düşsem canım sıkılır, kalın bir şeyler isterim, di mi?
 
2. Final (Becca Fitzpatrick):
Henüz başlamadım. Zaten o yüzden size "Hush Hush serisi bitince toplu yorum gelecek, tek tek yorum yazamam" tripleri atıyorum ya. Bir bitiremedim şu güzelim seriyi, ayıp. Ha, ne diyorduk? Evet, o yalnızlıkta bir Patch fena gelmezdi doğrusu.
 
3. Açlık Oyunları (Suzanne Collins):
Hayatta kalmak, savaş, bunun gibi şeyler... Ne bileyim adada ihtiyacım olurdu... Olmaz mıydı?.. Saçmaladım yine -_-
 
4. Kemikler Şehri (Cassandra Clare):
Yeni okuduğum ve zaman bulursam zilyon kere yeniden okuyabileceğim bir kitap. Adada Jace olmadan ne yaparım ben?!
 
5. Küller (Ilsa J. Bick):
İkincisi olan Gölgeler daha uzun, ama birinci kitabın tadı bir başkaydı. Sanırım ada da distopya okuyup kendi kendimi halimin iyi olduğuna ikna edebileceğim türden bir yer olurdu zaten.
 
6. Mekanik Melek (Cassandra Clare):
Sürekli almayı unuttuğum kitap :( Ölümcül Oyuncaklar'ın yan serisi. Hakkında o kadar olumlu eleştri duyduktan sonra Mekanik Melek'i okumadan bir adaya düşsem intihar ederdim. Gölge Avcıları'nın olduğu hiçbir şey kötü değildir! ♥
 
7. Oniks (Jennifer L. Armentrout):
Adada Daemon ve Kedicik'in eğlenceli diyaloglarını özlemicem mi sanıyorsunuz ha? Benim kalbim yok mu? Şeytanlar, pislikler! Gidin başımdan... ve beni Oniks'le yalnız bırakın!
 
8. Tanrı (Jennifer L. Armentrout):
Jen'in anlatımını feci iyi. Tanrı'da da olaylar ve duygular o kadar iyi yansıtılmıştı ve aksiyon o kadar yüksekti ki bu kitap olmadan bir adaya düşmem imkansız! (Evet, Tanrı da okuduğum halde henüz yorumunu yazmadıklarım arasında.)

9. Uyumsuz (Veronica Roth):
Arkadaşımdan ödünç aldığım kitaplar bitmeden başlamayacağıma dair bir karar almıştım ama emin olun ki içten içe kuduruyorum. Uyumsuz'un olmadığı bir dünya mı? HAYIR.

10. Cam Şato (Sarah J. Maas):
Celaena Sardothien gibi bir karakterin yardımı olmadan bir adada kalmak? Cık cık.



10 Mayıs 2013 Cuma

"Allegiant - Veronica Roth" Kapak Tasarımı

     Veronica Roth'un ilk romanı olan ve büyük başarı yakalayan Uyumsuz'un üçüncü ve son kitabı, Allegiant'ın kapak tasarımını gözdürünüz mü? Ben şahsen aşık oldum o.O

 
      NOT: Uyumsuz şu anda kitaplığımda bana boş boş bakmakta. Okunacaklar listemde dördüncü sırada ve okunur okunmaz yorumu gelecek.

"Kemikler Şehri - Cassandra Clare" Kitap Yorumu

 

KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Kemikler Şehri
Özgün Adı: City of  Bones
Seri: Ölümcül Oyuncaklar #1
Yazarı: Cassandra Clare
Çevirmeni: Selim Yeniçeri
Yayınevi: Artemis
Türkiye Yayın Tarihi: Ağustos 2009
Sayfa Sayısı: 580
Piyasa Fiyatı: 22.00 TL
Goodreads: 4,14
 


ARKA KAPAK:


Vampirler, kurtadamlar, periler, gerçek aşk ve aklınızı başınızdan alacak daha birçok şey. Ölümcül Oyuncaklar hafızanıza kazınacak!

On beş yaşındaki Clary Fray, New York’ta Pandemonium Kulüp’e doğru yola çıktığında bir cinayete tanıklık edeceği hiç aklına gelmezdi. Hele ki, bu cinayetin daha önce hiç görmediği acayip silahlara sahip tuhaf dövmeli üç genç tarafından işleneceğini hayatta düşünemezdi!

Clary, polisi arayabileceğini biliyordu fakat ceset bir anda ortadan yok olunca ve canileri Clary’den başka kimse göremediği için durumu açıklamak pek kolay olmayacaktı!

Clary’nin onları görebilmesine çok şaşıran katiller kendilerini Gölgeavcıları olarak tanıtacaktı. Yani, dünyayı şeytanlardan arındırmaya ant içmiş gizli bir kabile!
 
 

BENİM YORUMUM:

 
     Filminin fragmanına aşık olduktan sonra başlamaya karar verdiğim ve birkaç gün önce biten bir kitap. Cassandra'nın (Jen'le "Hayır, Doğa en çok beni seviyor" şeklinde kavga ediyorlar ^.^) harika serisinin ilk kitabı. Hiç durmadan ikincisine de başladım bu arada.

     On beş yaşındaki baş karakter Clary Fray'in peşinde sürüklediği en yakın arkadaşı Simon'la beraber Pandemonium Kulüp'e gitmeleriyle başlayan hikaye, üçüncü şahıstan anlatılıyor. Genelde karakterlerin kendi düşüncelerine daha çok yer verildiği ve kendimi baş karakterin yerine daha iyi koyabildiğim için birinci şahıstan anlatılan kitapları severim, ama buna rağmen kitap bana kendini sevdirdi.

     Pandemonium. Clary orada bir iblisin -insan görünümünde bir iblisin- tuhaf giyimli üç genç tarafından öldürüldüğünü görünce delirdiğini düşünüyor. Hele de katilleri sadece kendisinin görebildiği hesaba katılırsa...

     Sonradan bu üç sıra dışı genç, Jace, Alec ve Isabelle, kendilerini gölge avcıları ya da başka bir deyişle Nefilim olarak tanıtıyolar: En büyük amaçları dünyayı pek çok farklı formlarda bulunabilen iblislerden temizlemek olan, insan-melek melezi bir tür kabile.

     Sonra Clary'nin annesi bir iblisin saldırısına uğrayıp ortadan kayboluyor.

     Bundan sonrasında işler karışıyor.

     Şimdi genelde yapmadığım bir şey yapıp birkaç ana karakteri şöyle bir tanıtayım:
 
     Clary: Baş karakter. Ressam. Çok sevimli ama hayalimdeki o sert kadın karakterden epey uzak.
 
     Jace: Gölge Avcısı. Geçmişiyle ilgili şeyleri öğrendiğinde feci derecede üzüldüğüm bir karakter. Bad boy. Hazırcevap. Komik. Sarışın.
 
     Alec: Gölge avcısı. En başında nefret edeceğimi sandım ama sonradan hak verdim. Bunu asla söylemez. Bu replikte içten içe öldüm.
 
     Isabelle: Yine Gölge avcısı. Alec'in kardeşi. Sanırım Simon'dan hoşlanıyor. Hayalimdeki sert kadın karaktere Clary'den daha yakın. Ondan da nefret edeceğimi sanmıştım ama sonradan çok sevdiğime karar verdim.
 
     Simon: Clary'nin en yakın arkadaşı. Aşırı tatlı. Simon tam hayalimdeki arkadaş.
 
     Valentine: Kötü adam ve berbat bir baba. Yine de bu karakterle ilgili şüpheye düşen tek ben değilim sanırım, öyle miyim?

     Kitaplarla evlenip, çocuk sahibi olup, sonsuza kadar mutlu yaşadığınız ve beraber günbatımına doğru yürüdüğünüz bir dünya dileten bir kitaptı. Bence böyle bir yasa çıkartılmalı. Neden kitaplarla evlenemeyelim ki? Onları dışlamayın, onların da bir canı, duyguları ve kalpleri var. Sevenleri ayırmayın.

     ...Ya da kısaca çok güzeldi de diyebilirmişim.
 
     İlk kitap olduğu ve biraz karışık bir dünyada geçtiği için, dünyayı açıklama kısmı biraz fazla uzun sürdü ve sıktı, o kadar. Ama çok iyi bir seri olacağa benziyor.

5 Mayıs 2013 Pazar

KİTAP TANITIMLARI: Fırsatçı, Füzyon, Senden Önce Ben

     Sanırım yayınevleri daha önümde uzun bir okunacaklar listesi olduğunu biliyorlar da birleşip bana inat daha çok kitap çıkarıyorlar. Yeni kitapları mı almalıyım, aylardır "beni al" diye bağıran bebeklerimi mi? Lanet olsun!!!

     Sonuç olarak, bu ay çok güzel kitaplar çıktı/çıkacak. Ben de onları size tanıtayım dedim ama kim uğraşır hepsiyle di mi? Bu yüzden kendimce çekiliş gibi bir şey yaptım ve şanslı üç kitabı size tanıtıyorum.


Kitap Adı: Fırsatçı
Özgün Adı: The Opportunist

Seri: Love Me With Lies #1
Yazarı: Tarryn Fisher
Çevirmeni:
Meltem Türkmen
Yayınevi: Aspendos
Türkiye Yayın Tarihi: Mayıs 2013
Sayfa Sayısı: 316
Piyasa Fiyatı: 18.00 TL
Goodreads: 4,26




Kalbini sadece bir kez verebilirsin; ondan sonraki her şey ilk aşkının peşinden gelir.
Her fırsattan istifade etmesiyle bilinen sivri dilli Olivia Kaspen, akılsızca çekip gitmesine izin verdiği eski erkek arkadaşı Caleb Drake ile şans eseri karşılaşınca kendisini ilk aşkıyla ikinci bir şans isterken bulur.

Caleb’ın hafızasını kaybettiğini öğrenen Olivia, onu geri kazanmak için ne kadar ileri gidebileceğine karar vermelidir. Ancak gerçek kimliğini ve kötü geçmişlerini gizli tutmaya çalışan Olivia'nın en büyük engeli Caleb'ın kurnaz yeni kız arkadaşı, Leah Smith'tir.

Böylece bu iki hırslı kadın arasında kendilerini hatırlamayan bir adamı elde etmek için girdikleri vahşi bir mücadele başlar. Ama çok geçmeden Olivia, bir zamanlar kendisinin olanı almak için savaşırken yalanlarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Peki, aşk her şeyi affeder mi?


Uhm.... Konusu kulağa ilginç geliyor. Ama benlik değil. Ben aksiyon istiyorum, kan dökülsün istiyorum. Yine de bu türün meraklıları için oldukça güzel bir kitap.



Kitap Adı: Füzyon
Özgün Adı: Fuse

Seri: Pure #2
Yazarı: Julianna Baggott
Çevirmeni:
Belgin Selen Haktanır
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Mayıs 2013
Sayfa Sayısı: 468
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 4,13

"Talebimizi reddederseniz, rehineleri öldürecegiz..."

Kıyamet günü gelip de İnfilaklar yaşandıgında,
Kubbedekiler güvendeydi. Hayatta kalan dışarıdaki perişanlar, külün ve dumanın ortasında yaşam savaşı verirken, Pürler sırça köşklerinde yara almadan hayatlarına devam etmişti.

Şimdiyse Pürlerin önderi Willux oğlunu geri almak adına hayatta kalanlara karşı korkunç bir saldırı düzenliyor. Ona karşı mücadele etmek için küçük bir grup biraraya geliyor: savaşçı Lyda, devrimci Bradwell, muhafız El Capitan ve gizemli geçmişi peşini bir türlü bırakmayan Pressia, Evveliyata dair bir dizi şifreli ipucunu çözüp hayatta kalanları kurtarmaya çalışıyor.

Füzyon, geleceklerini kurtarmak ve dünyanın kaderini degiştirmek için mücadele eden insanların nefes kesen hikâyesi.

Grotesk bir anarşinin hüküm sürdügü bir dünyayı anlatan post-apokaliptik seri, Pürden sonra, Füzyon ile okurunu bambaşka korkularla yüzleştiriyor.

"Oğlumuzu istiyoruz."

"Baggott, vahşetten, kara mizahtan ve iyi yazılmış güçlü diyaloglardan başarılı bir alt tür yaratmış ."
Publishers Weekly

Pür kitabının ikincisi sonunda çıktı! D&R'ın sitesinden hemen şimdi sipariş edebiliyorsunuz. Distopyanın dibine vurmuş, işlerin iyice çığrından çıkmış olduğu bir kitap. Ama bu da benlik değil. Benim distopya sınırım Ashes Trilogy'de bitiyor -benimki bile -_-




Kitap Adı: Senden Önce Ben
ÖzgünAdı: Me Before You

Yazarı: Jojo Moyes
Çevirmeni: Ayşe Görür

Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: Mayıs 2013
Sayfa Sayısı: 480
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 4,34



Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu…

Yaşamın ince detayları Lou’dan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var? Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor? Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir? Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşı
k soru ve cevaplarla dolu olduğu…

Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.

Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lou’nun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur?

Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün…

Hep beni aşan kitapları seçmişim ama olsun, belki seven vardır. Konusu sadece aşk olan, fantastik veya en azından eğlenceli şeylerin katılmadığı kitapları sevmiyorum. Romantizm, kitap okurken ağlamak falan hiç benlik değil. Fakat türün hayranları için oldukça duygusal bir şeye benziyor. Falan filan.

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Cumartesi İlk 10: En Kaliteli Kitap Blogları



     Sihirli Kitap'ın yapmadan duramadığım "Cumartesi İlk 10" etkinliklerinde bu hafta en kaliteli blogları yazıyoruz. Sıralama yapmakta pek iyi olmadığım ve bununla uğraşamayacak kadar üşengeç olduğum düşünüldüğünde, bu hafta da sadece İlk 10'umu yazacağım ama sırayla değil :D

İngilizce kitapları daha çevrilmeden okuyabilmesiyle (İngilizcem iyi olsa da ben bunu yapmaya üşeniyorum) kıskançlıktan kudurmamı sağlayan, çok da güzel kitap yorumlayan bir blogger'ın bloğu. Geniş bir hayal gücü olması ve yazar olmayı hayal etmesiyle kendime benzettiğim için de blogger'ı ve bloğunu ayrıca bir seviyorum.

Samimiyetin dibine vurmuş, tatlılıktan ölecek türden güzel kitap yorumları yapıyor. BloG-TwinS şeysinde Tuğçe'nin Kitaplığı ile yaptığı söyleşi tarzı yorumlara ölüyorum zaten. Bu kadar içten olunabilirdi ancak.

Hazır az önce ondan bahsetmişken unutmadan yazayım dedim. Tuğçe'nin Kitaplığı'nı BloG-TwinS sayesinde tanıdım. İyi bir edebiyat dili var ve yorumları da eğlenceli.

     4. Sihirli Kitap:
"Cumartesi İlk 10" gibi bir sürü eğlenceli etkinliğin yaratıcısı. Sırf yaranmak için falan yazmıyorum, cidden kaliteli bir blog. Sanırım en iyisi de kitap yorumlarını kısa ve öz yapması (ben oradan girer buradan çıkar, lafı sürekli kendi hayatıma getirir, her paragrafa "neyse" diye başlar ve saçmalarım). :D

     5. Saklama Kabı:
Etkinlikleriyle ve DEX şöleniyle ünlüdür kendisi. Sanırım bu bloğu sevme nedenlerimden biri de DEX olayı. Çünkü bende de son zamanlarda bir DEX bağımlılığı başladı fark ettiyseniz.

     6. Büyülü Kitaplık:
İlk takip ettiğim bloglardan biriydi. Hatta Büyülü Kitaplık'tan duyup da okuma kararı aldığım kitaplar bile oldu (bakınız; Maximum Ride, ama daha başlamadım) :D Acayip eğlenceli kitap yorumları olduğunu da unutmayalım.

     7. Y O R U M B A Z :
Çok eğlenceli ve güldürücü kitap yorumları yazan bir blog. ÜKG Blog Turu'nun da bir parçası!

     8. Kitab-ı Sevda:
ÜKG'nin bir diğer üyesi. Cidden eğlenceli kitap yorumları yazıyor. Kitap zevki de iyi. Falan filan.

     9. Deniz'in Yorum Durağı:
Kitap yorumları, kitap zevki, bad boy sevgisi gibi birçok yandan sevdiğim özellikleri olan bir kızın bloğu.

     10. Büyülü Ayraç:
Kitap zevkine güvendiğim bir başka blogger. Kitap yorumlarını okumayı da seviyorum.

Eveet, bunlar aklıma gelenler. KESİNLİKLE, %100 ve MUTLAKA (anlamışlardır, sus artık) unuttuğum bloglar var biliyorum.  Beni affedin...












Neyse, hoşça kalın...

2 Mayıs 2013 Perşembe

"Beni Seç - Kiera Cass" Kitap Yorumu

 

KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Beni Seç
Özgün Adı: The Selection
Seri: The Selection #1
Yazarı: Kiera Cass
Çevirmeni: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: 14 Şubat 2013
Sayfa Sayısı: 304
Piyasa Fiyatı: 19.00 TL
Goodreads: 4,09



 

ARKA KAPAK:

 
35 kız bir tacın peşinde. Kazanan prensi de kapacak…

Bir prens nasıl tavlanır?

Illéa ülkesinde tüm genç kızlar doğdukları günden beri sınıf atlamanın peşinde. Paha biçilmez mücevherlere, göz alıcı elbiselere ancak bu şekilde sahip olabilecekler. Bunun için tek bir şansları var: SEÇİM. Kıyasıya bir mücadele içeren Seçim’i kazanmanın tek yolu Prens Maxon’ı kendine âşık etmek.

 America içinse SEÇİM, bir kâbustan farksız. Bu yarışa girmeyi kabul ederse, kendisinden aşağı sınıftan olduğu için herkesten gizlediği aşkı Aspen’i arkasında bırakmak zorunda kalacak. Öte yandan bu, ailesinin tek kurtuluş şansı.

America saraya adım atar atmaz, kendini esrarengiz bir dünyanın içinde bulacak. Saray hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmayacak.

35 kızın katıldığı vahşi bir yarış nasıl kazanılır?

“Açlık Oyunları ile The Bachelor arasında bir yerde duran bu roman öyle eğlenceli ki. Yazar, America’nın gizli, ilk aşkının külleri sönerken America ve Prens Maxon arasında gelişen kimyayı öyle ustaca kurmuş ki, okumaya doyamıyorsunuz.” Publishers Weekly

“Kiera Cass’in ilk romanı Beni Seç, reality şov ve distopik bir peri masalının mükemmel sentezi.” Kiersten White, Paranormal
 


BENİM YORUMUM:

     Kitap mı bitti, ben mi bittim? Mer mi Seçim'e katıldı, ben mi katıldım? O mu Elit'e kaldı, ben mi kaldım? Ben mi ikinci kitabı merak ediyorum, yoksa o mu beni merak ediyor? Bunlar güzel sorular, çok sevgili kitapseverler ve blog yazarları, güzel sorular...
Bu kitabı ilk gördüğümde şöyleydim: Şey, peki... Oldu o zaman... Siz gidin distopik peri masalınızı okuyun. Ben gidiyorum.












Okumaya başlayınca şöyleydim: Niye önyargılı yaklaşmışım ki ben buna? Ne güzel kitapmış halbuki.












Bittiğinde de aynen şöyleydim: Ha? Ne-neler oldu yaa? Şimdi America ve Aspen... ve Maxon... sonra America... ve Maxon... ve Aspen... Bir dakika, ne?!










     Şu sıralar çok kitap yorumu yazıyorum. Hemen hepsi de Dex'ten fark ettiyseniz. Okumak istediğim tüm Dex kitaplarını aradan çıkarmak istedim çünkü. Bu kadar sık yorum yazmamın sebebi de çok sık kitap okumam değil, daha önceden okuyup da yazmadığım çok kitap olduğu için...

     Saçma açıklama kısmı bittiğine göre, kitaba geçebiliriz.

     Kitabın başları iyiydi, ortaları çok iyiydi, sona yaklaşan ortaları amanın, ney tarzındaydı ve final... Çok şaşırtıcıydı ama ben pek şaşırmadım... Niye, gittim kitabın sonunu önce okudum tüm spoileri aldım :)) Kendimle gurur duyuyorum ;))

     Kitabın önce sonunu anlatmışım yalnız :D Eveet, konuya girelim.

     Beni Seç, romantizmle distopyanın -hiç olmayacak iki türün yani- harika bir karışımı. Kitabın başlarında ana karakterimiz America'nın asıl yaşamı, ailesi ve sevgilisi Aspen, gerisinde ise sarayda geçen olaylar anlatılıyor.
     Kötü bir gelecekte, Bilmemkaçıncı Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika topraklarında kurulan yeni ülke Illea'da geçiyor olay.
     Sınıf ayrımı var bu kitapta, herkesin bir numarası var; hatta bazen isminizle değil de numaranızla bile çağırıldığınız oluyor! Bakınız; Tabii sen git bunları o 2'ye anlat. Ben bir 6'nın oğlu, sense 3'ün kızı, olmaz bu iş. Sen beni mi dinliycen, o 5'i mi dinliycen ha? vs.vs.
     Her nesil, sıradaki kralın eşini seçmek için her bölgeden birer kızın, toplamda 35 kızın katıldığı bir yarışma düzenleniyor: SEÇİM!
     Bu 35 kız sarayda kraliyet ailesinin konuğu oluyorlar ve prensle zaman geçiriyorlar. Prens de onları eleye eleye ideal eşini bulmaya çalışıyor.
     Bir 5 olan America Singer, annesinin ve sevgilisi Aspen'in baskılarıyla (!?) Seçim'e katılıyor. Aspen'i geride bırakmak istemese de bu, ailesinin tek kurtuluş şansı olabilir, ayrıca kazanacağını da düşünmüyor zaten. O kadar kız arasından seçilse bile sonradan sarayda başka 34 kızla daha boğuşup kazanma ihtimali ne olabilir ki?
     EVET, KAZANIYOR.
     Tabii ki ilk kitapta kraliçe olmuyor. Fakat Seçim'i kazanıp saraya gitmeye hak kazanıyor (bu aşamada saraya gitmek haktan çok zorunluluk). America orada olmak istemiyor. Yani, aslında kalabildiği kadar kalıp sonra da kraliçe seçilmeden eve gitmek istiyor. Böyle bir kız ne mi yapar? Oraya gider gitmez Prens Maxon'a kibirli ve sığ olduğunu söyler, suçu günahı olmadığı halde kendine biraz fazla yaklaştı diye çocuğun kasığına dizini geçirir, ve daha neler neler... Illea'nın gelcekteki kralı Maxon ise ne mi yapar?
     Hımm... Kahkaha atar, gülmekten yerlere yatar, ama bazı noktalarda (kasığına gelen tekme gibi) öfkeden kudurur, öfkesi geçince yine kahkaha atar.
     Ne tatlı değil mi?
     Neyse, biraz fazla bilgi vermişim. Kitap bu şekilde ilerliyor ama sonralardan çok beklenmedik şeyler yaşanıyor. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Şu ana kadarki en eğlenceli ve romantik distopya türü bu olsa gerek. Öyle bir tür varsa tabii.
     Ayrıca feci eğlenceli diyaloglar vardı. Maxon ve America'nınkiler özellikle.
     Team Maxon olduğumu (hatta Aspen'den neredeyse nefret ettiğimi) daha nasıl belli ederim bilemiyorum :D
     Sırada alıntılar var öyleyse!


ALINTILAR:

 
Evet, anne, prense benimle hiç şansının olmadığını söyleyip, elimden geldiğinde hakaret edeceğim. Harika plan.
(America, sf. 132) 


"Ailen benimkisinden çok farklı olmadı." 
"Aynen öyle" Kahkaha attım. "Bir kere kimse kahvaltıda taç takmaz."
Maxon gülümsedi. "Singerlarda daha çok akşam yemeklerinde mi takılır? 
"Tabii ki."
(America ve Maxon, sf. 134) 
Diz tekmesi. Cidden. Majestelerinin uyluğuna dizimi geçirmiştim. Tüm gücümle.
(America, sf. 136)


"Ben gerçekten hayatımda sadece anneme sarıldım. Bu iyi mi?" diye sordu.
Kahkaha attım. "Kucaklaşmanın yanlış yapılma olasılığı epey düşük." 
(America ve Maxon, sf. 181)



PUANLAMA:


4,5 Taç: Bence gayet güzeldi. Şöyle bir düşünüp alın. / TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!


Kitap kendi çapında hemen hemen 5 puanı hak ediyor olabilir. Ama mükemmel değil. O yüzden 4,5. Neyse, OKUYUN! :D