30 Nisan 2013 Salı

"Oniks - Jennifer L. Armentrout" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Oniks
Özgün Adı: Onyx
Seri: Lux #2
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni: Bilge N. Zileli Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Nisan 2012
Sayfa Sayısı: 395
Piyasa Fiyatı: 21.00 TL
Goodreads: 4.48


ARKA KAPAK:


Daemon’la aramızda bir uzaylı bağı olmasının muhteşem olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.
 
Gerçi bu bağa rağmen ona direnmeye kararlıyım. Ama bunu yapmak hiç de kolay değil çünkü Daemon (kahretsin!) gittikçe gözüme daha da taş gibi görünüyor. Üstelik bu sefer Arumlardan çok daha büyük bir problemimiz var. Savunma Dairesi kasabada.

Eğer Daemon’ın yapabildiklerini keşfeder ve benim de onunla
bağım olduğunu anlarlarsa ikimizi de mahvedecekler. Bu arada okula yeni biri geldi ve herkesten gizlediği bir sırrı var. Bana neler olduğunu biliyor, yardım da edebilir ama bunun için (sanki mümkünmüş gibi) Daemon’a yalan söylemeli ve ondan uzak durmalıyım. Kimi kandırıyorum ben?!

Kimse sonsuza kadar yalan söyleyemez.

***

Ultra yakışıklı ve ultra odun Daemon Black geri döndü!
Lux serisi, OBSİDİYEN’den sonra 2012’nin en iyi genç yetişkin kitabı seçilen ONİKS ile tam gaz devam ediyor. Daemon’a karşı koymanın imkânsız olduğunu artık siz de çok iyi biliyorsunuz...

BENİM YORUMUM:


     Kitabı yaladım yuttum bildiğiniz. Bazen dayanamayıp birkaç satır atlaya atlaya okudum, sonra geri dönüp adam gibi okudum tekrar. Pişman değilim.

     İlk kitabın adı Obsidiyen'di (yorumunu okumak için tıklayın), bu da Oniks. Bence bu seriyi okumayan kalmamıştır ama kaldıysa... okumalısınız.

     Buradan sonrası spoiler içerebilir!

     Bu kitapta birkaç temel olay vardı: Savunma Dairesi, Arumlar (bunu en küçük problem sayalım), okuldaki yeni çocuk Blake, Daemon'ın Katy'yi baştan çıkarma çabaları ve Kat'in bitmek bilmez itirazları, Kat'in yeni kazandığı güçleri ve uzaylı yan komşusuyla arasındaki bağ, Katy ve Dee'nin arkadaşlıklarıyla ilgili bazı sorunlar, Dee ve Adam... Evet, birkaç taneden fazla olay vardı. Dolu dolu bir kitap!





 


     Neyse, Katy'nin güçlerinden bahsedelim mesela. İlk kitabın sonunda Daemon Kat'i iyileştirince ikisi arasında bir bağ oluşmuştu. Bundan sonra Kat, bazı uzaylı güçleri kazandı! Şimdi de okulda yeni bir yakışıklı var (Batı Virginia'ya pek sık misafir gelmez) ve Katy'ye yardım edebilir.

    Size "benim yorumum" başlığı adında tüm kitabı anlatmaya devam edeyim. Kitap öyle bir yerde bitti ki eksik sayfası mı var, diye düşünmeye başladım.

     Neyse, sonuç olarak Oniks'i Obsidiyen'den daha çok sevdim. Yine acayip eğlenceli diyaloglar vardı. Aynı zamanda hem Katy'nin duyguları, hem de Daemon'ın Bakış Açısından Sahneler'de onun duyguları çok gerçekçi anlatılmıştı. Kendi duygularımmış gibi hissettim. Sadece bu özellik bile benim için bir kitabı benim için harika yapıyor.

ALINTILAR:


"Kurabiye yer misin?" diye sordu, çikolata parçacıklarıyla dolu bir kurabiye uzatarak.
Midem kötü olsun ya da olmasın, bunu reddetmemin imkanı yoktu. "Tabii."
Çarpık bir gülümseyle bana doğru eğildi; dudakları dudaklarıma çok yakındı. "Gel de al."
Gel de al mı?.. Daemon, kurabiyenin yarısını o dolgun ve tamamen öpülesi dudaklarının arasına koydu.
Hay ben böyle işin...
(Katy ve Daemon, sf. 12)


Omuz silktim. Çok hoştu. Blake bana sörfçüleri hatırlatıyordu ve bu da acayip seksiydi. Dahası, insandı. Buradan bonus puan alıyordu.
(Katy, sf. 51)


Ayağa kalkıp yüzümü buruşturdum. "Of ya, belki de kıçımı kırmışımdır."
"Umarım kırmamışsındır. Kıçının hayranıyım."
(Katy ve Daemon, sf. 96)


"Teşekkür ederim," diye mırıldandı tembel bir şekilde.
Gözlerim fal taşı gibi açıldı. "Uyuduğunu sanıyordum."
"Neredeyse ama gözünü dikmiş bana bakıyordun."
Kıpkırmızı oldum. "Bakmıyordum."
Daemon tek gözünü açtı. "Yalan söylediğinde kıpkırmızı oluyorsun hep."
"Kızarmıyorum." Kızarıklığın, boynumdan aşağıya yayıldığını hissettim.
"Yalan söylemeye devam edersen gitmem gerekecek," diye tehdit etti yarı gönülsüzce. "Namusumun güvende olduğunu düşünmüyorum.
(Katy ve Daemon, sf. 109)


"Bütün gün ne düşündüm biliyor musun?"
Söz konusu Daemon olunca, ne düşündüğünü kimse bilemezdi. "Hayır."
Dudakları yanağıma süründü. "Çizgili çoraplar da sana ren geyikli olanlar kadar yakışıyor mu, onu öğrenmeyi."
"Yakışıyor."
Başını yana eğdi; gülüşü tembel ve kibirliydi. Yırtıcıydı. "Biliyordum."
(Katy ve Daemon, sf. 129)


"Ne zaman yakınıma gelsen kızışmış köpek gibi bacağımı becermeye çalışman beni sevdiğini kanıtlamaz Daemon."
Daemon ağzını sımsıkı kapattı ve gülmemek için kendini zor tuttuğunu görebiliyordum. "Aslına bakarsan, ben hoşlandığımı insanlara böyle gösteririm."
(Katy ve Daemon, sf. 134)


Kanepenin koluna oturan Blake elini salladı. "Tabii. Nasıl istersen. Tamamen senindir."
Daemon'ın ağzı kulaklarına vardı. "Öyle zaten."
(Daemon ve Blake, Katy hakkında, sf. 197)


Derin bir nefes alarak vlog'umu hazırlamaya başladım. "Selam, ben, Katy'nin Çılgın Saplantısı'ndan Katy. Bu kadar uzun süre ortalardan yok olduğum için özür dilerim. Okul ve..." -gözlerim bir anlığına Daemon'a kaydı- "başka işler yüzünden oldu ama her neyse, bir misafirim var. Bu..."
"Daemon Black," diye cevap verdi Daemon, benim yerime. "Geceleri gözüne uyku girmeden hakkında fanteziler kurduğu erkek benim."
(Katy ve Daemon, sf. 263)


"Şu Azrail kılıklı benim kafadan birine benziyor. Geçimini sağlamak için insanları öldürüyor."
(Daemon, sf. 264)


"Galiba seni seviyorum."
Daemon kıpkırmızı kesilmiş yanağımı öperken beni daha da sıkı sardı. "Dememiş miydim?"
Beklediğim yanıt bu değildi.
(Katy ve Daemon, sf. 351)

PUANLAMA:


5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!



Jen'in tüm kitaplarına beş veriyor gibi hissettim, neyse. TAM PUAN!!!

29 Nisan 2013 Pazartesi

Devam Eden Çekilişler:

 
 
 
 
 
 

 
 
 

Kitap Yorumu Yazmaya Üşenen Blogger'dan Seçmeler

     Selam :D Evet evet, yine ben. Birkaç şeyi açıklığa kavuşturmak istedim:
     Öncelikle, Yerkara ve Oniks'i okudum ama ikisinin de yorumunu yazmaya feci üşeniyorum.
     İkinci olarak, Ölümcül Oyuncaklar'a başlamıştım geçenlerde (Team Jace!). Yakında yorumunu yazmayı umuyorum -_-
     Üçüncü olarak, sağ tarafta en üstlerdeki yeni gadget'a bakın. OBUR KİTAPLIK'I BLOGLOVIN'E BAĞLADIM. (Nasıl yapacağımı çözene kadar haftalarca uğraştım, sonra aklıma Bloglovin'deki yardım tuşuna basmak geldi, dahice.)
     Bu saçma yazıyı okuduysanız zamanınızı harcadınız. Kitap yorumu yazmaya üşendiğim için sizi oyalama çabam aslında bu. Yarın üşenmezsem Oniks'in yorumunu yazarım.
     Cidden, hala okuyan var mı? Çok saçmaladım çünkü, biliyorum. Neyse, yakında görüşürüz.

27 Nisan 2013 Cumartesi

Cumartesi İlk 10: Arkadaş Olunacak Karakterler

 
     Sihirli Kitap haftanın Cumartesi İlk 10'unu hazırlamış: Arkadaş Olunacak Karakterler. Kitaplarda okuduğumuz karakterlerden arkadaş olmak istediklerimizi listeliyoruz.
 
1. Simon (Ölümcül Oyuncaklar):
Erkeklerle arkadaş olmaya bayılıyorum zaten. Simon da tam arkadaş olabileceğim erkeklerden.
 
2. Caleb (Melez Sözleşmeleri):
Benimle her şeyi yapabilen ve yanımda rahatça istediğini söyleyen erkek dostlarımdan olurdu. Aşırı eğlenceli, derdini dinleyip yardımcı olan, biraz da gıcık bir arkadaş.
 
3. Magnus Bane (Ölümcül Oyuncaklar):
Küller Şehri'nden sonra iyice ısındığım bir karakter. Feci eğlenceli ve fedakar, iyi bir arkadaş. Nedense eşcinsellerle arkadaş olma huyum var :P. MAGNUS!!!
 
4. Maxon (Beni Seç):
Nedense çoğu kitaptaki prensler çok tatlı oluyoooo... Isırırım Maxon'ı... Hart hurt... Nam nam...
 
5. Dorian Havilliard (Cam Şato):
Prenslere veya erkek arkadaşlara nasıl bir takıntım varsa artık. Yine bir prens, yine gıcık, yine erkek. Çok iyi dost olur ama di mi?
 
6. Percy Jackson (Percy Jackson ve Olimposlular):
Çok tatlı ama bu çocuk. Nedenini tam açıklayamasam da çok iyi bir arkadaş olurmuş gibime geliyor.
 
7. Alex (Küller-Gölgeler):
Cesur bir karakter. Akıllı. Sevdikleri için hayatını feda etmeye hazır. Tam benlik.
 
8. Dee Black (Lux):
Hem güçlü hem de eğlenceli bir dost. Birlikte eğlencenin dibine vururmuşuz gibi geliyor.
 
9. Dean Winchester (Supernatural):
Hem dizide hem kitapta bir numara. Eğlenceli, çılgın, tehlikeli, rock müzik seviyor. Birlikte Eye Of The Tiger'ı söyleyip bacağımızla gitar çalardık.
 
10. Celaena Sardothien (Cam Şato):
Hep erkekleri seçmişim fark ettim de. Celaena, yazdığım 3. kadın karakter. O kadar cesur, sert ve yetenekli ki. Ayrıca içinde huzurlu, sakin, duygusal bir kız da yatıyor. Bir dolaba kilitleyip saklamalık.

25 Nisan 2013 Perşembe

"Cam Şato - Sarah J. Maas" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Cam Şato
Özgün  Adı: Throne Of Glass
Seri: Cam Şato #1
Yazarı: Sarah J. Maas
Çevirmeni: Deniz Başkaya

Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Şubat 2013
Sayfa Sayısı: 452
Piyasa Fiyatı: 22.00 TL
Goodreads: 4,14


 

ARKA KAPAK:

Savaşmadan özgür olamazsın.

Karşınızda Suikastçılar Kraliçesi Celaena Sardothien.
Güzel. Ölümcül. Efsanevi.

 
Celaena ömür boyu hapse mahkûm edilmişti. Oysa o, eğitimli bir suikastçıydı, benzerlerinin en iyisiydi ama bir hata yapmış ve yakalanmıştı.

Genç yüzbaşı Westfall ona bir teklifle geldi.

Celaena, kraliyetin en yetenekli hırsızları, savaşçıları ve suikastçılarıyla katılacağı ölümüne bir yarışmada veliaht Prens Dorian’ı temsil edecek.

Yarışmayı kazanırsa kralı korumaya ve sonrasında özgür bırakılmaya hak kazanacak.

Ama önce birbiri ardına ortaya çıkan cinayetlerin katilini bulmalı ve hayal bile edemeyeceği bir geleceğe hazırlanmalı.

24 Nisan 2013 Çarşamba

"İşaret - P.C. Cast + Kristin Cast" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: İşaret
Özgün Adı: Marked
Seri: Gece Evi #1
Yazarı: P.C. Cast + Kristin Cast
Çevirmeni: Sevinç Tezcan Yanar
Yayınevi: Pegasus
Türkiye Yayın Tarihi: Mayıs 2009
Sayfa Sayısı: 333
Piyasa Fiyatı: 20.00 TL
Goodreads: 3,79


ARKA KAPAK:


YENİ BİR HAYAT, YENİ BİR AŞK...

TÜM DÜNYADA GENÇLERİN TUTKUNU OLDUĞU YENİ BİR VAMPİR SERİSİ.

"Yüzümü ona çevirdiğimden beri bu kitap beni kendine esir etti. Tamamıyla muhteşem. İşaret, ateşli, karanlık ve eğlenceli."
-Gena Showalter, Yazar-

"İlk paragraftan itibaren bağımlısı oldum. Kitabı bir çırpıda bitirdim."
-MaryJanice Davidson, New York Times bestseller Yazarı-

Aşırı derecede bağımlılık yapan bir vampir serisi
-Romantic Times-


On altı yaşındaki Zoey, İz Sürücü tarafından İşaretlendiğinde, eski hayatının geride kaldığını anlamıştı. Şimdi artık, arkadaşlarından ve ailesinden ayrılıp çalışması gereken tek dersin Vampir 101 olacağı Gece Evi'ne yerleşmek zorundaydı.

Tabii ki her zaman bir bityeniği olurdu ve bu defaki açık ve netti: Başarısız olursan, ölürsün...

Zoey Montgomery!
Gece seni seçti; ölümün doğuşun olacak.
Gecenin tatlı sesine kulak ver.
Kaderin seni Gece Evi'nde bekleyecek.


BENİM YORUMUM:

 
     Her zamanki gibi herkesten sonra başladığım bir kitap. Ama ben zaten her kitaba çıktıktan uzun süre sonra başlıyorum genelde.

     Bir anne ve kızının beraber yazdıkları bir kitap. Enteresan. Annem de benim gibi kitap manyağıdır ama sevdiğimiz türler tamamen farklı. Ben distopya severim, oysa bu tür "iğrenç psikolojik baskılara" maruz kalmak istemediğini söyler... Ben de onun o süslü edebiyat dilindeki kitaplarını okuyamam... Ama bu seri sanki tek kişi yazmış gibiydi. Çok tatlı.

     Kitapta pek çok eksik vardı. Mesela koskoca 333 sayfada sadece dört günün anlatılması gibi... Dört günde kızın işaretlenmesi, Gece Evi'ne yerleşmesi, bir düşman edinmesi, sevgilisinin olması, Karanlık Kızlar'ın lideri olması ve beş elementi kontrol edebildiğini öğrenmesi saçmaydı açıkçası. Bu kadar olayı bu kadar süreye sığdırma çabası nedendir yani?

     Özellikle şu Erik meselesine çok takıldım. Çocuk görür görmez Zoey'ye tutuluyor. Dört günde aralarında bir sürü şey geçiyor. Bir erkekle kızın hikayesinin bu kadar ütopik olması bana direkt saçma aşk romanlarını hatırlattı (Aşk romanları saçmadır demiyorum, aşk romanlarından saçma olanları diyorum; genelde herkes söylediklerimi yanlış anlar da...).

     Final de feci derecede klasikti. Kötüler kaybeder, iyiler kazanır; finalde kötüler "Bu iş daha yeni başlıyor" tarzında laflar ederler ve oğlanla kız kumsalda gün batımına doğru ilerler...

     Sonuç mu? Yorumunu bile kısa kestiğim ve alıntı yapmadığım bir kitap.

PUANLAMA:

2 Taç: Beğenmedim. Zaman kaybı.
 
 
Seri olduğu için devam edilebilir. Ama sadece bu kitaba bakıldığında okumaya değmez.

Karşınızda "Saksı Olmanın Faydaları"!!!


     "The Perks of Being a Wallflower" adlı kitabın çevrilmesini uzun süredir bekleyen bir kitle var. Ben de sürekli yabancı kapağını görüyordum ama hiç araştırmamıştım. Evet, evet üşendim -_-

     Neyse, kitap sonunda Feniks Kitap'tan çıktı. Henüz dağıtımının yapıldığını sanmıyorum ama D&R'ın sitesinde satışa sunuldu bile.



Bir gençten bir diğerine kırılgan bir konu olarak aktarıldı... kitabın hedef kitlesi onu basıldığı günden beri elinizden düşüremeyeceğiniz bir roman diye tanımladı.
The New York Times

Çavdar tarlasında çocuklar ve A Separate Peace geleneğinden gelen bir büyüme romanı... [Chboskynin] hayat,aşk ve dostluk hakkındaki keskin yorumlamaları sıklıkla ilham verici ve çok güzel ifade edilmiş.
USA TODAY

Basılır basılmaz sansasyon yaratıp kült statüsüne erişen ve pek çok okulun okuma listelerine giren bir kitap
The New York Times

Charlie (aslında hepimizin o üretim bandından çıkması gerektiği gibi ) öylesine iyi ve saf bir insan ki sıradan, yetişkin bir yazarın kaleminden çıkmış olmasına şaşırıyorsunuz. Kitap boyunca tekrar tekrar hepimizin okumaktan ve tanık olmaktan hoşlandığı saf bilgeliği sunuyor. Ve Stephen Chbosky bizi hayal kırıklığına uğratmıyor. Ergenliğin kirli bir dünya olduğu kültürümüzde umarım bu çocuğun başına hiçbir şey gelmez.
Los Angeles Times

İlgi çekici... Charlie espri anlayışı ve üstü örtülü meselelerle kötü olayları ele alışıyla hem genç , hem yetişkin okurları tatmin edecek, sempatik bir çocuk.
Booklist

23 Nisan 2013 Salı

Cumartesi İlk 10: Favori Kapaklar

 
Sihirli Kitap'ta bu haftanın "Cumartesi İlk 10" etkinliği Cumartesi İlk 10: Favori Kapaklar! Eğlenceli göründü, biraz geç de kalsam yapmaya karar verdim.
 
İşte benim -sırasıyla olmasa da- en sevdiğim 10 kitap kapağı.
 
 
1. Kaçığın Kızı (Megan Shepherd):
 
Dex'in yeni kitaplarından. Henüz okuma fırsatı bulamasam da bence çok ilgi çekici ve konuyla uyumlu bir kapak. Özellikle yakından bakılınca göz ve çevresindeki ayrıntılar çok güzel.
 




2. Beni Seç (Kiera Cass):

Kitaplığımdaki en güzel kapaklardan bir tanesi. Özellikle mavi renginin tonunu ve hem de içerikle uyumunu çok beğeniyorum.
 



















3. Eşleşme (Ally Condie):

Bu seriye başlamak için can atıyorum. Kapakları da bence toplu olarak bakıldığında çok ilgi çekici. İlk kitabın kapağında kız bir fanusun içinde yaşıyor, ikincisinde fanusu kırıyor ve üçüncüsünde tamamen dışarı çıkıp özgürlüğüne kavuşuyor. İçerikle çok uyumlu kapaklar.


 
 
4. Safkan (Jennifer L. Armentrout):
 
Melez Sözleşmeleri serisinin kapaklarına aşığım. Ama nedense favorim bu oldu. Sanırım aşık olunası rengi yüzünden.
 
 
 
5. Küller Şehri (Cassandra Clare):
 
Ölümcül Oyuncaklar'ın ikincisi. Neden bilmiyorum ama bu kapağa bitiyorum. Özellikle kitabı elime aldığım anda okumak yerine saatlerce kapağa baktığım doğrudur. Elimde değil, gerçek hayatta daha da güzel.
 
 
 
6. Uyumsuz (Veronica Roth):
 
İşte okumak için fırsat kolladığım ama pek zaman bulamadığım bir başka kitap ve onun harika kapağı. Sizce de çok güzel değil mi?
 
 
 7. Gölgeler (Ilsa J. Bick):

 
Rengi gerçekte böyle görünmese de çok hoş bir kapak bence.
  
 
8. Mekanik Melek (Cassandra Clare):
 
Bende yok ama kapağı çok güzel. Özellikle arka plandaki şeyler falan.
 
 
 
9. Kaçış Adası (Marianne de Pierres):
 
Kapağını kitabın kendisinden daha çok sevdiğime uzun süre önce karar verdim. Serinin diğer kitaplarının (henüz sadece birincisi çevrildiyse de) kapakları da muhteşem.
 


 





















10. Fısıltı / Çığlık (Becca Fitzpartick)
 
Henüz okumadığım ve yorumunu yazamadığım bir seri. Neyse, bu seriden koyacağım kapağı çok düşündüm ama Fısıltı ve Çığlık arasında bir seçim yapamadım. Ben de ikisini birden seçtim.
 
 


21 Nisan 2013 Pazar

"Safkan - Jennifer L. Armentrout" Kitap Yorumu

 

KİTAP KÜNYESİ:

 
Kitap Adı: Safkan
Özgün Adı: Pure
Seri: Melez Sözleşmeleri #2
Yazarı: Jennifer L. Armentrout
Çevirmeni: Bilge N. Zileli Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Temmuz 2012
Sayfa Sayısı: 406
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 4,46


ARKA KAPAK:

 
Kaderini kendin çiz.

Bir yanda ihtiyaçlar. Bir yanda kader...
 
Doğaüstü bir yaratık olmak tam olarak muhteşem bir şey değil; özellikle her gittiğin yere “diğer yarının” da gittiği düşünülürse. Seth, eğitimde, ders dışında ve hatta yatak odasında Alexandria’yla birlikte ve bu hiç de eğlenceli değil. Aralarındaki bağın kabuslardan uzak kalmak gibi faydaları da var ama Alex’in safkan yasak aşkı Aiden’a olan hisleri üzerinde hiçbir etkisi yok. Ya da Aiden’ın onun için feda edecekleri üzerinde.

İblisler binayı istila edip öğrencilere saldırınca tanrılar furileri salıyor üzerlerine. Furiler, öğrencilere ve tanrılara karşı en ufak tehdidi ortadan kaldırmakla görevliler, buna Alex ve diğer Apollyon Seth de dahil. Bu sorunlar yetmezmiş gibi, gizemli bir varlık Seth’i tehdit ediyor, Alex de tehlikede. İşin içine tanrılar girince bazı kararlardan geri dönmek çok ama çok zor.

Alexandria kaderinde yazanla bilinmez arasında bir seçim yapacak.

BENİM YORUMUM:


     Bildiğiniz üzere geçenlerde hangi kitabın yorumunu yapmamı istediğinizle ilgili bir anket yapmıştım. Üç Dex kitabı arasında olan anket dün bitti ve kazanan da Safkan'dı.

    Safkan, Melez Sözleşmeleri serisinin 2. kitabı. İlk kitaba 5 vermiştim ama bu kitabı okuduktan sonra Melez'den daha çok beğendim. Aslında bunun aısl sebebi Seth'in bu kitapta daha fazla olmasıydı ama neyse. Şimdi konuya girelim...
 
Bu kısım bolca spoiler içerir.
 
     AIDEN VE ALEX. Team Seth olmama rağmen Aiden'ı da severim. Fakat bu kitapta Aiden, Alex'in iyiliği için kendini ondan uzak tutuyor. Alex'le Seth ise özellikle kitabın ortalarından itibaren çok yaklaşıyorlar. Bu yüzden Seth bu kitapta çok fazla vardı. Favori erkek karakterlerimden kendisi. Dediğim gibi, kitabı bana sevdiren şeylerden biriydi.

     Öhöm, neyse... Alex bir sebepten ötürü New York Akiti'ne gidiyor. Diğer yarısı Seth'le beraber. Peşlerinde Aiden, Marcus ve Lucian'la beraber.

     Oradaki sahneler en başta biraz sıkıcı da gelse sonralardan süper bir şeye dönüşüyor. Özellikle konsey oturumu ve Alex'in duruşması... Alex'in Telly'ye laf sokuşları çok eğlenceliydi.

     Bu kitapla ilgili söylenecek çok şey var aslında. Nasıl desem, süperdi. Sanırım New York Akiti'nde geçen yerler. Seth ve Alex'in çok fazla sahnesi var çünkü. Ayrıca Laadan diye çok sevimli bir kadın da var bu kısımlarda.

      JLA'nın kitaplarını seviyorum. Bu da en iyi kitaplarından biri sanırım. Açıkçası en başta Alex'in ve Seth'in ortadan kalkmasını isteyen düşmanlar ve onların yaptıkları dışında öyle çok büyük bir aksiyon göremedim. Ama son sayfalarda iblislerin Akit'e saldırması, furilerin sahneye çıkması, Alex'in çiğnediği büyük kuraldan sonra ağzım açık kaldı.

     Alex, yine inatçı, bildiğini okuyan, hep yalnış kararlar verip bazı olumsuz olaylara sebep olan kız olarak devam ediyor. Normalde bu huyları hoşuma gider ama kötü kararlar verdiğinde sinirleniyorum. Bu sefer onun suçu değildi ama Caleb'ın ölümüne aşırı üzüldüm.

     Neyse..... Bu sözcüğü çok kullanıyorum, konuyu sürekli dağıtırım fark ettiyseniz... Kitap genel olarak iyiydi, ama final süperdi. Sanırım sırf şu son sayfalardan beş alacak benden (Ve Seth sayesinde). Hele Aiden'la Leon'un kaç iblis öldürdüklerini saydıkları yere (alıntılar bölümünde, en altta)  bayıldım.

     Çooook iyiydi. Sanırım çok fazla alıntı yapacağım bu kitap için.

     Son olarak; Lucian'a şu gifle sesleniyorum:
 

ALINTILAR:

 
"Kolumu asla gevşetmemeliydin." Sonra beni çevirip omzundan attı. Yüksek sesli bir inlemeyle mindere çarptım. "Ay, düştün mü?"
"Yo." Yüzümü buruşturarak yuvarlanıp sırt üstü yattım. "Yere saldırdım."
(Alex ve Seth, sf. 79)

 
Caleb önüme geçti. "Fırsatını bulunca kaç."
Gözlerimi iblislerden ayırmıyordum. "Seni bırakmam." 
(Alex ve Caleb, sf. 163)

 
"Orada ölebilirdin, Alex, daha beteri de olabilirdi." Seth kesik kesik soluk alıp verdi, parmaklarıyla üst kolumu sıktı. "Paniğini hissettiğimde ne düşündüğümü biliyor musun?"
(Seth, sf. 179)

 
"Bana teşekkür edeceksin, değil mi?" Seth'in sesi neşeli geliyordu.
"Şey... edecektim. Artık o kadar emin değilim."
(Alex ve Seth, sf. 182)


"Neden kilitledin kapıyı?"
Seth bana muzur bir şekilde güldü. "Marcus'un bizi bölmesini istemem. Bu soğuk New York gecelerinde sana sokulup yatmak istersem ne olacak?"
Kaşlarımı daha da çattım. "Biz sokulup yatmıyoruz."
Kolunu omzuma koydu ve naneyle vahşi bir şeylerin kokusu burnumu gıdıkladı. "Sarılsak nasıl olur?"
"Bunu da yapmıyoruz."
"Ama sen benim minik tavşanımsın. Benim küçük Apollyon tav..."
Böğrüne çimdik attım.
(Alex ve Seth, sf. 197)

 
"Kıskanma. Tek minik tavşanım sensin."
(Seth, sf. 223)
 
 
"Bir saniye," dedim, sözleri nihayet kafama girince. "Bu kadar kötücül bir şeye dönüşmek istediğimi mi ima ediyorsunuz? Buna çanak tutuğumu mu?
Telly ellerini mağrurca kaldırdı.  "Bunu başka nasıl yorumlayacağımızı sanıyorsun?"
O zaman seyircilere baktım ve kısa bir an için Marcus'un yüzündeki kederli ifadeyi yakaladım. "Bunun tecavüzcü sloganı olduğunu biliyor musunuz? Mini etek giymişti, bu yüzden o da bunu istiyordu?.."  
(Alex, sf. 331)
 
 
Seth kaskatı kesildi ve boğuk bir ses çıkardı. "Lütfen bana soyunmadığını söyle."
Kıkırdadım. "Hayır."
Ellerini kafasında gezdirdi. O ipeksi saçlarının arasında gezdirdi parmaklarını. "Buna pişman olacağım. Buna çok pişman olacağım."
"Çıplak değilim be budala." Saçlarımı boynumdan çektim ve kıvırmaya başladım. "Hem tanıştığımızdan beri beni çıplak görmeye çalışıyorsun."
"Olabilir ama bu şekilde değil."
"Çıplak çıplaktır," dedim.
 (Alex ve Seth, sf. 349)
 
 
"Daha iyi misin?" Seth alnımdaki nemli saçları çekti.
"Ölmek istiyorum," diye inledim acınacak bir şekilde. "Galiba... ölüyorum."
"Öldüğün falan yok." Seth başını iki yana salladı. "Su iyi gelir. Sen şöyle dur..." Beni dik tutmaya çalıştı ama kayıp yere serildim. "Yatsan da olur."

(Alex ve Seth, sf. 356)


Adeleli, iri bir kol belime dolanmıştı. Benim kolum değildi bu.
Bak bu ilginçti işte.
(Alex, sf. 359)
 
 
Çok önemli ve çok utanç verici bir şeyi bulamamıştım. Çaresizlik içinde yerleri arıyordum.
"Galiba bu senin."
İçimden küfürleri sıralayarak döndüm. Aiden siyah, küçük ve incecik bir şeyi parmaklarının ucuyla tutmuş, sallıyordu.
Suratım renkten renge girdi. Elinden çekip aldım. "Sağ ol."
Aiden gülümsemedi. "O zevk bana ait," dedi. 
(Alex ve Aiden, sf. 367)
 
 
Aiden nereye baktığımı görmüştü. "Leon, şuradakinin yarısı benim sayılır. O yüzden altı buçuk etti." Sonra döndü, bir Muhafız'ı yere çivilemiş bir iblise yöneldi.
Leon omuz silkti. "İdare edersin. Benim on oldu, ezik," dedi.
 (Aiden ve Leon, sf. 388)
 

PUANLAMA:

 
5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!

 
Kitabın özellikle son kısımları süper ötesiydi. Kesinlikle aşık olunası. İlkinden bile daha iyi.

16 Nisan 2013 Salı

The Bane Chronicles #1 : What Really Happened in Peru


     Ölümcül Oyuncakların en sevilen karakterlerinden biri olan Magnus Bane'in artık kendi serisi var!!! Cassandra Clare ve iki yakın yazar arkadaşı Sarah Rees Brennan ve Maureen Johnson, on bölümden oluşacak e-book'un ilk bölümünü yayınladılar bile!
 
     Magnus Bane ile ilgili bilinmeyenlere ışık tutacak bu e-book yalnızca on bölümden oluşuyor ve en kötü yanı da bölümlerin ayda bir yayınlanıyor olması! Ölümcül Oyuncaklar'ın son kitabı City of Heavenly Fire çıkana kadar, yalnızca Aralık ayında iki bölüm yayınlanmak üzere, her ay bir bölüm yayınlanacak. Seri, 31 Aralık 2013'te son bölümünü yayınladıktan sonra son bulacak.
 
    
 
     E-book okumayı kendimi bildim bileli sevmem. Kitabı elime almaya, kitap okurken rahat edemeyip milyar kere pozisyon değiştirmeye, hatta kapağı çok güzel olanları gözümle taciz etmeye ve sayfaları psikopat gibi koklamaya alışığım çünkü. Ama bu sefer ingilizce olarak yayınlanıyor olmasını bile takmayıp okumak istiyordum. Bir de okumak için nereye tıklanacağını çözebilseydim ne güzel olacaktı!
 
     Buraya tıklayarak orjinal siteden tüm bölümlerin isimlerine bakabilirsiniz, ben buraya liste yapmaya üşeniyorum çünkü. İlgilenenler için bölümlerin kısaca özetleri de yine orjinal dilde var sitede.
 
     Bu arada ilk bölümü nereye sokmuşlarsa tebrik ederim. Tıklamadığım yer kalmadı ama açılmıyor?!?!?! Neyse, belki siz başarırsınız. Bana da haber verin de sorun bende miymiş, sitede mi öğreneyim :D (Sorun sitede olsun, sitede olsun lütfen sitede olsun) ♥
 

11 Nisan 2013 Perşembe

Liebster Blog Award #2

     Liebster Award'ı hatırlıyorsunuzdur, herkes birbirini aday gösteriyor falan filan. Kısaca özetlemek gerekirse; önce kendinizle ilgili 11 gerçeği söylüyorsunuz, sonra sizi aday gösteren blogger'ın 11 sorusunu yanıtlıyorsunuz, sonra kendiniz 11 blog aday gösteriyorsunuz ve sonunda aday gösterdiğiniz bloglara 11 soru hazırlıyorsunuz.
 
     Bunu ilk yaptığımda çok az kişinin bildiği bir blogun sahibiydim. Büyülü Kitaplık isteyen herkesi aday gösterdiğini söyleyince ben de yapmaya karar vermiştim. Aslında kişisel olarak aday gösterilmemiştim, ama isteyenler demişti ve ben istiyordum yani aday gösterilmiştim. (Evet, kendimi böyle avuttum -,-)
 
     Fakat şimdi gerçek bir adaylığım var, hu yeah! Sevgili Büyülü Ayraç beni mimlemiş!!! Büyülü Ayraç'a teşekkür ediyor ve nihayet Liebster şeysine başlıyorum.
 
 

KENDİMLE İLGİLİ 11 GERÇEK:

 
1) Hiç yerimde duramıyorum. Sürekli dans ediyorum veya tuhaf tuhaf hareketler yapıyorum :D
 
2) En ciddi ortamlarda dayanamayıp gülmeye başlarım.
 
3) Sağ bileğimde hiç çıkarmadığım mor bir bileklik var.
 
4) Sol omzumda nefret ettiğim, Amerika kıtasına benzeyen iğrenç bir doğum lekesi var. Neredeyse tüm omzumu ve sırtımın bir kısmını kaplıyor :(
 
5) Bu yaşımda hala sağımı solumu karıştırdığım için biri sağa/sola bak dediğinde kısa devre yapıyorum.
 
6) Arada başka tarzlar da dinlerim ama genelde rock müzik severim.
  
7) Sahillere bayılıyorum. Sahillerde yürüyüş yapmak, güneşin doğuşunu izlemek falan... çok tatlı geliyo bana.
 
8) 4 yıldır koyu bir Little Black Star'ım. Yani Avril Lavigne hayranı.
 
9) Bir keresinde kendimce kitap yazmaya çalışmıştım. Arkadaşlarım beğenmişti ama öyle tüm dünyanın beğeneceği türden şeylerden değildi. Sonra beğenmedim, tamamını sildim :D
 
10) Birisinin dış görünüşü, zevkleri, tercihleri yüzünden aşağılandığını görünce otomatik olarak savunmaya geçiyorum.
 
11) En sevmediğim huyum sinirlenince ağlamam sanırım. İnsanlar kırıldım, aşağılandım diye ağladığımı sanıyor ve ben onlara aslında kızdığımı anlatamıyorum. İğrenç bir his.
 
 
 

Büyülü Ayraç'ın 11 Sorusu:


1. Bu yaz neler yapmayı planlıyorsun?
 
Tüm gün "party hard" yapmayı ve evde olduğum günlerde de okul varken izleyemediğim tüm dizileri, filmleri izlemeyi, kitapları okumayı...

2. En sevdiğin erkek kitap karakteri kim?
Ohaa naptın? Şimdi Aiden, Seth, JACE, Maxon, WARNER, Tom, DEAMON, Cole, Jack, Chaol, Dorian, DAMON... Gel de seçim yap -_-

3. Şu sıralar takip ettiğin ve bize de önereceğin bir dizi var mı?
My Mad Fat Diary >>>
Dizideki herkeste İngiliz aksanı var o.O
Yalnız diziyi 6 bölüm yapıp 1 yıl ara verdiler ağağa -_-

4. En etkilendiğin söz hangisi?
Aslında daha vardır daha ama aklıma gelen bu:
"Bir insanın dış görünüşü eleştirmek, Tanrıyı eleştirmektir"

5. Kitapların son cümleleri sence nasıl olmalı?
"Oha lan noldu şimdi," dedirtecek, birkaç kez konrtol edip kitap gerçekten bitmiş mi diye baktıracak, yazara küfrettirecek kadar çarpıcı olmalıdır. Hem havada bitmelidir, hem de kaldığı yerden devam etmesi gerekmemelidir. Öyle bir cümleyle bitmelidir ki aynı anda hem hüzünlenelim, hem mutlu olalım, hem de içimize hani sanki kalbimiz eriyormuş gibi olan o duygu dolsun...
 
6. Senede kitap alışverişine ne kadar para harcarsın?
Hım... Şimdi, ayda 4-5 kitaptan yılda 48-60 kitap okudum ve hepsi ortalama 20 TL'ydi desem AMANIN! Napmışım ben? :D

7. İleri de nasıl bir hayat istiyorsun?
Ben, kardeşim ve en yakın arkadaşımız tüm dünyayı dolaşalım, yapmak istediğimiz her şeyi yapalım ve gençliğimizin tadını çıkaralım. Tek isteğim bu sanırım.

8. Sinemada en son hangi filmi izledin?
Percy Jackson ve Olimposlular - Şimşek Hırsızı. (Seni yerim Percy, tatlı olma Percy, yapma bunu Percy)

9. Evcil hayvanın olsa ismini ne koyardın, eğer varsa ismi ne?
Panda veya koala isterdim. İsim konusunda en ufak bir fikrim yok -_-

10. Odanda bir değişiklik yapsan bu ne olurdu?
Tavanımda gece parlayan yıldızlar veya galaksi resmi falan isterdim. Duvarları rocker şeyleriyle kaplardım. Gitarımı koyacak doğru dürüst bir yer olurdu. Kitaplığımın yeri değişirdi vs vs. Ah, bir değişiklik miydi? Pardon.

11. Şu an almak istediğin kitaplar hangileri?
Şimdilik almayı düşündüğüm değil de, kesin alacaklarım bunlar: Ölümcül Oyuncaklar, Büyü Ustası/Zehir Ustası, Eşleşme, Uyumsuz.
 
 
 

BENİM 11 SORUM:


1. Yaptığın en çılgınca şey neydi?
2. Bir kitap yazacak olsan neyle ilgili olurdu?
3. En sevdiğin yazar ve o yazardan okuduğun kitaplar?
4. En sevdiğin şarkının nakaratını yazar mısın?
5. Bir ünlüyle bir gün geçirecek olsan bu kişi kim olurdu?
6. Kitap okumak mı, film izlemek mi? Neden?
7. Hangi dizileri izliyorsun?
8. En beğendiğin kitap kapağını paylaşır mısın?
9. Süper kahraman olsaydın gücün ne olurdu?
10. "Herkes izlemeli" dediğin bir film?
11. En sevmediğin alışkanlığın?


 

ADAY GÖSTERDİĞİM 11 BLOG:

İşte beni en çok zorlayan madde... Liebster Award #1'de aday gösterdiğim kişiler dışında, sevdiğim blogların çoğu zaten defalarca kez aday gösterilmiş. Aynılarını aday göstermek tuhaf olurdu, sevmediğim blogları da aday göstermek istemiyorum... O yüzden bunu ilk yapışımdaki bloglardan aday gösterildiğini görmeyenler için hala devam ediyor, zaten sorular aynı :D