7 Haziran 2013 Cuma

"Ruhsuz - Jodi Meadows" Kitap Yorumu

 

KİTAP KÜNYESİ:


Kitap Adı: Ruhsuz
Özgün Adı: Incarnate
Seri: Newsoul #1
Yazarı: Jodi Meadows
Çevirmeni: Taylan Taftaf
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Ağustos 2012
Sayfa Sayısı: 341
Piyasa Fiyatı: 21.00 TL
Goodreads: 3,81


ARKA KAPAK:

Bundan önceki yaşamında kimdin?

DENEYİMLİ RUHLAR ve RUHSUZLAR

Binlerce yıldır, Sınır’da milyonlarca ruh yeniden, yeniden dünyaya geldi, her bir yeni yaşamda da geçmiş yaşamlarındaki anılarını ve deneyimlerini beraberinde getirdi. Ana ise bir Yeniruh: yani Ana doğduğunda bir başka ruh yok oldu ve kimse bunun sebebini bilmiyor.


 Ana’nın kendi annesi bile Ana’nın ne olduğunu biliyor ve bu, ne yazık ki, çok kötü şeylerin habercisi; işte bu yüzden annesi Ana’yı her zaman korumaya çalıştı. Ana, bu koruma çemberinden kurtulup reenkarne olup olamayacağını öğrenmek için, Kalp şehrine gidiyor. Ancak oralılar, başlarına bir felaket geleceği korkusuyla Ana’nın varlığından huzursuzlar. Ejderhaların ve hava perilerinin şehirlerine saldırmasının sebebi Ana olabilir mi?
Sam ise Ana’nın bir Yeniruh olmasından rahatsız değil. Ana’yı savunduğu zaman aralarındaki ilişki filizleniyor. Fakat Sam, yalnızca bir kez yaşayabilecek bir ruhu sevebilecek mi? Peki Ana’nın düşmanları, insanlar ve yaratıklar, onların birlikte olmalarına izin verecek mi?

Ana, ona yaşamını bahşeden ama bir diğer ruhu yok eden hatanın sebebini açığa çıkarmak zorunda. Fakat onun bu arayışı, Kalp şehrini yerle bir edebilir ve reenkarnasyon yasalarını sonsuza dek yok edebilir.

Jodi Meadows, insan ruhuna bambaşka bir bakış açısı getiren bu hikâyede fantazya ve macerayı birleştirirken, reenkarnasyon ve ruh kavramını sorgulamamızı sağlıyor.


BENİM YORUMUM: 


      Aslında bu kitabı okumak pek de planlarımda yoktu. Kapağıyla uzak mesafeli ilişki yürüttüğüm, ama kendisiyle zerre kadar ilgilenmediğim bir kitaptı. Ama kitap zevklerimizin genellikle uyuştuğu bir kız (bu kız aynı zamanda bana Gece Evi'ni öneren kız, o yüzden artık zevkine pek güvenemiyorum) kitabı bana ödünç verdi. Ben de sanki daha önümde yaklaşık 80 kitaplık (hiç durmadan çıkan yeni kitapları ekleyip durunca daha büyüyor bu liste) bir okunacaklar listem yokmuş gibi okudum.

     Şimdi, Sınır'da yaşayan bir milyon mu ne kişi var ve bu sayı hiç değişmiyor. Çünkü içlerinden birisi ölürse, bir süre sonra yeniden doğuyor. Yani, bir bakıma herkes ölümsüz. Her yaşamlarında farklı bedenlerde ve cinsiyetlerde olabiliyorlar. Ne kadar kötü bir şey değil mi? "Ay dur bi aynaya bakayım, bu yaşamımda kız mıyım erkek mi?" İğrenç :)

     Neyse, herkes böyle bir doğup bir ölürken içlerinden Ciana diye bir kız ölünce Tapınak kararıyor. Ah, başa saralım.

     Söylenene göre, her ne kadar bunu kimse kanıtlayamasa bile Sınır'daki ruhların yeniden doğmasını sağlayan kişi Janan ve bu kişi/nesne/herneyseondan Tapınak'ta yaşıyor. Tapınak'ın kapısı falan da yok ama sonlara doğru Tapınak'la ilgili saçmalık seviyesine yakın ilginçlikte gerçekler keşfediyoruz.

     Devam edelim. Ciana öldükten sonra Li ve Menehem'in çocuğu olarak doğması bekleniyor. Fakat bunun yerine daha önce hiç doğmamış bir ruh olan Ana doğuyor, yani bir Yeniruh.

     Li, Ciana'nın yaşamını çalmış olan Ana'nın annesi olmanın verdiği utançla Kalp şehrini terk ediyor ve Ana'yı gözden uzak bir yerde büyütüyor. Babası Menehem ise Sınır'ın dışında bir yerlere kaçıyor ve ondan bir daha haber alınamıyor. Daradaram.

     Ana 18 yaşına geldiğinde nefret ettiği annesinin evinden ayrılıp Kalp şehrine doğru yolculuğa çıkıyor. Kim olduğunu, neden Ciana'nın yerine geçtiğini ve bir daha doğup doğamayacağını da bu şehirde öğrenebileceğini umuyor. Sanırım oradakilerin de kendisini davul zurnayla karşılamasını bekliyor.

      Böylece yolculuğa çıkıyor ve bir hava perisi saldırısında neredeyse ölecekken Sam ile karşılaşıyor. İşte mıymıy etmeler, kavgalar, sahiplenmeler falan bunlar sevgili olacak zaten en başından belli oluyor.

     Sonrasındaysa işler Pretty Little Liars havasına bürünüyor. Bir sürü cevapsız soru, ateistlerin bile açıklayamacağı olaylar... Yazar bu cevapsız soruların cevaplarından bazılarını son iki bölüme öyle bir yüklemiş ki "Noluyor lan?" diye kalıyorsunuz. Ama yine de ilk kitapta açıklanmayan ciddi durumlar kaldı.
     Bu kitap böyle kalamaz, eminim ki ikincisi falan vardır ve yazar ikinciyi merak edelim diye bu kadar cevapsız soru bırakmıştır. Fakat ben şahsen merak etmekten çok sıkılmış bir durumdayım.
     Kitabın konusu güzel, fakat iyi yansıtılamamış. Akıcılıktan eser yok. Güzel bir konuyu sıkıcı bir şekilde anlatan yazarlar ve basit bir konuyu harika bir şekilde anlatan yazarlar vardır. Bu yazarın sadece bir kitabını okudum ama bana şimdilik birincisi gibi geldi. Evlilik programlarında "elktrk almdm esra hnm .s" diyenler gibi, benim de bir sebepten kanım ısınmadı kitaba.
     Sentorlar, griffinler, hava perileri, ejderhalar, troller ve hayatımda adını daha önce duymadığım birkaç mitolojik yaratığın bulunduğu bir kitaptı. Sizi kitaptan soğuttuğumun farkındayım ve aslında her şeye kötü yorum yapan biri değilimdir ama fazla beğenemedim bu kitabı. Sanırım özellikle de en başlarda kendisini ruhsuz gibi gören, sonradan da ben ruhsuz değilim atarları yapan, Sam'e körü körüne bağlı (erkekleri tanrılaştıran kızlardan nefret ederim) ve bir türlü çözemediğim Ana karakteri yüzünden.
     Son olarak, ilk kitabın kapağı çok güzel fakat serinin yurtdışındaki diğer kapaklarına şöyle bir baktım, bakmaz olaydım. Kızın yüzündeki anlamsız kelebek kanatları önce melek kanatlarına dönüyor, sonra böyle iyice tavus kuşumsu bir görünüm falan kazanıyor. Kız birazdan uçacak, o derece.
 

ALINTILAR:


"Konuşmayı öğrenmem için de sana yardım etmiş olmalı." Bir kez daha omuz silktiğimden kendi kendine güldü. "Ya da etmedi."
(Sam, sf. 23)
"Sen bir ruhsuz değilsin. Nasıl istersen öyle hissetmeye hakkın var."
(Sam, sf. 52)
Belli ki beni gizlice takip etmediğinde Sam mutsuz oluyordu. Bu yüzden önceki yüz yaşamı nasıl da tatmin edici olmaktan uzaktı kim bilir.
(Ana, sf. 100)
Piyanoda birkaç nota çaldıktan sonra, "Arkadaşın oldu mu hiç?" diye sordu.
"Onlar hakkında bir şeyler okudum ama var olduklarına inanmıyorum."
"İğneleme yeteneğin inanılmaz."
(Ana ve Sam, sf. 102)
"Önce egomu iyileştirmeme yardımcı olacak her şeyi söyleyeceksin. Arkasından yeniden alaşağı edebilirsin."
(Ana, sf. 204)


"Ne oldu?" Gecenin sorusu.
(Ana, sf. 331)



PUANLAMA:


3,5 Taç: İyinin kötüsü, kötünün iyisi. Sen bilirsin ama okumazsan bir şey kaybetmezsin. / Bence gayet güzeldi. Şöyle bir düşünüp alın.




Kitap kötü değildi, öyle "Keşke hiç okumasaydım"lı bir şey de değildi ama iyi de sayılmazdı. İşte böyle kitaplara 3 verdiğimde haksızlık yapmışım gibi hissediyorum ama 4 de veremiyorum. Okuyacak bir şeyiniz yoksa -ki kesin vardır- okuyun sadece.