26 Mart 2013 Salı

"Gölgeler - Ilsa J. Bick" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Gölgeler
Özgün Adı: Shadows
Seri: Ashes Trilogy #2
Yazarı: Ilsa J. Bick
Çevirmeni: Barış Emre Alkım

Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Aralık 2012
Sayfa Sayısı: 499
Piyasa Fiyatı: 25.00 TL
Goodreads: 3.64




ARKA KAPAK:



Hayatta kalmak için ne kadar ileri gidersin?

 Ya değişim devam ediyorsa?

 Elektromanyetik darbe dalgası tüm elektronik aygıtları yok etmiş ve milyarlarca insanı öldürmüştü, geriye kalanların çoğunu da değiştirmişti.

Kıyamet hâlâ devam ediyor. Değişmişler hızla çoğalıyor, Bağışlanmışlarınsa hayatta kalma şansları giderek azalıyor. Kıyametin ardından Alex, Rule’un kendisini kurtaracağından ve ona aş
kı tattıracağından emindi.

Ama yanıldı.

Alex şimdi, hayatta kalmak ve Tom’u bulmak için savaşmak zorunda; hem onu kullanmaya çalışan yetişkinlere, hem de onu parçalarına ayırıp yemeye çalışan Değişmişlere karşı.

Büyük başarı kazanan Küller üçlemesinin ikinci kitabı Gölgeler’le Ilsa J. Bick, bu kez yepyeni bir soruyu ortaya atıyor:

Çaresiz kaldığında bir canavardan daha zalim olur muydun?





BENİM YORUMUM:


 
 
 
     Gerçekten çok güzel bir kitaptı. Ve hiç abartısız söylüyorum, ben Küller'i bitirdiğim ve meraktan tutuştuğum gün Gölgeler çıktı. Küller'in bittiği yerin bende yarattığı heyecan ve merakla Dex'in Facebook sayfasına girdim. Karşıma ilk çıkan şey Gölgeler oldu. İlk başta ne olduğunu anlamadım ama güzeller güzeli kapağı biraz daha inceledikten ve yazarın ismini gördükten sonra anladım. Anlar anlamaz da heyecandan yerimde duramaz oldum.

     Sonra bir gün, annem eve Gölgeler'le geldi. "Sadece birkaç sayfa" düşüncesiyle başladım ama duramadım.
 
     Bu kitap da bir önceki kadar heyecanlıydı. Hatta daha heyecanlıydı. Tam işler daha kötüye gidemez herhalde, dediğim anlarda işler daha kötüye gitti. Öyle ki yazar karakteri bu durumdan nasıl çıkarmayı planlıyor acaba, diye de merak ettim. Ama eninde sonunda, çok sevdiğim baş karakter Alex başını beladan kurtardı (ve kurtarır kurtarmaz daha fazlasına bulaştı).

     Üçüncü şahsın ağzından anlatılıyor kitap, biliyorsunuz. Normalde bu tür kitapları pek sevmem ama Gölgeler'de üçüncü şahıstan anlatılması gerektiğini anlıyorum. Karakterler birbirinden bağımsız olarak işkence gördüğü için olaylar bir kişinin ağzından anlatılırsa saçma olurdu.
 
     Spoiler.
 
     Alex'le Tom yine kavuşamadı ya, ona üzülüyorum. Ellie de ortalarda yoktu pek. Chris'e ne olduğuyla ilgili hiçbir fikrim yok. Lena zaten değişti değişecek. Peter işkence görmekle meşgul ve kendisini pek sevmesem de çok üzülüyorum. O sondan sonra Alex'in nasıl kurtulacağını merak ediyorum, belki Kurt yardım eder ama Alex de kendi başına bir şeyler yapabilirmiş gibi geliyor. İşler çok karıştı ve hepsinin nasıl çözümleneceğini çok merak ediyorumç
 
     Spoiler'ın sonu.
 
     Sonuç olarak tüm karakterlerin başına buyruk bir şekilde, farklı yerlerde birbirinden berbat durumlarda olması bana psikopatça bir zevk verdi. Küller'i zaten çok beğendiğimi söylemiştim, Gölgeler de süperdi. Bence okunması gereken bir seri. Çoğu zombi kitabından farklı. Çok sevdim.





ALINTILAR:

 

-Yere çivilenmişti ve onun öyküsü de işte böyle bitecekti. Karın içinde kollarını ve bacaklarını keseceklerdi ve bedeni, onun canını sıcacık, kızıl bir deniz halinde karlara boşaltacaktı. Ta ki kalbin pompalayacağı bir şey kalmayana kadar. (Alex'in Değişmişler'in eline düşmesi, sf. 43)

-Dokuz Değişmiş. On hücre.
Ve kemikler. Bir sürü küçük kemik. El parmakları. Ayak parmakları. Omurlar. Birkaç diş. (Peter'ın hücreye girişi, sf. 281)

-Haykıran Alex dümdüz aşağı düştü ve suya çarpmadan önceki son düşüncesi, önce ayaklar, oldu.
Suya gömüldü. (Alex'in düşüşü, sf. 475)


PUANLAMA:


5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!

 


Bir önceki kitaba nasıl aşık olduğumu biliyorsunuz. Bu kitapta işler iyice kötüleşti ama hoşuma gitti çünkü ben görebileceğiniz en büyük psikopatlardan biriyim. Karakterlerin birbirini hiç görememesi sinir bozucuydu. Konuşmaların en aza indirilip daha çok olayların anlatılmasına neden olmuştu. Ama aksiyon çok fazlaydı. O yüzden tam puan verdim.

"Marianne de Pierres - Kaçış Adası" Kitap Yorumu

KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Kaçış Adası
Özgün Adı: Burn Bright
Seri: Gecenin Yaratıkları #1
Yazarı: Marianne De Pierres
Çevirmeni: Sinem Güldal
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Mart 2012
Sayfa Sayısı: 260
Piyasa Fiyatı: 17.50 TL
Goodreads: 3,85



ARKA KAPAK:



Yıldızın parlasın!

Ixion Adası’na hoş geldiniz. Burası her daim karanlık. Burası tuhaflığın er meydanı. Bu garip adada tek bir şey var: hiç bitmeyen partiler. Burada sükunete yer yok, sıkıntıya ise hiç yok. Burada yalnızlık bir günah.

 Ixion, sadece hazzın peşinden koşanlar, karanlığın yanıltıcı rahatlığıyla ruhunu uyuşturanlar için. Son derece çekici ama bir o kadar tehlikeli ve zehirli.

 Retra Ixion’a gitmek istemiyor çünkü o bir Mühürlü. Onun ait olduğu kapalı toplumda kafalar mühürlü, hayat mühürlü. O hiç bitmeyen partiler, zevk-ü sefa ve özgürlük ona çekici gelmiyor. Ancak Retra’nın istediği bir şey var: iki yıl önce Ixion’a gitmek için ailesini terk etmiş olan ağabeyini bulmak. İtaat bandının verdiği acıya katlanmaya razı olarak yola çıkıyor.

 Retra, Ixion’a vardığında bu zehirli dünyadan uzak durmaya çalışıyor. Gel bana, diyor derinlerden gelen bir ses. Gecenin yaratıkları her köşede onu çağırıyor hevesle. Eğlence maskesi takmış kötülüğün derinlerine çekilmeden burada ayakta kalabilmek çok zor.


 Ey yavru yarasa! Ixion’da yıldızın parlasın ama sakın ha bilindik yollardan uzaklaşma. Karanlığın kalbinde yaşayacaksan, onun yaratıklarından uzak durabileceğini sanma!


BENİM YORUMUM:

 
 
     Pek sevmediğim, aksiyonu genellikle kitabın sadece sonlarında olan, öbür kısımları biraz sıkıcı olan kitaplardandı. İtiraf ediyorum; çok sıkıldım.

     Öncelikle kitabın kapağı ve arka kapağındaki tanıtımı muhteşem. Genelde çoğu kitap, arka kapakta çuvallar ama içeriği güzeldir. Bu kitapsa tam tersi.

     Başlamayı çok istediğim serilerden biriydi ve zevk alacağıma o kadar emindim ki hayal kırıklığına uğradım. Siz sakın böyle bir hataya düşmeyin, millet. Tüm kitaplara, en beğenilenlere bile düşük beklentilerle başlayın ki sonradan kitap size daha güzel gelsin. Yoksa durum böyle oluyor.
     Kitabın olduğu şeyle benim beklediğim arasında devasa bir fark var. Bunu okuyacağıma çok daha güzel kitaplar okuyabilirdim. Yaratıcı bir konusu var ama yazar iyi işleyememiş. Kitabın  ve serinin adı, kapağı, arka kapağı, her şey çok ilgi çekici. Karanlık, ürpertici ve değişik bir şey bekliyorsunuz. Sonra karşınıza bu çıkıyor. Gereksiz ötesi bir kitap.
 

PUANLAMA:


1,5 Taç: Ah, neydi o kelime... BERBAT? / Beğenmedim. Zaman kaybı.

 
Bu kadar güzel görünen bir kitabın böyle sıkıcı ve basit olması tam bir hayal kırıklığı.

"Küller - Ilsa J. Bick" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Küller
Özgün Adı: Ashes
Seri: Ashes Trilogy #1
Yazarı: Ilsa J. Bick
Çevirmeni: Barış Emre Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Kasım 2011
Sayfa Sayısı: 361
Piyasa Fiyatı: 19.00 TL
Goodreads: 3,94




ARKA KAPAK:



Dünyanın sonu yarın gelecek olsaydı?

Bir elektromanyetik darbe dalgası çakar gökyüzünde; tüm elektronik aygıtlar parçalanır, bilgisayarla çalışan tüm aletler yok olur ve milyarlarca insan o an, oracıkta ölür.

Hayatta kalan bir avuç insandan biri olan Alex, ölmüş anne babasına ve geçmişte kalan yaşamına veda eder. Çıktığı zorlu yolculukta, Afganistan’dan yeni dönmüş genç bir asker olan Tom ve büy
ükbabasını elektromanyetik darbede kaybetmiş olan sekiz yaşındaki Ellie ile karşılaşır.

Bu küçük grup ve hayatta kalan diğerleri için şimdi tüm mesele, yiyecek ve barınak bulmak, kime güveneceklerini iyi bilmek, darbe sayesinde kazandıkları güçleri iyi kullanmak ve bir de kimin insan, kimin artık “değişmiş” ve bir zombiye dönüşmüş olduğunun ayırdına varmaktır.

Her an bizim dünyamızın da başına gelebilecek bir felaketten sonrasını anlatan Küller, okurların elinden düşmeyecek, zaman zaman da kanını donduracak bir serinin ilk kitabı.



BENİM YORUMUM:


     Kesinlikle önyargılı yaklaştığım bir kitabın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz, bayanlar baylar. En yakın arkadaşım almış bu kitabı, ben de arka kapağa şöyle bir baktım, yüzümü buruşturdum, neyse şu sıralar okuyacak bir şeyim yok dedim ve ondan ödünç aldım (arkadaşım daha okumadan hem de *-*) ve önyargılı davrandığıma pişman oldum.
 
     İlk birkaç sayfayı sıkılarak okuduğumu itiraf etmeliyim; ama sonra bir baktım saatler geçmiş, benim elimde hala -artık ortalarına geldiğim- Küller var. Girdiğim şokun etkisinden çıkarak kitabı hemen kitaplığıma yerleştirdim ama çok zaman geçmeden tekrar alıp okumaya başladım, bu şekilde günler geçti ve kitap bitti.

     Kitabın bittiğini en başta anlamadım çünkü çoğu bölümün sonu bu şekilde havada bırakılmıştı. Sonra bittiğini anlar gibi olduğum ama inkar etmeye çalıştığım sürece girdim. Ama ne kadar inkar edersem edeyim gerçek buydu, kitap bitmişti. Hem de inanılmaz gıcık bir sonla.
 
     Sonra çok ilginç bir şey oldu. Sinirle Facebook'a girdim, ikinci kitabın çıkış tarihiyle ilgili bilgi bulabilmek umuduyla. Ana sayfamın en başında yeni bir kitabın tanıtımı duruyordu. Şöyle bir baktım, bu kitabın Küller'in ikincisi olduğuna emin oldum ve sırıta sırıta annemden bu kitabı isterken yapacağım şirinlikleri düşündüm.
 
     Her neyse, kitabı anlatayım ben. Öhöm öhöm. Kesinlikle önyargılı yaklaşılmaması gereken bir seri. Ben çok beğendim ve nefesimi tutarak okudum.
 
     Bu kitapta aksiyon sadece sonlarda veya ortalarda yoktu. Kitabın sonuyla başındaki heyecan aynı sayılırdı. Kitabın neresini açsam aksiyon, neresini açsam distopya.
 
     Bir elektromanyetik darbe dalgası sonrasında elektrikle çalışan cihazların parçalanır, milyarlarca insan ölür ve geriye kalanların büyük bir kısmı değişir. Kitap, kıyamet sonrasında Alex, Tom ve Ellie'den oluşan küçük bir grubun hayatta kalmak için yaptıklarını konu alıyor.

     Gerisi spoiler'a girebilir.

     Bu küçük grup ne yazık ki birbirlerini kaybediyorlar. Sonra da Alex, Tom'u ve Ellie'yi bulma umuduyla Rule adındaki kasabaya sığınıyor fakat oradan da kendisine yarar gelmeyeceğini anlayınca kaçmaya karar veriyor.
 
     Bu arada Alex'i, baş karakteri anlatayım biraz. Kitap onun ağzından anlatılmıyor fakat onun ağzından anlatılmış kadar var. Dik başlı, inatçı, aklına koyduğunu yapan bir kız. Sevdiklerini korumak için elinden geleni ardına koymuyor. Çok güzel saçları var ^_^. Tom'a aşık ama sonradan Chris diye bir yakışıklıyla da yakınlaşıyor. Beyninde tümör var. Ölen ailesinin küllerini taşıyor. Falan filan.

     Spoiler biter.
 
     Distopya aşkımı tavan yaptıran bu seriye kesinlikle bayıldım. Kitap tam anlamıyla bir distopyaydı.
 
     İnsan yiyenler var bu arada bu seride; insanları nasıl parçalara ayırıp yedikleri ayrıntılı olarak anlatılıyor. Bu insan yiyenlere ister Chucky, ister Değişmiş, ister zombi, ister de benim tercih ettiğim gibi "beyni kızarmış çocuklar" deyin. Ama genelde Değişmiş diye geçiyorlar.
 
     Bir de Bağışlanmışlar var. Değişmesi gereken yaşta olduğu halde "değişmeyenler". Ancak bir Bağışlanmış olmak garanti değil çünkü elektromanyetik darbe dalgasının üzerinden ne kadar geçerse geçsin her an değişebilirsiniz.

     Klasik bir zombi kitabı değildi. Ben çok beğendim. Öneririm.


PUANLAMA:



5 Taç: TEK KELİMEYLE HARİKA! Okumazsan çoook şey kaybedersin!



Beş puan! Kıyamet sonrası distopya türünün en güzel örneklerinden biriydi, bana kalırsa. Fakat psikolojiniz tüm bu dehşete katlanamıyorsa, başlamanızı hiç tavsiye etmem.

22 Mart 2013 Cuma

"Başlayanlar - Lissa Price" Kitap Yorumu


KİTAP KÜNYESİ:

Kitap Adı: Başlayanlar
Özgün Adı: Starters
Seri: Başlayanlar #1
Yazarı: Lissa Price
Çevirmeni: Kadir Yiğit Us
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Mayıs 2012
Sayfa Sayısı: 338
Piyasa Fiyatı: 19.00 TL
Goodreads: 3,90
 

ARKA KAPAK:


Bedenine sahip çık!

Biyolojik Savaş, orta yaşlı insanları yeryüzünden sildi. Geriye sadece çocuklar, gençler ve yaşlılar kaldı. Yaşlılar, yani Sonlayanlar, hayatlarına devam ediyorlar. Paraları ve işleri var, üstelik gelişen tıp ömürlerini de uzattı. Esas sorun ise gençler, yani Başlayanlar. Tümünün anne babası öldü, sokakta kaldılar, beş paraları yok ve açlar. Hayatta kalabilmek için her şeyi yapmaya hazırlar.

Callie’nin tek umudu ise Taze Hedefler: bir beden bankası. Burası, gençliklerini yeniden yaşamak isteyen Sonlayanlar’a, üstün bir teknolojiyle geliştirilen bir sistem sayesinde genç bir beden veriyor. Başlayanlar’ın bedenlerini kiralayıp yaşlı vücutlarıyla yapamadıkları her şeyi yapıyorlar. Kiralanan genç bedene ne olduğu ise kimsenin umurunda değil.

Callie de bedenini kiraya veriyor çünkü paraya ihtiyacı var, hasta kardeşine bakabilmek ve yaşamını devam ettirebilmek için.
 
Ancak bir sorun çıkıyor. Kiracı, Callie’nin bedenini bir cinayet işlemek için kullanmanın peşinde. Callie sistemde çıkan bir hata sonucu birden kendi bedeninde uyanıyor ama kiracısı hala sisteme bağlı. Şimdi tek bedenin içinde iki kişi var, bir de önlenmesi gereken bir cinayet.

Başlayanlar, uzak bir gelecekte, çıldırmış bir dünyada zorlu bir yaşam mücadelesi. Bu soluk soluğa macera ve gizem dolu kurgu, bilimkurgu ve distopya sevenlerin hafızasına kazınacak.



7 Mart 2013 Perşembe

TAHEREH MAFI - BANA DOKUNMA YORUMU



KİTAP KÜNYESİ: 


Kitap Adı: Bana Dokunma
Özgün Adı: Shatter Me
Seri: Bana Dokunma #1
Yazarı: Tahareh Mafi
Çevirmeni: Bilge Zileli Alkım
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Mayıs 2012
Sayfa Sayısı: 321
Piyasa Fiyatı: 20 TL
Goodreads: 4.04




ARKA KAPAK:



Dokunuşum ölümcül. Dokunuşum güç.

Juliette tam 264 gündür kimseye dokunmadı.

En son birine dokunması bir kazaydı. Ama Yeniden Kuruluş onu cinayetten içeri tıktı. Juliette’in dokunuşunun neden bu kadar ölümcül olduğunu kimse bilmiyor. Kimseye bir zarar vermediği sürece bu durum kimsenin de umurunda değil çünkü dünya zaten perişan durumda. Her gün yeni bir hastalık ortaya çıkıyor, gıda sıkıntısı had safhada, gökyüzünde tek bir kuş kalmadı ve bulutlar garip bir renkte.
Yeniden Kuruluş, yeni düzenin tek çare olduğunu iddia ettiği için Juliette’i bir hücreye kapattı. Hayatta kalan bir avuç insan ise savaş naraları atıyor. İşte bu yüzden Yeniden Kuruluş fikir değiştirmek üzere. Juliette onlar için mükemmel bir silah olabilir. Juliette, yeni düzenin tek silahı olabilir.
Juliette karar aşamasında. Ya bir silah olacak. Ya da bir asi.
Tahereh Mafi, Bana Dokunma’da yürek burkan bir romantizmle distopya türünü bir araya getiriyor. Juliette’in iç dünyasını yenilikçi bir üslupla metnine yansıtan yazar, okurları Juliette’in zihninin içine davet ediyor.

BENİM YORUMUM:

 


Bana Dokunma, tüm kaynakların tükendiği ve gökyüzünde tek kuşun kalmadığı bir dünyada, hiç kimseye dokunamayan bir kızın yaşamını anlatıyor. Dokunuşu esrarengiz bir şekilde ölümcül. Kız gerçekten kötü durumda; kendi ailesi onu yetkililere veriyor ve bir hücrede 264 gün geçiriyor.

Hücrede tek başına, çaresiz ve yalnız bir halde geçirdiği günler devam ederken birden hücreden çıkarılıyor ve Warner'a (İlk ismini söylememekte ısrarcı olan, gizemli, çekici, güçlü, acımasız, seksi karakter.) götürülüyor. Warner'dan da ilginç bir teklif alıyor.

Juliette, Yeniden Kuruluş için ölümcül dokunuşuyla mükemmel bir silah olabilir.

...
Sonrasında da Juliette Yeniden Kuruluş için çalışmak veya bir asi olmak arasında seçim yapıyor.
Bence gayet güzel, akıcı bir kitaptı. Anlatım baş karakter Juliette'in ağzındandı ve bence Juliette'in dış dünyayla olan bağlantısı çok güzel anlatılmıştı.

Kitapta Juliette'in düşündükleri ile söyledikleri arasındaki farkı anlatmak için kullandıkları yöntem de oldukça ilginçti. Düşündüğü şeylerin üzerini çizip söylemesi gereken şeyler yazılmıştı. Oldukça da orjinal bir konusu ve akıcı bir anlatımı vardı.

Ha, bu arada...

Kas yığını ve gerçek olamayacak kadar romantik erkeklerdense, gücü elinde bulunduran ve daima zekice espriler yapan kötü erkekleri tercih ederim. TEAM WARNER!!!

Sanırım Warner'ı çoğu kişi sevmese de özellikle sonraki kitaplarda Warner ile ilgili daha çok şey öğrendiğimizde (ilk adı gibi!) bence ondan birçok kişi hoşlanacak. Ben hala onu çoook seviyorum. Belki bunun nedeni onun için kafamda seçtiğim rol modelin Joseph Morgan (♥) olmasıdır :D


Son olarak, sizce de orjinal kapak daha güzel değil mi? Güzelim kapağın içine etmişler. Türkçe olarak almadan önce bunu görsem İngilizce edisyonunda okurdum :/.

ALINTILAR:


- Warner yüzünü çevirdi, böylece profiline bakıyordum. Ellerini kenetledi. Fikrini değiştirdi. Dudaklarına dokundu. 'Ben sadece sana yardım etmeye çalışıyorum.'
'Yalancı.'
Bunu düşünüyora benziyordu. Sadece bir kez başını öne salladı. 'Evet. Çoğu zaman, evet.'
'Burada olmak istemiyorum. Senin deneyin olmak istemiyorum. Bırak gideyim.'
'Hayır.' Ayağa kalktı. 'Maalesef bunu yapamam.'
'Neden?'
'Yapamam da ondan. Ben-' Parmaklarını çekiştirdi. Boğazını temizledi. Kısa bir an için bakışları tavana değdi. 'Çünkü sana ihtiyacım var.'
'Bana insanları öldürmek için ihtiyacın var!'
Hemen cevap vermedi. Muma doğru yürüdü. Eldiveninin tekini çekip çıkardı. Çıplak parmaklarıyla alevi gıdıklıyordu. 'Biliyorsun, kendi başıma da pekala insanları öldürebilirim, Juliette. Bu işte üstüme yoktur.' (Juliette ve Warner, sf. 81-82)

- Titremeye başlayan ellerimi sımsıkı kavradım. 'Hakkımda hiçbir şey bilmiyorsun.'
'Ama sen yine de beni çok iyi tanıdığını iddia ediyorsun.'
Dişlerimi sıktım, konuşmak için kendime güvenmiyordum.
'Eh, en azından ben dürüstüm,' diye ekledi.
'Yalancı olduğu az önce sen de kabul ettin!'
Kaşlarını kaldırdı. 'En azından yalancı olduğum konusunda dürüstüm.' (Juliette ve Warner, sf. 83)

- 'Ben gerçekleri görmezden gelmiyorum - '
'Tabii ki öyle yapıyorsun. Sadece bunu daha bilmiyorsun, Juliette ama sen çok kötü bir kızsın," dedi kalbini tutarak. 'Tam benim tipimsin.' (Juliette ve Warner, sf. 127)

- Hemen giydim, ayak parmaklarımın üzerinde yükselip yeni kıyafetimin keyfini çıkardım. Kendimi yenilmez hissediyordum. Hayatımda ilk defa keşke aynam olsaydı, diye hayıflandım. Önce Kenji'ye, sonra Adam'a ve Winston'a baktım. 'Ne diyorsunuz? Acaba... iyi durdu mu?'
Kenji acayip bir ses çıkardı.
Winston kol saatine baktı.
Adam'ın yüzündeki sırıtış silinmek bilmiyordu. (Juliette, sf. 321)




PUANLAMA:


4 Taç: Bence gayet güzeldi. Şöyle bir düşünüp alın.




Puanım 4. Çünkü içeriğinde eksikler vardı. Ama okunacak kitaplar listeniz çok kabarık değilse, distopya severler için çok güzel bir kitap. İkincisini sabırsızlıkla bekliyorum.